Genel Görelilik Kuramı

“Yirminci yüzyilda evren görüsümüzün tamamen degistigini biliyorsunuz. Evrenin tüm olarak davranisi, artik, bilimin bir arastirma konusu, gözlem konusu haline getirmistir. Evrenin, böyle bir global, toplu davranisi oldugunun temel örneklerinden bir tanesi,uzak yildiz gruplarinin uzak galaksilerin ortak bir hareket içinde olmalari,ortak bir kaçis göstermeleri.”


 


                                                                               


                                                                                              M. Ali Alpar (TÜBA Asli Üyesi)


 


 


 


“Insanlari çogu kez düsündüren bir sorun var. Evrendeki uzak galaksiler bizden uzaklasiyorsa, bunun anlami, bizim çok özel merkezi bir yerde duruyor olmamiz midir? hayir, degil. Evrenin neresinde konumlanmis olursak olalim galaksiler yine ayni uzaklasma egiliminde olacaklardi. Genlesme, büyük ölçüde düzgündür ve uzayda hiçbir özel konum, öteki bir konuma yeglenmez.”


 


 


                                                                                               Roger Penrose


 


 


Genel göreliligin bir çok vargilari,bilimsel deney ve gözlemlerle parlak bir sekilde doğrulamaktadır.


                                                                                               M.Vasilyev&K.Stanyukoviç


 


 


 


Genel görelilik yanlislanmadi. Tam tersine onu destekleyen kanitlar birikti ve gökbilimcilerin ona olan ilgisi de artti. Ben sizin de ilginizi çekebilmek için “genel görelilik yanlislandi mi?”diye sordum. Asagidaki sorular ilginizin bosa olmadigini size gösterecek,bundan eminim.


Einstein’le birlikte çalismis ve Fizigin Evrimi (Onur yayinlari) adli kitabi yine onunla birlikte yazmis bilimcilerden biridir. Bir gün Enstein’a söyle der:” Saniyorum ki, siz çikip ortaya atmasaydiniz bile özel görelilik kurami çok geçmeden bulunacakti. Zaman olgunlasmisti onun için.” Bu görüse Einstein’in yaniti söyle olur: “Evet,dediginize katiliyorum;ama bu,genel görelilik için dogru degildir“. Bu yanit Einstein’in ikinci devriminin rolünü çok açik göstermektedir. Özel göreliligi belki bir baska bilimci bulabilirdi;ama genel görelilik ancak Einstein gibi bir deha sahibinin ürünü olabilirdi. Çok kere bilimsel buluslar için “o bulmasaydi,bir baskasi bulacakti” denmesi,isi biraz hafife almaktir. Genel görelilik bir dahi vurusuydu! Genel görelilik denklemlerinin ve öngörülerinin yasiyor olmasi bile bunun baslibasina kanitidir. Einstein, kahramanlarin tarihteki rolüne iyi bir örnek olusturuyor!


 


 


Bilindigi gibi özel görelilik, hiçbir isaretin, hiçbir fiziksel etkinin isiktan daha hizli yayilamayacagi ilkesi üzerine kuruludur. Isik, Dünya’dan Ay’a gitmek için 1 saniye, Günes’ten Dünya’ya gelmek için 8 dakika, bir galaksiden bir digerine gitmek için milyonlarca yil harcar. Böyle olunca Newton’un kullandigi ve uzakliga bagli olmayan yerçekimi kuvveti nedir? Dünya’nin Ay üzerinde yaptigi etki, olabildigi kadar hizli, yani isik kadar hizli yol alabiliyorsa, kuvveti belirleyen uzaklik, etkinin çikis aninda Dünya’yi Ay’dan ayiran uzaklik midir, yoksa etkinin Ay’a varis anindaki uzaklik midir? Her sey bir yana bu etki nedir?


 


 


Albert Einstein kütle ve enerjinin,uzay-zamani,belirlenmesi gereken bir sekilde bükecegini düsünüyordu. Newton’un basina düsen elma veya gezgen gibi nesneler,uzay-zamani boyunca düz dogrular boyunca ilerlemeye çalisacak;ancak uzay-zaman egri oldugu için,yollari bir çekim alani tarafindan bükülmüs gibi görünecekti.


Einstein,arkadasi Marcel Grossmann‘in yardimiyla,daha önce Georg Friedrich Riemann tarafindan gelistirilen bükülmüs uzay ve yüzeyler kurami üzerinde çalisti. Riemann sadece uzayin egri oldugu düsünüyordu. Einstein ise egri olanin,uzay-zaman oldugunu kavradi. Einstein ve Grossmann 1913’te,kütle çekim kuvvetlerinin,uzay-zaman egriliginin sadece bir ifadesi oldugunu ileri süren ortak bir makale yazdilar.


Ne var ki Einstein’in yaptigi bir hata yüzünden(ki o da insandir ve yanilabilir) uzay-zaman egriligi ile kütle ve onun içerisindeki enerji arasinda iliski kuran esitlikleri bulamadilar. Einstein,nihayet Kasim 1915’te,dogru esitlikleri buluncaya kadar,ev hayati ile ilgili konulardan ve savastan büyük ölçüde etkilenmeksizin,Berlin’de bu problem üzerinde çalismayi sürdürdü. 1915 yazinda Göttingen Üniversitesi’ne yaptigi bir ziyaret sirasinda,düsüncelerini matematikçi David Hilbert ile tartisti ve ayni esitlikleri bagimsiz olarak Einstein’dan birkaç gün önce buldu. Yine de Hilbert’in kabul ettigi gibi,bu yeni kuramin serefi Einstein’a aitti. Kütle çekimini uzay-zaman bükülmesi ile iliskilendirmek onun fikriydi. Savas döneminde bile,bu tür bilimsel tartisma ve fikir alisverislerinin aksamadan sürmesi,o dönemin uygar Almanya’si için bir övünç kaynagidir. Bu durum, yirmi yil sonraki Nazi dönemi ile büyük bir çeliskiydi. Kütle çekimini kapsamayan özel görelilik kuramindan ayirt edilmesi için bükülmüs uzay-zamanla ilgili yeni kurama “genel görelilik” adi verildi.


Genel görelilik kurami, bütün basvuru sistemleri(koordinat sistemleri) için geçerli fiziksel yasalar formüllestirme kuramidir. Kuramin baslica problemi, gravitasyon yani kütle çekimidir. Einstein, gravitasyon sorununu çözümlemekle ise baslamadi; ama dinamigin ilkelerini daha da derinlestirdi. Animsanacaktir ki özel görelilik kurulurken, isigin hizinin, birbirlerine göre düzgün bir hareketle yer degistiren bir gözlemciler takimi için ayni oldugu kabul edilmisti. Gözlemcinin hareketindeki herhangi bir ivme, önsel olarak, onun evreni tanima ve anlama biçimine etki yapabilir. Bu ivme, acaba nasil ise karisacaktir? Bu soruyu yanitlamak için, yalnizca mantiga dayanmak gerekir. Çünkü bu türlü etkileri deneysel biçimde açiga çikarmak çok güçtür. Burada da Einstein, soruna, en yalin ve en kestirme yönünden giristi. Sonsuz sayida olanaklar içinde bir ivmenin etkisinin ne olabilecegini arastiracak yerde o, asil ivme yoklugunun nasil belirtilebilecegini aramaya yöneldi.


 


 


 


Kaynak: Fizigin Evrimi (Onur yayinlari)
belgesi-385

Belgeci , 2422 belge yazmış

Cevap Gönderin