Milli ve İnsani His

M. Kemal, kurtuluş hareketine en büyük milli his kuvvetiyle girişmiştir. Bunu sonraları zaman zaman hatırladıkça O, ilk hislerinin hiç eksilmeyen heyecanını duymuştur. Atatürk için daima, millet mevcudiyeti esas olmuştur. Çünkü, her maddi manevi yokluğu var eden Büyük Tanrı’nın insana verdiği kuvvet ve kudretle milli hislerin ulviyetine dayanılarak, bütün işlerin başarılabileceğine iman etmek lazımdır. Atatürk bu meselede şu suretle telkinlerde bulunmuştur. ”Milletin içtimai nizam ve sükûnunu, hal ve istikbalde refahı, saadeti, selameti ve masumiyeti medeniyette terakki ve tealisi için insanlardan her hususta alaka, gayret, nefsin feragatini ve icap ettiği zaman seve seve nefsinin fedasını talep eden milli ahlaktır. Mükemmel bir millete, milli ahlakiyat icapları o millet efradı tarafından adeta muhakeme edilmeksizin vicdani, hissi bir şevkle yapılır. En büyük milli heyecan işte budur.”

 

Bu fikirlerin tatbikatı olarak ve bu yüksek milli hisleriyle hareket etmiş olan Atatürk, muvaffak olmuş bir insandır.

 

O, 1923 yılında Afyonkarahisar’da gençlere hitap ederken; aynen şöyle diyor:

 

”Bende fazla teşebbüs görüldüyse bu benden değil, milletin muhassalasından çıkan bir teşebbüstür. Sizler olmasaydınız, sizlerin vicdani temayülâtınız bana istinat noktası teşkil etmemiş olsaydı, bendeki teşebbüslerin hiç biri olmazdı.”

 

Atatürk’ün her vesile ile söylediği bütün sözleri tetkik edildiği zaman, milli hisleri daima esas telakki ettiği görülür.

 

”İlham ve kuvvet menbaı milletin kendisidir” fikrini daima tekrar eden Atatürk, en başta milli hisleri kuvvetli olan vatandaşların mevcudiyetine önem vermiştir. Fakat aynı zamanda, o medeni ve insani hislere büyük değer verilmesini telkin etmeyi asla ihmal etmemiştir.

 

Milli hissin yanında, insani hissin şeref payı çok büyüktür. Çünkü Atatürk için, dünya milletleri içinde Türk milleti, medeniyet sahasında paralel yürüdüğü zaman büyük milli bir kudrettir.

 

Milletler, fertlerin ayrı ayrı çalışmalarıyla vücuda getirdikleri eserlerle ve büyük adamlarının hangi sahada olursa olsun başardığı muvaffakiyetlerle tarihe geçerler ve yaşayan varlıklarını korurlar. Bu esaslara göre tarihte büyük tanınmış şahısların fikir hazinesinden daima istifade etmek lazımdır.

 

İşte bu bakımdan bizim Kurtuluş Savaşımızın emperyalizme karşı başarısından sonra Doğu milletleri Atatürk’ü hür ve bağımsız bir varlık olmanın öncüsü sembolü addetmişlerdir.

 

Kaynak: Atatürk’ten Yazdıklarım
belgesi-2584

Belgeci , 2422 belge yazmış

Cevap Gönderin