115 Belge Savaşlar Sayfa 11 / 12

Fransızlara, ”Niçin susuyorsunuz?” Deniliyor

Böylece İstanbul bir kere daha iştahlarla kinlerin üzerine çevrildiğine şahit oldu. Birbirine zıt siyasî akımlar orada birbirleriyle çarpıştı. Avrupa orada Asya’ya meydan okudu. Bununla beraber Türklerin gururu hiçbir zaman kırılmadı. Kendi hatalarını kabul etmekle beraber Türkler dostlarının tenkitlerine ustaca karşılık veriyorlar, mahkûm olanları ise kendilerini suçlayan kararı tartışma konusu yaparken davaları, açıklık ve haklı bir…

Ele Geçmeyen Milliyetçiler Her Yere Sızıyorlar

Bu sıralarda milliyetçiliğin fedaîleri, İstanbul ile Anadolu arasında haberleşmeyi ve bağlantıyı sağlamakla meşguldüler. Orta sınıf halk çocukları olan bu gençler kendilerini davalarına adamışlardı. Bunlar, ”Bizim vücudumuz millete aittir, biz millî direniş hareketinin bir aletiyiz” diyorlardı. Bir türlü ele geçmeyen bu gençler her yere girip çıkıyorlar, haberleri her yere ulaştırıyorlardı. Ayrıca, ”Bütün İslâm ülkelerinde ajanlarımız var,…

Doğu’da İngiltere-Fransa Mücadelesi

1919 Eylül’ünde üç müttefik işgalci devlet, İngiltere, Fransa ve İtalya, üç ayrı kampa ayrılmışlardı. İngiliz işgal kuvvetleri tek bir idare altındaydı ve General Milne bu mutlak otoriteyi temsil ediyordu. Özel vasıfları olmadığı hâlde kendi kampında tek amir olması nedeniyle imtiyazlı bir durumu vardı. İngiliz Yüksek Komiserliği onun formülünü uyguluyordu. Bu formül, diğer Müttefik devletlere mensup…

İngiltere Gerçek Türkiye ile Karşı Karşıya

Hareketli geçen mütarekenin hikâyesi, İngiltere’nin gerçek Türkiye’ye karşı yönelttiği savaşın hikâyesidir. Paris buna seyirci kalmaya gayret ediyor, fakat yapmış olduğu bazı girişimler bu rolünü güçleştiriyordu. Amiral Calthorpe’nin himayesinde, Yunanlıların 15 Mayıs 1919’da, akla gelmeyen şartlar içinde, İzmir’i işgal etmeleri Fransa’da şiddetli protestolara sebep oldu ve İngilizler, Anadolu-Bağdat demiryolu hattını ellerinde tutmak bahanesiyle Türk milliyetçilerine karşı…

Yaşlanmış Türkiye

Yaşlanmış Türkiye denilince akla padişah gelir. Kâh zayıf kâh güçlü, bazen müstebit, bazen de beceriksiz olan Vahdettin siyasî görüşü yetersiz olduğundan tamamıyla bir kadın, Sadrazam Damat Ferit Paşa ile evli olan kız kardeşi Mediha Sultan tarafından idare edilmekteydi.   Damat Ferit ise İngiltere’nin adamı, İngiliz mandasının hararetli bir taraflısıydı. Harbiye Nazırı Süleyman Şefik ise çok…

Anlaşmazlık

Bununla beraber, ilk anlaşmazlık da ortaya çıktı. Türkler hiç beklemedikleri bu sonucu hızla benimsediler ve buna o kadar alıştılar ki, bundan sonra onu azaltacak her şeye karşı çıktılar. ”Millî Teşkilât” bu hayal kırıklığından doğdu. Biraz sonra da memleketin gençleri ”Müttefikler, silâhları bırakalım diye bizi aldattılar, aslında bizi mahvetmek istiyorlar” demeye başladılar.   İngiltere’nin çıkarına uygun…

Superb Savaş Gemisinde Neler Olmuştu?

30 Ekim 1918’de, barışın ilk basamağı olan mütareke, Limni Adası’ndaki Mondros koyunda demirli ”Superb” adındaki İngiliz zırhlısında, Babıâli’nin murahhasları ile Müttefik devletler silâhlı kuvvetlerinin temsilcisi Amiral Calthorpe arasında imzalanmıştı. Bu iş birkaç saat içinde olup bitmişti. Olayı General Franchet d’Esperey’e bildirmek üzere gönderilen haberci ise, bilinmeyen bir sebepten ötürü, İngiliz hatlarında alıkonulmuştu. Bu tatsız olayın…

İlk Davranışlar

Önceden iyi bilinen bir ortama, velev ki üzerinden bir felâket kasırgası geçmiş ve bünyesini değiştirmiş olsun, insanın kendini uydurması daha kolaydır. Zira esaslı bazı çizgilerle insanların ve toplumun başlıca karakterleri henüz ayaktadır. Bu, Doğu için daha da doğrudur. Soru sormak, Avrupa’da olduğu gibi, insanı hayal kırıklığına uğratmaz. 1919 Eylül’ünde İstanbul’un dünya ile bağlantısı kesilmiş gibiydi.…

Tenha Sokaklar, Yeni Şahsiyetler

Ortalığa çöken karanlıkla beraber sokaklar da boşalmış, caddelerde İttifak devletlerinden seçilmiş devriyeler dolaşmaya başlamıştı. Devriye birlikleri arasında, sert disiplinli, yüzlerinde hiçbir ifade bulunmayan İngiliz askerleriyle alaycı ve tasasız Fransız askerleri, önlerinde bandoları, başlarındaki tüylü şapkalarıyla bir İtalyan bölüğü göze çarpıyordu. Fakat bir de, ortalıkta dolaşan ve aşağı yukarı hepsi de aynı kurşunî renkte, belli işaretleri…

21 Eylül 1919, Karadeniz Boğazı’na Giriş

Köstence’den kalkmış olan Rege Carol yolcu gemisi, acayip bir insan yükü ile yola çıkmıştı: Gemi içinde, deniz ve kara korsanları, Bolşevikler, kaçakçılar, Akdeniz limanlarının maceracı artıkları, ruble kaçıranlar, propagandacılar, ihtilâlci ajanlar ve bu arada dürüstlüğü çok şüphe götüren birtakım tüccar ve iş adamlarından oluşan hatırı sayılır bir kalabalıkla Boğaz’dan içeri giriyordu. İstanbul’daki müttefiklerin kontrol ağından…