77 Belge Kurtuluş Savaşı Sırasında Türk Milliyetçiliği [Berthe Georges Gaulis] Sayfa 6 / 8

İlk Davranışlar

Önceden iyi bilinen bir ortama, velev ki üzerinden bir felâket kasırgası geçmiş ve bünyesini değiştirmiş olsun, insanın kendini uydurması daha kolaydır. Zira esaslı bazı çizgilerle insanların ve toplumun başlıca karakterleri henüz ayaktadır. Bu, Doğu için daha da doğrudur. Soru sormak, Avrupa’da olduğu gibi, insanı hayal kırıklığına uğratmaz. 1919 Eylül’ünde İstanbul’un dünya ile bağlantısı kesilmiş gibiydi.…

Tenha Sokaklar, Yeni Şahsiyetler

Ortalığa çöken karanlıkla beraber sokaklar da boşalmış, caddelerde İttifak devletlerinden seçilmiş devriyeler dolaşmaya başlamıştı. Devriye birlikleri arasında, sert disiplinli, yüzlerinde hiçbir ifade bulunmayan İngiliz askerleriyle alaycı ve tasasız Fransız askerleri, önlerinde bandoları, başlarındaki tüylü şapkalarıyla bir İtalyan bölüğü göze çarpıyordu. Fakat bir de, ortalıkta dolaşan ve aşağı yukarı hepsi de aynı kurşunî renkte, belli işaretleri…

21 Eylül 1919, Karadeniz Boğazı’na Giriş

Köstence’den kalkmış olan Rege Carol yolcu gemisi, acayip bir insan yükü ile yola çıkmıştı: Gemi içinde, deniz ve kara korsanları, Bolşevikler, kaçakçılar, Akdeniz limanlarının maceracı artıkları, ruble kaçıranlar, propagandacılar, ihtilâlci ajanlar ve bu arada dürüstlüğü çok şüphe götüren birtakım tüccar ve iş adamlarından oluşan hatırı sayılır bir kalabalıkla Boğaz’dan içeri giriyordu. İstanbul’daki müttefiklerin kontrol ağından…

Pazarcık

Sekiz gün öncesine kadar Pazarcık, Papulas’ın yönetimi altındaymış, koca kasaba bunu hatırladıkça korkudan ürperiyor. Dokuz gün dokuz gece, savaşın sonunu beklemiş, ama Yunanlılar her şeyi yakmaya vakit bulamadan çekilip gitmişler.   Evinde kaldığım İbrahim Bey, bu komutan ile kurmay heyetini misafir  etmek onuruna kavuşmuş. Bundan dolayı kendisini bir türlü teselli edemiyor. Bana Yunanlıların bıraktıkları bir…

Sonuç

Ankara’dan 10 Mayıs 1921’de, Türk milliyetçiliği konusundaki bu kısa incelememin basımevini boyladığı sıralarda ayrıldım. 1921 yılının Ağustos ayı sonlarında Anadolu’daki savaş en sert ve acımasız bir biçimde sürüyordu.   Bu kez İngiliz emperyalizmi maskesini atmış, -bugünkü İngiltere’nin başındakiler- M. Lloyd George, Lord Curzon, War Office açıktan açığa saldırmaya başlamışlar; İngiliz birlikleri, İngiliz kurmay heyetleri, İngiliz…

Ankara Büyük Millet Meclisi

Yeni bir ruh vermiş olduğu Ankara’da Paşa her yerde hazır ve nazır. On sekiz aydır telgraflar her dakika teşkilâtın en ufak bir soluğunu, en önemsiz bir düşüncesini kendisine ulaştırmakta. O artık teşkilâtıyla birlikte bir bütündür.   Görüşmelerimiz sırasında onun Avrupalı gibi hissettiğini, söyledikleri hakkında tam bir bilgi sahibi olduğunu, Londra, Paris, Roma ve Berlin’de çok…

Mustafa Sagir İstiklâl Mahkemesi Önünde

Bugün Ankara’da birtakım söylentiler dolaşıyor. Her taraftan bakanlarla milletvekillerinin arabaları geldi, subaylar Millet Meclisi’nin bahçesine atlarla geldiler ve İstiklâl Mahkemesi’nin bulunduğu binanın önünde durdular. Halk da binanın girişi önünde toplandı ve çok demokratik bir biçimde, gazeteciler, subaylar, bakanlar ve milletvekilleri, halkı yavaşça iterek, pencerelerden atlayıp içeri girdiler.   Binanın içinde o kadar çok insan var…

Savaşın İçinde

Hükûmet beni misafir etmek üzere, şehrin eski bölümündeki büyük mahallede bir ev hazırlatmış. Buraya dik bir geniş yoldan çıkılıyor. Şehrin, Doğu illerine, yani Asya’ya açılan büyük kapısı doğrultusundaki yol gece gündüz askerî birliklerle dolu. Atların nalları kaldırımları çekiç gibi dövmekte. Evimin sekiz küçük penceresi bu yola bakıyor ve ben askerî hareketin içinde yaşıyorum.   ”Ne…

Modern Mekke

Bir sabah birden kendimi küçük ve sakin bir garda bulduğum zaman çok heyecanlandım, çünkü garın cephesinde bütün Asya’da tekrar edilen bir kelime yazılı idi: ”Ankara”. Gar şefinin oturduğu evde şimdi buranın tek hâkimi Mustafa Kemal Paşa oturuyor. Kendisi, iki aydır içinde yaşadığım müthiş mücadelenin başından bir an ayrılmamış; onun anlamını ve en ufak ayrıntılarını kavramak…

Bilecik

Bilecik bir felâket ve acılar diyarı. Demin sözünü ettiğim koku burada dayanılmayacak kadar fazla. Henüz dumanı tüten bu taş yığınları altında kim bilir ne kadar insan cesedi gömülü. Buradaki tahribatın büyüklüğü korkunç. Bilecik ve Küplü’de büyük facialar olmuş. Buraların ahalisinden sağ kalanlar büyük bir bunalım ve heyecan içinde. Tecavüze uğramamış genç bir kız veya kadın…