İngiltere müthiş bir biçimde aldatılmıştı. Doğu’ya egemen olmak için iki büyük kuvvete saldırmıştı: Jön-Türklerin vârisi olan ve İslâm’ın sancağını taşıyanlara, bir de Doğu’daki liberal ilerlemeleri büyük bir anlayışla izleyen ve ona yön veren güçlü Fransız politikasına.
Mütarekeden beri biz, müttefiklerimiz tarafından yenilgiye uğratılan her ülkede bulunuyorduk. Doğu’da, Almanya’da, velhâsıl savaşın yapıldığı her yerde. Fakat Londra bunu anlamak istemiyor, kendisinin iki farklı politikanın kurbanı olduğunu söylüyordu: Biri Foreign Office, diğeri War Office; birincisi ikincisini suçluyor, ikincisi de hiç söz dinlemiyordu. Türkiye’de ise böyle bir duruma rastlanmıyor, orada çok ustalıkla idare edilen İngiliz emperyalist teşkilâtı çok merhametsizce yoluna devam ediyordu. Bu örgüt, herhangi başka bir Avrupa devletinin nüfuzuna karşı çok ciddî ve kesin bir tavır alıyordu.
Böylece ne kadar çok kin birikti? Müslüman çoğunluğun desteğini kazanmak için izlenen bu garip tutum İngiltere’yi Levanten unsurlara yaklaştırdı. Gittikçe İngiliz nüfuzu altına giren bu zümre yavaş yavaş Müslüman dünyasıyla teması kaybetti. Levantenler tarafından temeli kazılan Doğu’daki İngiliz kalesi yıkıldı ve davası da şekil değiştirdi.
Kaynak: Kurtuluş Savaşı Sırasında Türk Milliyetçiliği
belgesi-2654
Kendini Asya milliyetçiliğine adamak, yavaş yavaş Sovyetler'in önünde eğilmek demekti. Hâlbuki Mustafa Kemal'in politikası…
İngiltere, Türkiye'yi ortadan kaldırmak isterken, bu ülkeyi, bütün İslâmî fikir ve düşüncenin kaynaştığı manevî bir…
Asya'da kitle halindeki bu ayaklanmanın sebepleri Türkiye'de bulunmaktadır ve bu akım mütarekeden sonra başlamıştır. Bunu…
1920 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Bakû'da toplanan ikinci kongrede Lenin, Doğu için, en acil…
Dukas, şehre girişi, Ulubatlı Hasan efsanesi temelinde değil de, açık bırakılmış olan Kerkoporta Kapısı'ndan gerçekleştiğini,…
Hiçbir şey, bir yığın hatırayı sıraya koymak için gereken ilk sessizlik anları kadar değerli olamaz.…