Osmanlılar döneminde yaşamış olan Türk bilginlerinin bilimselfaaliyetleri hakkındaki bilgilerimiz yeterli değildir. Çoğu, zamanınbilim dili olan Arapça ile yazılmış bilimsel eserlerin büyük bir kısmıhenüz incelenmediği için, Osmanlı bilim tarihine ilişkin genelyargılarda bulunmaktan şimdilik kaçınmak gerekir. Ancak XVI. yüzyılınünlü bilginlerinden Takîyüddîn'in astronomi ve matematik sahalarındakiçalışmaları, gelişmiş bir bilimsel bilgi birikimine ilişkin çok güçlüipuçları vermektedir.Osmanlılar dönemindeki bilimsel etkinlikler, Gelenekçi Dönem veYenilikçi Dönem olarak adlandırabileceğimiz iki ayrı başlık altındaincelenebilir. Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan İstanbul Gözlemevi'ninyıkılışına kadar geçen birinci dönemde, bilimsel araştırmalarSelçuklular aracılığıyla İslâmî birikimden aktarılan gelenekselkuramlar çerçevesinde yürütülmüşken, İstanbul Gözlemevi'ninyıkılışından Türkiye Devleti'nin kuruluşuna kadar geçen ikincidönemde, başta matematik, astronomi, coğrafya, tıp ve mühendislikalanları olmak üzere Batı'dan aktarılan yeni kuramlaradayandırılmıştır.Osmanlılarda yaklaşık olarak üçer asır süren yükseliş ve çöküş süreci,siyasî bir süreçtir ve Osmanlı Dünyası'ndaki bilimsel etkinlikler,Fâtih dönemi bir yana bırakılacak olursa, siyasî yükseliş ve çöküşekoşut bir gelişme izlememiştir. Osmanlı Türkleri, daha Selçuklulardöneminde, belki de daha öncesinde İslâm medeniyetiyle ve bumedeniyetin genel gelişim seyriyle bütünleştikleri için, 12. yüzyıldansonra giderek önemini ve değerini yitirmeye başlayan bilimselyaratıcılığın düşüşünden kısmen de olsa etkilenmişlerdir. Gerçi budönemde, gerek Osmanlı sahasında ve gerekse bu sahanın dışındakisahalarda bu düşüşü durdurmaya çalışan Nasîrüddin el-Tûsî gibi, UluğBey gibi ve Takîyüddîn ibn Maruf gibi çok değerli bilginleryetişmiştir; ancak bunların çabaları bilimsel etkinliklerin 12. yüzyıldan sonra yapılan çalışmalar genellikle özgün değildir veeskileri özetlemek, kısaltmak ve uzatmak ve yorumlamak gibi özüitibariyle yenileyici değil yineleyici bir yaklaşımın ürünüdür.14. yüzyılda bütün kurum ve kuruluşlarıyla İslâmiyeti koruma ve yaymagörevini üstlenen Osmanlılar, 17. yüzyıldan itibaren HıristiyanAvrupa'nın bilim ve tekniğe dayandırılmış askerî mekanizmasıkarşısında başarısız olmaya başlayınca, siyasî, iktisadî ve askerîalanlar başta olmak üzere hemen hemen her alanda yeni düzenlemeleryapmak mecburiyetinde kalmışlar ve bu düzenlemeler sırasında,genellikle Avrupalıların oluşturmuş oldukları modellerden yararlanmayoluna gitmişlerdir. 17. ve 20. yüzyıllar arasında, bilim alanında dabenzer gelişmeler yaşanmış ve giderek genişleyen ve derinleşen birBatılılaşma süreci sonunda Aristoteles, Galenos ve Batlamyus gibiYunanlılar ile İbn Sinâ ve Beyrûnî gibi Müslümanlar tarafından temsiledilen geleneksel bilim kuramları bırakılarak Avrupa'da üretilmiş yenikuramlara geçilmiştir.FizikGeleneksel fizik çalışmaları bu dönemde de sürmüş ve Takîyüddîn optikalanında, Yanyalı Esad Efendi ise mekanik alanında önemli çalışmalaryapmışlardır.Çağdaş fizik ise on dokuzuncu yüzyılın başında Mühendishane-i Berrî-iHümâyûn Başhocalarından İshak Hoca'nın Matematiksel Bilimler Derlemesiadlı yapıtıyla girmiş ve yayılmıştır.TakîyüddînTakîyüddîn bu dönemin en büyük bilginidir. Matematik ve astronomibaşta olmak üzere birçok alanda araştırmaları vardır. Özellikletrigonometri alanındaki çalışmaları övgüye değerdir. Özellikletrigonometri alanındaki çalışmaları övgüye değerdir. 16. yüzyılın ünlüastronomu Copernicus sinüs fonksiyonunu kullanmamış, sinüs, kosinüs,tanjant ve kotanjanttan söz etmemiştir; oysa Takîyüddîn bunlarıntanımlarını vermiş, kanıtlamalarını yapmış ve cetvellerini",1] ); //--> gerileyişini, yavaşlatmaya yetmiş olsa bile, durdurmaya yetmemiştir.12. yüzyıldan sonra yapılan çalışmalar genellikle özgün değildir veeskileri özetlemek, kısaltmak ve uzatmak ve yorumlamak gibi özüitibariyle yenileyici değil yineleyici bir yaklaşımın ürünüdür.14. yüzyılda bütün kurum ve kuruluşlarıyla İslâmiyeti koruma ve yaymagörevini üstlenen Osmanlılar, 17. yüzyıldan itibaren HıristiyanAvrupa'nın bilim ve tekniğe dayandırılmış askerî mekanizmasıkarşısında başarısız olmaya başlayınca, siyasî, iktisadî ve askerîalanlar başta olmak üzere hemen hemen her alanda yeni düzenlemeleryapmak mecburiyetinde kalmışlar ve bu düzenlemeler sırasında,genellikle Avrupalıların oluşturmuş oldukları modellerden yararlanmayoluna gitmişlerdir. 17. ve 20. yüzyıllar arasında, bilim alanında dabenzer gelişmeler yaşanmış ve giderek genişleyen ve derinleşen birBatılılaşma süreci sonunda Aristoteles, Galenos ve Batlamyus gibiYunanlılar ile İbn Sinâ ve Beyrûnî gibi Müslümanlar tarafından temsiledilen geleneksel bilim kuramları bırakılarak Avrupa'da üretilmiş yenikuramlara geçilmiştir.FizikGeleneksel fizik çalışmaları bu dönemde de sürmüş ve Takîyüddîn optikalanında, Yanyalı Esad Efendi ise mekanik alanında önemli çalışmalaryapmışlardır.Çağdaş fizik ise on dokuzuncu yüzyılın başında Mühendishane-i Berrî-iHümâyûn Başhocalarından İshak Hoca'nın Matematiksel Bilimler Derlemesiadlı yapıtıyla girmiş ve yayılmıştır.TakîyüddînTakîyüddîn bu dönemin en büyük bilginidir. Matematik ve astronomibaşta olmak üzere birçok alanda araştırmaları vardır. Özellikletrigonometri alanındaki çalışmaları övgüye değerdir. Özellikletrigonometri alanındaki çalışmaları övgüye değerdir. 16. yüzyılın ünlüastronomu Copernicus sinüs fonksiyonunu kullanmamış, sinüs, kosinüs,tanjant ve kotanjanttan söz etmemiştir; oysa Takîyüddîn bunlarıntanımlarını vermiş, kanıtlamalarını yapmış ve cetvellerini Takîyüddîn, trigonometrik fonksiyonların kesirlerini, ilk defa ondalıkkesirlerle göstermiş ve birer derecelik fasılalarla 1 dereceden 90dereceye kadar hesaplanmış sinüs ve tanjant tabloları hazırlamıştır.Bu dönemde, logaritma tabloları veya hesap makineleri olmadığı için,trigonometrik hesaplamalarda ya bu cetveller ya da rub, yani"trigonometrik çeyreklik" denilen basit bir alet kullanmıştır.Takîyüddîn'in aritmetik alanındaki çalışmaları da oldukça önemlidir.Kendisine özgü pratik bir rakamlama sistemi geliştirmiş ve çok eskidenberi kullanılmakta olana altmışlık kesirlerin yerine ondalık kesirlerikullanmaya başlamıştır. Takîyüddîn, ondalık kesirleri kuramsal olarakincelemiş ve bunlarla dört işlemin nasıl yapılacağını örnekleriylegöstermiştir. Batı'da, bu düzeye, yaklaşık on sene sonra yazılmış olan(1585) Simon Stevin'in (1548-1620) eseri ile ulaşılabilmiştir.Ondalık kesirleri, Uluğ Bey'in Semerkand Gözlemevi'nde müdürlük yapanGıyâsüddin Cemşid el-Kâşî'nin Miftâhü'l-Hisâb (Aritmetiğin Anahtarı,1427) adlı yapıtından öğrenmiş olan Takîyüddîn'e göre, el-Kâşî'nin bukonudaki bilgisi, kesirli sayıların işlemleriyle sınırlı kalmıştır;oysa ondalık kesirlerin, trigonometri ve astronomi gibi bilimin diğerdallarına da uygulanarak genelleştirilmesi gerekir.Acaba Takîyüddîn'in ondalık kesirleri trigonometri ve astronomiyeuygulamak istemesinin gerekçesi nedir? Osmanlıların kullanmışoldukları hesaplama yöntemlerini, yani Hind Hesabı denilen onlukyöntemle Müneccim Hesabı denilen altmışlık yöntemi tanıtmak maksadıylayazmış olduğu Bugyetü't-Tüllâb min İlmi'l-Hisâb (AritmetiktenBeklediklerimiz) adlı çok değerli yapıtında Takîyüddîn, ondalıkkesirleri altmışlık kesirlerin bir alternatifi olarak gösterdiktensonra, dokuz başlık altında, ondalık kesirli sayıların iki katının veyarısının alınması, toplanması, çıkarılması, çarpılması, bölünmesi,",1] ); //--> hazırlamıştır.Takîyüddîn, trigonometrik fonksiyonların kesirlerini, ilk defa ondalıkkesirlerle göstermiş ve birer derecelik fasılalarla 1 dereceden 90dereceye kadar hesaplanmış sinüs ve tanjant tabloları hazırlamıştır.Bu dönemde, logaritma tabloları veya hesap makineleri olmadığı için,trigonometrik hesaplamalarda ya bu cetveller ya da rub, yani"trigonometrik çeyreklik" denilen basit bir alet kullanmıştır.Takîyüddîn'in aritmetik alanındaki çalışmaları da oldukça önemlidir.Kendisine özgü pratik bir rakamlama sistemi geliştirmiş ve çok eskidenberi kullanılmakta olana altmışlık kesirlerin yerine ondalık kesirlerikullanmaya başlamıştır. Takîyüddîn, ondalık kesirleri kuramsal olarakincelemiş ve bunlarla dört işlemin nasıl yapılacağını örnekleriylegöstermiştir. Batı'da, bu düzeye, yaklaşık on sene sonra yazılmış olan(1585) Simon Stevin'in (1548-1620) eseri ile ulaşılabilmiştir.Ondalık kesirleri, Uluğ Bey'in Semerkand Gözlemevi'nde müdürlük yapanGıyâsüddin Cemşid el-Kâşî'nin Miftâhü'l-Hisâb (Aritmetiğin Anahtarı,1427) adlı yapıtından öğrenmiş olan Takîyüddîn'e göre, el-Kâşî'nin bukonudaki bilgisi, kesirli sayıların işlemleriyle sınırlı kalmıştır;oysa ondalık kesirlerin, trigonometri ve astronomi gibi bilimin diğerdallarına da uygulanarak genelleştirilmesi gerekir.Acaba Takîyüddîn'in ondalık kesirleri trigonometri ve astronomiyeuygulamak istemesinin gerekçesi nedir? Osmanlıların kullanmışoldukları hesaplama yöntemlerini, yani Hind Hesabı denilen onlukyöntemle Müneccim Hesabı denilen altmışlık yöntemi tanıtmak maksadıylayazmış olduğu Bugyetü't-Tüllâb min İlmi'l-Hisâb (AritmetiktenBeklediklerimiz) adlı çok değerli yapıtında Takîyüddîn, ondalıkkesirleri altmışlık kesirlerin bir alternatifi olarak gösterdiktensonra, dokuz başlık altında, ondalık kesirli sayıların iki katının veyarısının alınması, toplanması, çıkarılması, çarpılması, bölünmesi, ondalık kesirlerin altmışlık kesirlere dönüştürülmesi işlemlerininnasıl yapılacağını birer örnekle açıklamıştır.Ancak Takîyüddîn'in tam sayı ile kesrini birbirinden ayırmak için birsimge kullanmadığı veya geliştirmediği görülmektedir; örneğin 532.876sayısını, "5 Yüzler 3 Onlar 2 Birler 8 Onda birler 7 Yüzde birler 6Binde birler" biçiminde veya "532876 Binde birler" biçiminde sözelolarak ifade etmekle yetinmiştir.Ayrıca, yüzbinler basamağı ile yüzbinde birler basamağı arasında kalankesirli sayıların kolayca mertebelendirilebilmesi, yani tam ve kesirkısımlarının birbirlerinden ayrılabilmesi için bir tablodüzenlemiştir. Çarpma, bölme ve karekök alma işlemlerinden sonra sonuçsayısının tam ve kesir kısmını anlayabilmek için bu tabloya bakmakyeterlidir. Yalnız bu tablonun işlemlerde sağlayacağı kolaylık,ondalık simgesinin sağlayacağı kolaylıktan daha fazla değildir.Takîyüddîn, bu yapıtında göksel konumların belirlenmesinde kullanılanaltmışlık yöntemin hesaplama açısından elverişli olmadığını bildirir;çünkü altmışlık yöntemde, kesir basamakları çok olan sayılarla çarpmave bölme işlemlerini yapmak çok vakit alan bıktırıcı ve yıldırıcı biriştir; bugün kullandığımız onluk kerrat cetveline benzeyen altmışlıkkerrat cetveli bile bu güçlüğün giderilmesi için yeterli değildir.Oysa onluk yöntemde, kesir basamakları ne kadar çok olursa olsun,çarpma ve bölme işlemleri kolaylıkla yapılabileceği için, Ay veGüneş'in yanında gözle görülebilen Merkür, Venüs, Mars, Jupiter veSatürn'ün gökyüzündeki devinimlerini gösterir tabloları düzenlemek vekullanmak eskisi kadar güç olmayacaktır.Bu önerisiyle gökbilimcilerinin en önemli güçlüklerinden birinigidermeyi amaçlayan Takîyüddîn, açıları veya yayları ondalıkkesirlerle gösterirken, bunların trigonometrik fonksiyonlarını",1] ); //--> karekökünün alınması, altmışlık kesirlerin ondalık kesirlere veondalık kesirlerin altmışlık kesirlere dönüştürülmesi işlemlerininnasıl yapılacağını birer örnekle açıklamıştır.Ancak Takîyüddîn'in tam sayı ile kesrini birbirinden ayırmak için birsimge kullanmadığı veya geliştirmediği görülmektedir; örneğin 532.876sayısını, "5 Yüzler 3 Onlar 2 Birler 8 Onda birler 7 Yüzde birler 6Binde birler" biçiminde veya "532876 Binde birler" biçiminde sözelolarak ifade etmekle yetinmiştir.Ayrıca, yüzbinler basamağı ile yüzbinde birler basamağı arasında kalankesirli sayıların kolayca mertebelendirilebilmesi, yani tam ve kesirkısımlarının birbirlerinden ayrılabilmesi için bir tablodüzenlemiştir. Çarpma, bölme ve karekök alma işlemlerinden sonra sonuçsayısının tam ve kesir kısmını anlayabilmek için bu tabloya bakmakyeterlidir. Yalnız bu tablonun işlemlerde sağlayacağı kolaylık,ondalık simgesinin sağlayacağı kolaylıktan daha fazla değildir.Takîyüddîn, bu yapıtında göksel konumların belirlenmesinde kullanılanaltmışlık yöntemin hesaplama açısından elverişli olmadığını bildirir;çünkü altmışlık yöntemde, kesir basamakları çok olan sayılarla çarpmave bölme işlemlerini yapmak çok vakit alan bıktırıcı ve yıldırıcı biriştir; bugün kullandığımız onluk kerrat cetveline benzeyen altmışlıkkerrat cetveli bile bu güçlüğün giderilmesi için yeterli değildir.Oysa onluk yöntemde, kesir basamakları ne kadar çok olursa olsun,çarpma ve bölme işlemleri kolaylıkla yapılabileceği için, Ay veGüneş'in yanında gözle görülebilen Merkür, Venüs, Mars, Jupiter veSatürn'ün gökyüzündeki devinimlerini gösterir tabloları düzenlemek vekullanmak eskisi kadar güç olmayacaktır.Bu önerisiyle gökbilimcilerinin en önemli güçlüklerinden birinigidermeyi amaçlayan Takîyüddîn, açıları veya yayları ondalıkkesirlerle gösterirken, bunların trigonometrik fonksiyonlarını trigonometriye uygulamak için Sidretü'l-Müntehâi'l-Efkâr fîMelekûti'l-Feleki'd-Devvâr (Gökler Bilgisinin Sınırı) adlı yapıtındabirim dairenin yarıçapını 60 veya 1 olarak değil de, 10 olarakaldıktan sonra kesirleri de ondalık kesirlerle göstermiştir.Zâtü'l-Ceyb olarak bilinen bir gözlem aletini tanıtırken,"Bir cetvelin yüzeyini altmışlı sinüse göre, diğerini ise bilginlereve gözlem sonuçlarının hesaplanmasına uygun düşecek şekildekolaylaştırıp, yararlılığını ve olgunluğunu arttırdığım onlu sinüsegöre taksim ettim." demesi bu anlama gelmektedir.Takîyüddîn, ondalık kesirlerin trigonometri ve astronomiye nasıluygulanabileceğini kuramsal olarak gösterdikten sonra, 1580 yılındabitirmiş olduğu Teshîlu Zîci'l-A'şâriyyi'ş-Şâhinşâhiyye (SultanınOnluk Yönteme Göre Düzenlenen Tablolarının Yorumu) adlı katalogundauygulamaya geçmiştir. İstanbul Gözlemevi'nde yaklaşık beş sene boyuncayapılmış gözlemlere göre düzenlenen bu katalog, diğer kataloglardaolduğu gibi kuramsal bilgiler içermez; yalnızca Yermerkezli sisteminilkelerine uygun olarak belirlenmiş gezegen konumlarını gösterirtablolara yer verir.Takîyüddîn 1584 yılında İstanbul'da tamamlamış olduğu Cerîdetü'd-Dürerve Harîdetü'l-Fiker (İnciler Topluluğu ve Görüşlerin İncisi) adlıbaşka bir yapıtında, son adımı atmış ve birim dairenin yarıçapını 10birim almak ve kesirleri, ondalık kesirlerle göstermek koşuluyla birSinüs - Kosinüs Tablosu ile bir Tanjant - Kotanjant Tablosuhesaplayarak matematikçilerin ve gökbilimcilerin kullanımınasunmuştur. Eğer Takîyüddîn bu tabloları hazırlanırken birim uzunluğu10 birim olarak değil de, 1 birim olarak benimsenmiş olsaydı, bugünkullanmakta olduğumuz sisteme ulaşmış olacaktı.Batı'da ondalık kesirleri kuramsal olarak tanıtan ilk müstakil yapıt,Hollandalı matematikçi Simon Stevin (1548-1620) tarafından Felemenkçe",1] ); //--> altmışlık kesirlerle gösteremeyeceğini anlamış ve ondalık kesirleritrigonometriye uygulamak için Sidretü'l-Müntehâi'l-Efkâr fîMelekûti'l-Feleki'd-Devvâr (Gökler Bilgisinin Sınırı) adlı yapıtındabirim dairenin yarıçapını 60 veya 1 olarak değil de, 10 olarakaldıktan sonra kesirleri de ondalık kesirlerle göstermiştir.Zâtü'l-Ceyb olarak bilinen bir gözlem aletini tanıtırken,"Bir cetvelin yüzeyini altmışlı sinüse göre, diğerini ise bilginlereve gözlem sonuçlarının hesaplanmasına uygun düşecek şekildekolaylaştırıp, yararlılığını ve olgunluğunu arttırdığım onlu sinüsegöre taksim ettim." demesi bu anlama gelmektedir.Takîyüddîn, ondalık kesirlerin trigonometri ve astronomiye nasıluygulanabileceğini kuramsal olarak gösterdikten sonra, 1580 yılındabitirmiş olduğu Teshîlu Zîci'l-A'şâriyyi'ş-Şâhinşâhiyye (SultanınOnluk Yönteme Göre Düzenlenen Tablolarının Yorumu) adlı katalogundauygulamaya geçmiştir. İstanbul Gözlemevi'nde yaklaşık beş sene boyuncayapılmış gözlemlere göre düzenlenen bu katalog, diğer kataloglardaolduğu gibi kuramsal bilgiler içermez; yalnızca Yermerkezli sisteminilkelerine uygun olarak belirlenmiş gezegen konumlarını gösterirtablolara yer verir.Takîyüddîn 1584 yılında İstanbul'da tamamlamış olduğu Cerîdetü'd-Dürerve Harîdetü'l-Fiker (İnciler Topluluğu ve Görüşlerin İncisi) adlıbaşka bir yapıtında, son adımı atmış ve birim dairenin yarıçapını 10birim almak ve kesirleri, ondalık kesirlerle göstermek koşuluyla birSinüs - Kosinüs Tablosu ile bir Tanjant - Kotanjant Tablosuhesaplayarak matematikçilerin ve gökbilimcilerin kullanımınasunmuştur. Eğer Takîyüddîn bu tabloları hazırlanırken birim uzunluğu10 birim olarak değil de, 1 birim olarak benimsenmiş olsaydı, bugünkullanmakta olduğumuz sisteme ulaşmış olacaktı.Batı'da ondalık kesirleri kuramsal olarak tanıtan ilk müstakil yapıt,Hollandalı matematikçi Simon Stevin (1548-1620) tarafından Felemenkçe (Ondalık). 32 sayfalık bu kitapçıkta, Stevin, sayıların ondalıkkesirlerini gösterirken hantal da olsa simgelerden yararlanma yolunagitmiş ve ondalık kesirleri, uzunluk, ağırlık ve hacim gibibüyüklüklerin ölçülmesi işlemlerine de uygulamıştır. Ancak, DeThiende'de ondalık kesirlerin trigonometri ve astronomiyeuygulandığına dair herhangi bir bulgu yoktur. Bu durum, Takîyüddîn'inyapmış olduğu araştırmaların matematik ve astronomi tarihi açısındançok önemli olduğunu göstermektedir.Takîyüddîn cebirle de ilgilenmiş ve ikinci derece denklemlerininçözümünde aritmetiksel yolu izlemiştir.Takîyüddîn başarılı çalışmalar sergilediği bir diğer alan olan optikkonusunda Göz ve Bakış Bahçelerinin Işığı Üzerine Kitap (Kitâbu Nur-iHadakati'l-Ebsâr ve Nur-i Hadîkati'l-Enzâr) adlı bir yapıt kalemealmıştır. Bu kitabın dikkat çekici yönü, temel dokusunun İslâmDünyası'nda yaklaşık sekiz yüzyıl önce başlatılmış olan köklü vebaşarılı optik çalışmalar sonucu elde edilmiş temel argümanlar,problemlerden oluşturulmuş olmasıdır. Öyle ki, elde edilen yüksekdüzey, 17. yüzyıla kadar batıda güncelliğini koruyan temeltartışmaların çerçevesini oluştururken, aynı şekilde, Osmanlıİmparatorluğu'nda da bütün canlılığıyla etkinliğini sürdürmüştür. Budurumu anlamak ve anlamlandırmak zor değildir. Çünkü 17. yüzyıla kadarbatıda optik konusunda egemen olan görüş İbnü'l-Heysem'in bir türgelenek haline dönüşmüş olan görüşleridir. Bu görüşte temel olandüşüncenin iki boyutu vardır:1) Optik problemlerin tam anlamıyla birer geometri probleminedönüştürülerek konunun geometrik olarak incelenmesi;2) Problemin aynı zamanda nedensel olarak açıklanmasıdır. Ayrıca buiki temel düşünce ayrıntılı ve çok ustalıklı olarak düzenlenmişdeneylerle de desteklenmiştir.Bu tarz bir araştırma modeli çeviriler yoluyla batıya aktarılırken,",1] ); //--> olarak yazılan ve 1585'de Leiden'de yayımlanan De Thiende'dir(Ondalık). 32 sayfalık bu kitapçıkta, Stevin, sayıların ondalıkkesirlerini gösterirken hantal da olsa simgelerden yararlanma yolunagitmiş ve ondalık kesirleri, uzunluk, ağırlık ve hacim gibibüyüklüklerin ölçülmesi işlemlerine de uygulamıştır. Ancak, DeThiende'de ondalık kesirlerin trigonometri ve astronomiyeuygulandığına dair herhangi bir bulgu yoktur. Bu durum, Takîyüddîn'inyapmış olduğu araştırmaların matematik ve astronomi tarihi açısındançok önemli olduğunu göstermektedir.Takîyüddîn cebirle de ilgilenmiş ve ikinci derece denklemlerininçözümünde aritmetiksel yolu izlemiştir.Takîyüddîn başarılı çalışmalar sergilediği bir diğer alan olan optikkonusunda Göz ve Bakış Bahçelerinin Işığı Üzerine Kitap (Kitâbu Nur-iHadakati'l-Ebsâr ve Nur-i Hadîkati'l-Enzâr) adlı bir yapıt kalemealmıştır. Bu kitabın dikkat çekici yönü, temel dokusunun İslâmDünyası'nda yaklaşık sekiz yüzyıl önce başlatılmış olan köklü vebaşarılı optik çalışmalar sonucu elde edilmiş temel argümanlar,problemlerden oluşturulmuş olmasıdır. Öyle ki, elde edilen yüksekdüzey, 17. yüzyıla kadar batıda güncelliğini koruyan temeltartışmaların çerçevesini oluştururken, aynı şekilde, Osmanlıİmparatorluğu'nda da bütün canlılığıyla etkinliğini sürdürmüştür. Budurumu anlamak ve anlamlandırmak zor değildir. Çünkü 17. yüzyıla kadarbatıda optik konusunda egemen olan görüş İbnü'l-Heysem'in bir türgelenek haline dönüşmüş olan görüşleridir. Bu görüşte temel olandüşüncenin iki boyutu vardır:1) Optik problemlerin tam anlamıyla birer geometri probleminedönüştürülerek konunun geometrik olarak incelenmesi;2) Problemin aynı zamanda nedensel olarak açıklanmasıdır. Ayrıca buiki temel düşünce ayrıntılı ve çok ustalıklı olarak düzenlenmişdeneylerle de desteklenmiştir.Bu tarz bir araştırma modeli çeviriler yoluyla batıya aktarılırken, adlı ayrıntılı yorum kitabıyla daha yüksek düzeyli tartışmalara olanakve zemin hazırlanmıştır. Daha sonra 1579 yılında bu kez Takîyüddîn,hem İbnü'l-Heysem'in hem de Kemâlüddîn el-Fârîsî'nin çalışmalarınadayanarak Kitâbu Nûr'u yazmıştır.Kitap bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Kitapta tartışılantemel konular, ışık, görme, ışığın göze ve görmeye olan etkisi veışıkla renk arasındaki ilişki, ışığın farklı ayna türlerinde uğradığıdeğişimler, yansıma kanunun deneysel olarak kanıtlanması, farklıortamların ışık üzerine etkileri, ve kırılmadır.Takîyüddin'in temel düşüncesini ışığın doğrusal çizgilerde ancakküresel olarak yayıldığı savına dayandırmıştır. Bu tür bir ışıktasarımı İslâm Dünyası'nda konuya getirilmiş yeni bir bakış açısıdırve bu bakımdan önem taşımaktadır.Kitapta ele alınan diğer bir konu da yansımadır. Burada ışığınaynalarda uğradığı değişimler ve çeşitli aynalarda görüntünün nasıloluştuğu deneysel olarak tartışılmıştır. Kırılma konusunda iseyoğunluğu farklı ortamlarda ışığın uğradığı değişimleri inceleyenTakîyüddîn, yaptığı bütün deneysel ve matematiksel irdelemelersonucunda, kırılma kanununu bulamamıştır. Fakat konuyu tamamengeometrik olarak ele alan, trigonometriyi işin içine sokmayan veaçılar arasında oranlar ya da eşitsizlikler kurmak yoluna dayanandeğişik bir yaklaşım getirmeye çalışmıştır.Takîyüddîn aynı zamanda yetenekli bir teknisyendir. Güneş saatleri vemekanik saatler yapmıştır. Cep, duvar, masa saatlerinin yanındaastronomik saatlerle gözlem saatlerini anlattığı Mekanik Saat Yapımıadlı kitabı, Batı Dünyası da dahil olmak üzere, bu yüzyılda bu konudakaleme alınmış en kapsamlı kitaptır.Takîyüddîn, ayrıca göllerden, ırmaklardan ve kuyulardan suları yukarıçıkarmak için çeşitli araçlar tasarlamış ve bunları bir eserindeayrıntılarıyla tasvir etmiştir.Araştırmalar, Takîyüddîn'in ağabeyi olan Necmeddîn ibn Marûf'un da iyibir bilim adamı olduğunu ve özellikle astronomi ile ilgilendiğiniortaya koymuştur,",1] ); //--> doğuda ise 14. yüzyılda Kemâlüddîn el-Fârîsî'nin Optiğin Düzeltilmesiadlı ayrıntılı yorum kitabıyla daha yüksek düzeyli tartışmalara olanakve zemin hazırlanmıştır. Daha sonra 1579 yılında bu kez Takîyüddîn,hem İbnü'l-Heysem'in hem de Kemâlüddîn el-Fârîsî'nin çalışmalarınadayanarak Kitâbu Nûr'u yazmıştır.Kitap bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Kitapta tartışılantemel konular, ışık, görme, ışığın göze ve görmeye olan etkisi veışıkla renk arasındaki ilişki, ışığın farklı ayna türlerinde uğradığıdeğişimler, yansıma kanunun deneysel olarak kanıtlanması, farklıortamların ışık üzerine etkileri, ve kırılmadır.Takîyüddin'in temel düşüncesini ışığın doğrusal çizgilerde ancakküresel olarak yayıldığı savına dayandırmıştır. Bu tür bir ışıktasarımı İslâm Dünyası'nda konuya getirilmiş yeni bir bakış açısıdırve bu bakımdan önem taşımaktadır.Kitapta ele alınan diğer bir konu da yansımadır. Burada ışığınaynalarda uğradığı değişimler ve çeşitli aynalarda görüntünün nasıloluştuğu deneysel olarak tartışılmıştır. Kırılma konusunda iseyoğunluğu farklı ortamlarda ışığın uğradığı değişimleri inceleyenTakîyüddîn, yaptığı bütün deneysel ve matematiksel irdelemelersonucunda, kırılma kanununu bulamamıştır. Fakat konuyu tamamengeometrik olarak ele alan, trigonometriyi işin içine sokmayan veaçılar arasında oranlar ya da eşitsizlikler kurmak yoluna dayanandeğişik bir yaklaşım getirmeye çalışmıştır.Takîyüddîn aynı zamanda yetenekli bir teknisyendir. Güneş saatleri vemekanik saatler yapmıştır. Cep, duvar, masa saatlerinin yanındaastronomik saatlerle gözlem saatlerini anlattığı Mekanik Saat Yapımıadlı kitabı, Batı Dünyası da dahil olmak üzere, bu yüzyılda bu konudakaleme alınmış en kapsamlı kitaptır.Takîyüddîn, ayrıca göllerden, ırmaklardan ve kuyulardan suları yukarıçıkarmak için çeşitli araçlar tasarlamış ve bunları bir eserindeayrıntılarıyla tasvir etmiştir.Araştırmalar, Takîyüddîn'in ağabeyi olan Necmeddîn ibn Marûf'un da iyibir bilim adamı olduğunu ve özellikle astronomi ile ilgilendiğiniortaya koymuştur,