Ferdi hak, siyasi hak demek değildir. Ferdi haklara, medeni haklar yahut amme veya cemaat hakları gibi isimler verenler olmuştur. İsim ne olursa olsun, ferdi haklar siyasi haklar dediğimiz şeylerden başkadır.

 

Siyasi haklar, vatandaşların hükümete iştirakini temin eden haklardır, Bunun en açık ve belli misali, siyasi intihaptır. Siyasi haklardan ancak kanunun, bu hakları kendilerine verdiği vatandaşlar istifade edebilir.

 

Siyasi haklar cins, yaş ve kabiliyet farkı olmaksızın milletin her ferdine verilmemiştir. (TEM 10)

 

Ferdi haklar ise prensip olarak cinsleri, biçimleri ve kabiliyetleri ne olursa olsun, milleti teşkil eden her ferde aittir.

 

Bu hakların bir kısmı dahi, gördüğümüz veçhile birtakım kayıtlara tabidir. Bunun sebebi ikidir:

 

1. Bu haklar, tatbiklerinde siyasi bir faaliyet teşkil edebilirler; bu faaliyet hükümete bilvasıta iştirake varır. Matbuat hürriyeti, cemiyet teşkili hürriyeti, içtima hürriyeti ve hatta müstakbel vatandaşlar yetiştiren tedris hürriyeti gibi.

 

2. Ferdi hürriyetini henüz fiilen kullanmaya muktedir olmayanların himayesi mevzubahis olur. Mesela sâyı hürriyeti bazı ahvalde tahdit olunur.

 

Hürriyetlerin muhafaza ve müeyyideleri

 

 

Asrî teşkilatı esasiye kanunlarında, ferdi haklar ve vatandaşın siyasi hakları tespit olunmuştur. Fakat bu hakların, fiilen kullanılması için, onların nasıl kullanılacağını ve hudutlarını tanzim eden kanunlar da lazımdır. Böyle kanunlar olmazsa, Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda temin olunan haklar kullanılamaz; birer vait halinde kalır. Bu sebeple hakların kullanılmasını tanzim etmek elzem bir kaidedir.

 

Teşkilatı Esasiye Kanunu ve bu kanun muhteviyatı hükümlerinin tatbiklerini tanzim eden kanunlar, vatandaşların tabii ve siyasi hak ve hürriyetlerinin müeyyideleridir. Fakat asıl müeyyide hükümettir. Vatandaş hürriyeti tanıyan, ona hürmet eden, onun temin ve muhafazasını en birinci vazife bilen siyasi idare ise, tabiatıyla, demokrasi esasına müstenit cumhuriyettir. Eski devirde, hürriyetlerin muhafazası gibi bir mesele mevzubahis değildir. Çünkü hürriyet yoktu.

 

Biliyoruz ki bir devletin temeli, ulûhiyet fikrine, ilahi iradeye dayandıkça o devlette her hak, Allah’ın vekilinde ve peygamberin halifesindedir, ferdin hakkı mevzubahis değildir.

 

Kaynak: Atatürk’ten Yazdıklarım
belgesi-2599

Belgeci

Share
Published by
Belgeci

Recent Posts

Asya’nın Uyanışı

  Kendini Asya milliyetçiliğine adamak, yavaş yavaş Sovyetler'in önünde eğilmek demekti. Hâlbuki Mustafa Kemal'in politikası…

3 saat ago

Türkiye Islam’ın Manevi Merkezi

İngiltere, Türkiye'yi ortadan kaldırmak isterken, bu ülkeyi, bütün İslâmî fikir ve düşüncenin kaynaştığı manevî bir…

15 saat ago

Bakû Kongresi ve Doğu’da Bolşevizm

Asya'da kitle halindeki bu ayaklanmanın sebepleri Türkiye'de bulunmaktadır ve bu akım mütarekeden sonra başlamıştır. Bunu…

1 gün ago

Kervanların Ulaştırdıkları

1920 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Bakû'da toplanan ikinci kongrede Lenin, Doğu için, en acil…

2 gün ago

İstanbul’a Nasıl Girildi ?

Dukas, şehre girişi, Ulubatlı Hasan efsanesi temelinde değil de, açık bırakılmış olan Kerkoporta Kapısı'ndan gerçekleştiğini,…

2 gün ago

Tek Mesele

Hiçbir şey, bir yığın hatırayı sıraya koymak için gereken ilk sessizlik anları kadar değerli olamaz.…

3 gün ago