İnsan atalarıyla niye övünür? İnsanlık evrimine katkıları nedeniyle olmalı, değil mi? Gariptir ama bizim Türk-İslamcılarımız fetihçilikten dolayı övünüyorlar; bu da yetmiyor, bizi de onlarla birlikte övünmeye zorluyorlar. Daha da garibi, tüm kozmopolit niteliğine rağmen en çok da Fatih’le övünüyorlar. Düşünsenize bir, Türkçülerimiz, en çok Türk kanı akıtan, şeriatçılarımız, şeriatı en çok ihlâl eden padişahı, “en sevgili Osmanlı padişahı” ilan ediyorlar!

Fetih ideolojisinin popülerleşmesinde Fatih’in İstanbul’u fethi temel malzeme olarak kullanılmaktadır. Öyle ki, olumlu bir öğe olarak bilinçaltımıza yerleştirilmeye çalışılan fetihçiliğin sembolü kılınıyor Fatih.

Fetih 500 yıl öncesinin toplumsal ve ideolojik atmosferinde gerçekleştirilmişti ve Fatih, o gün için çok önemli olan laik yönelimler, bilimin teşviki ve farklı inançların kurumsallaşma hakkına saygıda diğer Osmanlı padişahları içinde erdemleriyle de sıyrılan bir insandı.

İnsanlık tarihi boyunca hemen hemen her yıl, hatta her saat başı kanla yoğrula yoğrula, bugünlere ulaşan dünyamızda milletler yeni bir umuda doğru yelken açmışlardır. Umut topyekûn barıştır. Bu maksada ulaşmanın tek çaresi tarihten ders almaktır.

Gerçekte tarih, “belli kalıpların dışına çıkmasını bilen, soran, sordukça öğrenen, öğrendikçe araştıran” nesiller yaratmanın, ön yargılardan kurtararak özgürleştirmenin, geçmişi ve süreç içindeki dönüşümü kavrayarak insanlaşmanın, olayları neden sonuç ilişkisi içinde değerlendirebilme yetisi kazandırmanın temel bir aracıdır.

Bu kitapta işte böylesi bir tarihçiliğin en tipik malzemesi olan Fatih ve Fetih’ten hareketle, siyasal bir “karşı” tarih denemesi yapıyorum. Özetle eleştirel bir tarih çalışması bu elinizdeki. Resmi tarihlerin bir anlamda karşıtı, ama esas olarak sorgulayan, konuyla ilgilenenlere olayın perde arkasını, bütünsel ve gerçek bir resmini sunmaya çalışan bir tarih çalışması…

Bu anlamda, İstanbul’un fethi üzerinden resmi tarihin eleştirisini yapmaya veya diğer bir ifadeyle resmi tarihin eleştirisi üzerinden İstanbul’un fethinin gerçek tarihini yazmaya çalıştım.

Kaynak: Cumhuriyet Kitapları-8. Baskı : Aralık 2006
belgesi-1822

Belgeci

Share
Published by
Belgeci

Recent Posts

Asya’nın Uyanışı

  Kendini Asya milliyetçiliğine adamak, yavaş yavaş Sovyetler'in önünde eğilmek demekti. Hâlbuki Mustafa Kemal'in politikası…

2 saat ago

Türkiye Islam’ın Manevi Merkezi

İngiltere, Türkiye'yi ortadan kaldırmak isterken, bu ülkeyi, bütün İslâmî fikir ve düşüncenin kaynaştığı manevî bir…

14 saat ago

Bakû Kongresi ve Doğu’da Bolşevizm

Asya'da kitle halindeki bu ayaklanmanın sebepleri Türkiye'de bulunmaktadır ve bu akım mütarekeden sonra başlamıştır. Bunu…

1 gün ago

Kervanların Ulaştırdıkları

1920 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Bakû'da toplanan ikinci kongrede Lenin, Doğu için, en acil…

2 gün ago

İstanbul’a Nasıl Girildi ?

Dukas, şehre girişi, Ulubatlı Hasan efsanesi temelinde değil de, açık bırakılmış olan Kerkoporta Kapısı'ndan gerçekleştiğini,…

2 gün ago

Tek Mesele

Hiçbir şey, bir yığın hatırayı sıraya koymak için gereken ilk sessizlik anları kadar değerli olamaz.…

3 gün ago