Askeri Olaylar

Burada Balkan Savaşı’nın askerî tarihini yazacak değiliz; dolasıyla askerî olayları ancak siyasal olayları çerçeveleyecek kadar anlatacağız.

 

Savaşa tutuşan Türk ordusunun Rumeli’de nasıl dağıtılmış olduğunu kısaca gözden geçirelim.

 

Türk ordusunun başlıca kısımları şunlardır:

 

a) Abdullah Paşa komutasında Şark (Doğu) Ordusu adıyla Doğu Trakya’da, Edirne-Kırkkilise (Kırklareli) dolaylarında ve bu çizginin gerisinde dört kolordu (1’inci Ömer Yaver, 2’nci Şevket Turgut, 3’üncü Mahmut Muhtar ve 4’üncü Ahmet Abuk paşalar komutasında) ve Edirne garnizonu (Şükrü Paşa komutasında).

 

b) Daha batıda Kırcaali ve Paşmaklı dolaylarında Filibe’yi ve Filibe-Edirne demiryolunu tehdit edebilecek bir durumda Ali Yaver Paşa komutasında 15- – 16000 kişilik bir mürettep kolordu.

 

a) Ali Rıza Paşa komutasında Garp Ordusu:

 

1) Bunun ana kısmı İştip-Üsküp dolaylarındadır ve Vardar Ordusu adıyla Zeki Paşa komutasındadır. Bunun sağ kolu Bergalniça ve Struma ovalarına ve sol kolu Priştine dolaylarına kadar yayılmaktadır.

 

2) Garp Ordusu’nun başka iki kısmından biri Tahsin Paşa komutasında Kozana-Alasonya dolaylarında ve öbürü Esat Paşa’nın komutasında Yanya bölgesinde bulunuyordu. Yunan sınırı üzerinde olan bu kuvvetler ölçüsüz olarak Yunan ordusundan küçüktürler.

 

3) Yine Garp (Batı) Ordusu’na bağlı olmak üzere Şkodra dolaylarında Karadağ’a karşı koymak üzere Hasan Rıza Bey (sonra paşa) komutasında küçük bir kuvvet vardır.

 

4) Bunlardan başka yine Garp (Batı) Ordusu’na bağlı olarak Yenipazar, Taşlıca, Gosine, Yakova… bölgelerinde de dağınık kuvvetler vardır.

 

Başkomutan sözde padişahtır. Gerçekten bu işi gören onun vekili adıyla Harbiye Nazırı Nâzım Paşa’dır.

 

Daha önce de gördüğümüz gibi Osmanlı orduları daha derlenip toplanmadan düşmana saldırma emirleri almışlardı; bu, kolaycana bozulmalarında önemli bir rol oynayacaktır.

 

Bulgarlar başlıca ordularıyla Edirne-Kırkkilise (Kırklareli) çizgisine karşı saldıracaklardır; ancak daha önce, Kırcaali yolu ile Filibe’yi tehdit eden Ali Yaver Paşa kuvvetlerine karşı saldırır, 19 ve 20 İlkteşrinde (ekim) bunları Mestanlı’nın güneyine kadar sürer ve böylece Edirne’ye ve Doğu Trakya’ya saldıracak olan Bulgar ordusunun yan ve gerisini sağlarlar.

 

Şark Ordusu Komutanı daha başta 13.10.1912’de ordusunu Kırkkilise (Kırklareli) – Yenice-Bostanlı (1) çizgisi üzerinde ve gerisinde toplayıp orada vuruşmayı düşünmüştür. 16.10.1912’den başlıyarak başkomutanlık onu düşmana saldırmaya kışkırtmakta ve bu yolda onu sıkıştırmaktadır. 21.10.1912’de Abdullah Paşa saldırıya karar verir, 22 ve 23.10.1912’de Türk ve Bulgar orduları Edirne-Kırkkilise (Kırklareli) çizgisi üzerinde ve onun kuzeyinde çarpışırlar, en çok Süloğlu dolaylarında ve Kırkkilise (Kırklareli) ilerisinde Osmanlı ordusunda yukarda anlattığımız etkenler dolayısıyla bozgunlar çıkar ve Türk birlikleri karmakarışık bir durumda Vize-Lüleburgaz dolaylarına kadar kaçar veya çekilir. İşin acı yönlerinden biri de şudur ki Süloğlu (2) dolaylarındaki çarpışmalarda bizim 2’nci Tümen’le İzmit Tümenimiz bozguna uğrayıp güney ve doğu-güneye doğru kaçarken, karşılarındaki Bulgarlar da Sarı Dadışman’a (3) kadar kaçmışlardır.

 

Bulgarlar ne bu yönde, ne de Kırkkilise (Kırklareli) yönünde Türkleri kovalamazlar ve dolayısıyla Şark (Doğu) Ordusu bu bozgunlar yüzünden yok olmaktan kurtulur ve kendini daha güneyde toplar. 22-24.10.1912’de Bulgarların Edirne’yi baskınla alma denemesi başarısız kalır.

 

27 İlkteşrine (ekim) kadar işbu Doğu Ordusu bin bir zorluk ve sıkıntı içinde çekilecek ve ayın 28’inde Lüleburgaz vuruşması başlayacaktır.

 

Yine 27 İlkteşrinde (ekim) Kırcaali’den çekilen Yaver Paşa, kalan kuvvetlerinin çoğu ile Ferecik dolaylarında Bulgarlara verilir.

 

Batı Ordusu’ndaki olaylara geçelim.

 

22.10.12’de Kosova ovasındaki Türk kuvvetleri yenilir ve o gün bir Sırp kolu Priştine’ye girer, bir gün sonra daha batıda Sırplar Yenipazar’ı alır ve Karadağlılarla birleşmek üzere ilerleye dururlar.

 

İlerleyip düşmana saldırma emrini almış olan Vardar ordusunun ana kısımlarıyla Sırplar arasında büyük çarpışma Komanova’da 23 ve 24.10.1912’de olur, Vardar Ordusu yenilir, bir kısmı düzenle ve bir kısmı da bozguna uğramış olarak Manastır üzerine çeklir. Vardar Ordusu’nun sağ koluna karşı Küstendil dolaylarında ilerleyen Sırp ve Bulgarlar 24.10.12’de Koçana’ya ve 26.10.12’de İştip’e girerler.

 

O sırada birtakım Üsküplüler, şehir dolaylarında savaş olmamasını ordudan isterler ve oradaki yabancı konsoloslara başvurarak onlar yolu ile düşmanı çağırırlar. Bunu Kalkandelen, Gostivar, Manastır ve Selânik’te de göreceğiz; böyle korkaklık, yurtsevmezlik gösterenlerin bir kısmı Türk olmayanlardan idiyse de bir kısmı da Türk’tü. Bunların da bu davranışı ile en ünlüsü Gaziantep olmak üzere birçok Anadolu kentleri halkının yok denecek kadar az silahla sokaklarının her bir karışı için günler ve aylarca dövüşmeleri karşılaştırılınca, bu iki davranıştaki başkalığın nereden geldiği sorusu kendiliğinden doğar. Bizce bu başkalığı, bir yandan Balkan Savaşı sırasında genel tinsel (ruhsal) düşüklükte, ve yurttaşlar arasında sonu gelmeyen ve görünmeyen iç kargaşalık, düşmanlık ve ayrılıklarda ve öbür yandan da ahalisi karışık uluslardan olan kentlerde çok tetik ve çetin davranılmaz ve Türkler arasında çok sıkı bir dayanışma kurulmazsa bozgunculuk havasının kolaylıkla esebilmesinde aramalıdır.

 

Üsküp 26/27 İlkteşrinde (ekimde) Sırpların eline düşer. Bundan sonra Garp (Batı) Ordusu ülkenin öbür kısımlarından kesilmiş olarak kendi başına savaşa duracaktır, çünkü deniz yolu Yunan’ın elindedir ve Ali Yaver Paşa’nın Ferecik dolaylarında esir düşmesinden beri arada kara ve demiryolları da kesilmiştir.

 

Sırplar Üsküp’le birlikte Firuvik ve Kaçanik’i de ele geçirirler ve bundan sonra bir kısım Sırp kuvvetleri Makedonya savaş alanını bırakıp Edirne’ye gider ve oranın kuşatılmasında Bulgarlarla elbirliği yapar.

 

Yunanlılarla olan vuruşmalara geçelim: Sırp ve Bulgar ordularının davranışlarında, işbu iki ulusun özel amaçlarının göz önünde tutulduğu sezilmekte ise de, Türk ordusunu yenmek ve Osmanlıyı barış istemeye zorlamak olan genel amaca bunlarca büyük ölçüde önem verildiği de görülmektedir. Bir kısım Sırp Ordusu’nun Edirne’ye gitmesi de bunu gösterir.

 

Yunanistan’a gelince, o, ta baştan, hemen yalnız kendi özel amaçları arkasından koşacak ve ana Yunan ordusu kuzeye çıkıp Sırp ve Bulgar ordularıyla çarpışan Türk birliklerinin gerilerine sarkacağı yerde Selanik’e doğru yürümeyi daha uygun bulacaktır. 22 İlkteşrinde (ekimde) Yunanlılar Serfice’ye, 25’te Kozana’ya ve Karaferiye’ye girerler ve oradan sonra Vardar ve Selanik’e doğru yol alırlar.

 

Karadağ vuruşmaları üzerinde ayrıca durmayacağız.

 

Denizlerde ilkteşrinin (ekim) 19’u ile 21’i arasında Türk donanması Varna’yı ve dolaylarında bazı yerleri topa tutar, ancak savaşın başlarında Yunan donanmasıyla hiç çarpışmaya kalkışmaz ve Adalar denizini büsbütün ona bırakır. 20 ve 21 İlkteşrinde (ekimde) Yunanlılar Bozcaada (Tenedos) ile Limni adasını ele geçirirler.

 

Kaynak: BİRİNCİ BALKAN SAVAŞI Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. Haziran 1999
belgesi-2765

Belgeci , 2422 belge yazmış

Cevap Gönderin