Sermaye Piyasalarının Tarihi

Osmanlı Dönemi : Avrupa’da yaşanan sanayi devrimi ve sömürgecilik hareketleri büyük anonim şirketimin ortaya çıkmasına ve bunların halka açılmasına yol açtığında Türkiye’de yaşayan yabancı tacirler ve azınlıklar bu şirketlerin tahvil ve hisse senetleriyle ilgilenmeye başlamışlardır. O dönemde, tedavülde altın para olması, kambiyo kontrolünün bulunmaması ve kapitülasyonların sağladığı serbesti sayesinde bu kişiler dışarıya para çıkartarak alım-satım yapmıştır.

Daha sonra Tazimat hareketinin de etkisiyle Türkler de bu konuya ilgi göstermişlerdir. Dışarıdan alınan kıymetlerin e! değiştirmesi kısa zamanda bizde de bir piyasa oluşturmuş. buna d? ‘.Salata bankerleri ön ayak olmuşlardır. 1354 Kırım Harbi dolayısıyla çıkarılan borçlanma tahvilleri, bunu takiben devletin çeşitli vesilelerle çıkardığı tahviller, Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı şirketlerin {özettikle şimendifer. Elektrik,gaz ve tranvay şirketlerinin) meşrutiyetten sonra da yerli sirkeliktin tahvil ve hisse senetleri piyasada alınıp satılmıştır.

ilk olarak 1864’te Galata bankerleri bir dernek kurmuş; 1865’da hükümetçe ilk borsa İstanbul’da kurulmuştur. Bu borsada yerli ve yabancı tahvil ve hisse senetleri Avrupa borsalarıyla telgraf irtibatı kurulmak suretiyle işlem götmüş; örneğin Panama tahvilleri ve Süveyş kanalı hisse senetleri çok defa yabancı bankaların aracılığı ile varlıklı Türk ailelerince satın alınmıştır.

Birinci Dünya Savası ve Kurtuluş Savaşı piyasayı etkilemekle beraber, Cumhuriyetin ilanından sonra kapitülasyonların kaldırılması, yabancı şirketler in millileştirilmesi, kambiyo kontrolünün getirilmesi ve İstanbul Esham ve Tahvilat Borsasının Ankara ya taşınması bu ilk sermaye piyasasının sonu olmuştur.

Cumhuriyet Dönemi

Ülkemizde sermaye piyasasının yeniden doğuşu 19601ı yıllarda Hürriyet tahvilleri ve tasarruf bonoları ile başlar. Tasarruf bonoları tamamen, Hürriyet tahvilleri ise kısmen zorunlu tasarruf mahiyetinde olduğu için, kısa zaman sonra bunları alanlar paraya çevirme imkanı aramaya başlamıştır, Piyasada bazı işbilir kimseler de bunları faiz oranlarına ve vadelerine qöre kırarak satın almış, zamanla ara simsarlar da türemiş ve bu iş arzuhalcilere kadar inmiştir Alıcılar, üstüne belli bir kâr koyarak bunları parasını değerlendirmek isteyenlere satmasıyla ilk defa ikinci el menkul kıymetler piyasası doğmuş oldu. Bu piyasanın doğuşunun asıl önemli nedeni, birinci el olarak devletçe çıkarılan tasarruf bonolarının faiz oranlarının cari piyasa faizinin çok altında oluşu idi. (% 6) Cari faiz oranı ise o günlerde %12’nin üzerindeydi, ikinci el alım ve satımlarda fiyat, faiz randımanı %12 olacak şekilde ayarlanıyordu.

1980’lerde Tasarruf Bonoları tamamen piyasadan çekilmiştir. Ancak menkul kıymetler piyasası artık kurulmuştu. Başlangıçta halka açık olarak kurulan, ya da sonradan halka açılan şirketler başarı kazanıp güçlendikçe, bunların hisse senetleri piyasada aynı esnaf tarafından alınıp satılmaya başlandı Daha önce kapalı aile şirketi olarak kurulan pek çok şirket de Ölümler ve veraset yoluyla kapalı olmaktan çıktı 1970’li yıllarda bazı büyük holdingler halka açılmanın avantajlarını görerek 2-3 bin ortaklı büyük şirketler kurcular hatta mevcut holdinglerine paralel yeni yatırım holdingleri tesis ettiler. Bu konu kısa zamanda dejenere edildi, ama o dönemden bugüne gerçekte faydalı ve başarılı pek çok halka açık şirket kaldı

Aynı tarihlerde görülen yurt dışına işçi akımı da Anadolu’nun çeşitli köşelerinde pek çok işçi şirketlerinin kuruluşunu beraberinde getirdi. Yazık ki hu şirketlerin bazısı mahalli esnaf ve eşrafın yönetiminde kalarak başarılı olamadılar. Fakat ”bir holding + bir banka + 1000 küçük otlak" formülü genelde başarılı olmuş ve sermaye piyasasının bugünkü düzeyine gelmesine de yardımcı olmuştur.

Bu arada Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın da hisse senedi piyasasının oluşmasına katkısını unutmamak gerekir. Bu banka, kuruluşta iştirak ettiği ve dış Kredi sağladığı şirketler kuruluş dönemi tamamlanıp kâra geçtikten sonra, portföyündeki hisse senetlerini primli fakat makul bir fiyatla halka satmak suretiyle hem sermaye piyasasına kaynak sağlamış, hem de zaman zaman likide ettiği fonlarla yeni kuruluşları desteklemiş ve kendisi kâr sağlamıştır.

Türkiye’de sermaye piyasasının gelişmesinde tasarruf bonolar, yatının holdingleri, işçi ve hemşehri şirketleri T. Sınai Kalkınma Bankası’nın çalışmaları başlıca kilometre taşlarını teşkil eder. Bunlara, 1979-82 yıllarına damgasını vuran bankerler olayını da eklemek gerekir.

Bankerler olayı aslında bir gelişme basamağı değil, suni bir olaydır. Halkın ilgisini bankacılık sektörü dışına ve faize dönük menkul kıymetlere çekilmiş, fakat sonuçlan itibariyle sermaye piyasasına önemli zararlar vermiştir. Bu bakımdan ileride daima ibretle hatırlanması gereken bir olaydır.

Bankerler olayının başlıca sebebi o yıllarda görülen hiperenflasyondur Yüksek enflasyon, rnevduat ve tahvil faizlerini negatif gelir haline getirmiştir. Zamanın mevzuatı, mevduat ve tahvil faizlerinin enflasyon düzeyine çıkarılmasına engel olduğu ve birincil satışları daima gelir yönünden enflasyonun gerisinde bıraktığı için tahvil ve mevduat sertifikası satışları ikincil piyasaya intikal etmiş ve ikincil piyasada mantar gibi bankerlerin bitmesine sebep olmuştur. O dönemde tahvil ihracına yalnız bankalar aracılık edebiliyorlardı. Bankaların tahvil ihracına ilişkin esasları Merkez Bankası denetliyordu.Bankalar Merkez Bankasının sıkı denetimi altında bulunduğundan, belirli faiz oranlarının üstüne çıkılamıyordu. Enflasyonun % 60’ı aştığı sıralarda resmi tahvil faiz oranı brüt %28’de kalmıştır. O dönemde henüz Sermaye Piyasası Kanunu mevcut olmadığından bankerler gayet serbest şekilde çalışıyorlardı. 1000 liralık tahvili banka gişelerinde sözde 1000 liraya alıp örneğin 800 liraya satıyorlardı. Aradaki farkı ve kendi komisyonlarını tahvili çıkaran şirketten finansman masrafı adı altında tahsil ediyor ve bunun için fatura bile kesebiliyorlardı. Daha sonra çıkarılan mevduat sertifikaları da aynı akıbete uğradı.

Bankaların tahvil ve mevduat sertifikalarına uygulayabilecekleri fon oranlarının, hükümetçe belirlenmesi, fakat bankerlere bu tip kısıtlamalar uygulanmaması bankalarla bankerler arasında ikinciler lehine haksız rekabet yaratmıştır Kendi gişelerinden hiçbir zaman o kadar büyük mevduat toplamayacak oları bazı küçük bankaların bankerler eliyle sertifika satışı suretiyle bünyelerinin kaldırabileceğinden çok fazla mevduat yükü altına girmelerine yol açılmıştır

Böylece bir hamlede toplanan milyarlar akıllıca plase edilememiş ve büyük kısmı batak hale gelmiştir Bu da, bankaların yaptığı işlerin uzman kadrolara sahip olmayan kuruluşlarca yapılamayacağını göstermiştir

tesis ettiler. Bu konu kısa zamanda dejenere edildi, ama o dönemden bugüne gerçekten faydalı ve başarılı pek çok halka açık şirket kaldı

Aynı tarihlerde görülen yurt dışına işçi akımı da Anadolu’nun çeşitli köşelerinde pek çok işçi şirketlerinin kuruluşunu beraberinde getirdi. Yazık ki hu şirketlerin bacısı mahalli esnaf ve eşrafın yönetiminde kalarak başarılı olamadılar. Fakat ”bir holding +bir banka + 1000 küçük otlak" formülü genelde başarılı olmuş ve sermaye piyasasının bugünkü düzeyine gelmesine de yardımcı olmuştur.

Bu arada Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın da hisse senedi piyasasının oluşmasında katkısını unutmamak gerekir. Bu banka, kuruluşta iştirak ettiği ve dış Kredi sağladığı şirketler kuruluş dönemi tamamlanıp kâra geçtikten sonra, portföyündeki hisse senetlerini primli fakat makul bir fiyatla halka satmak suretiyle hum sermaye piyasasına kaynak sağlamış, hem de zaman zaman likide ettiği fonlarla yeni kuruluşları desteklemiş ve kendisi kâr sağlamıştır.

Türkiye’de sermaye piyasasının gelişmesinde tasarruf bonolar, yatırım holdingleri, işçi ve hemşehri şirketleri T.Sınai Kalkınma Bankası’nın çalışmaları başlıca kilometre taşlarını teşkil eder. Bunlara, 1979-82 yıllarına damgasını vuran bankerler olayını da eklemek gerekir.

Bankerler olayı aslında bir gelişme basamağı değil, suni bir olaydır. Halkın ilgisini banlacılık sektörü dışına ve faize dönük menkul kıymetlere çekmiiş, fakat sonuçlan itibariyle sermaye piyasasına önemli zararlar vermiştir. Bu bakımdan ileride daima ibretle hatırlanması gereken bir olaydır.

Bankerler olayının başlıca sebebi o yıllarda görülen hiperenflasyondur Yüksek enflasyon, rnevduat ve tahvil faizlerini negatif gelir haline getirmiştir. Zamanın mevzuatı, mevduat ve tahvil faizlerinin enflasyon düzeyine çıkarılmasına engel olduğu ve birincil satışları daima gelir yönünden enflasyonun gerisinde bıraktığı için tahvil ve mevduat sertifikası satışları ikincil piyasaya intikal etmiş ve ikincil piyasada mantar gibi bankerlerin bitmesine sebep olmuştur O dönemde tahvil ihracına yalnız bankalar aracılık edebiliyorlardı Bankaların tahvil ihracına ilişkin esasları Merkez Bankası belirtiyordu. Bankalar Merkez Bankasının sıkı denetimi altında bulunduğundan, belirli faiz oranlarının üstüne çıkılamıyordu. Enflasyonun % 60’ı aştığı sıralarda resmi tahvil faiz oranı brüt %28’de kalmıştır. O dönemde henüz Sermaye Piyasası Kanunu mevcut olmadığından bankerler gayet serbest şekilde çalışıyorlardı. 1000 liralık tahvili banka gişelerinde sözde 1000 liraya alıp örneğin 800 liraya satıyorlardı. Aradaki farkı ve kendi komisyonlarını tahvili çıkaran şirketten finansman masrafı adı altında tahsil ediyor ve bunun için fatura bile kesebiliyorlardı. Daha sonra çıkarılan mevduat sertifikaları da aynı akıbete uğradı.

Bankaların tahvil ve mevduat sertifikalarına uygulayabilecekleri faiz oranlarının, hükümetçe belirlenmesi, fakat bankerlere bu tip kısıtlamalar uygulanmaması bankalarla bankerler arasında ikinciler lehine haksız rekabet yaratmıştır. Kendi gişelerinden hiçbir zaman o kadar büyük mevduat toplamayacak oları bazı küçük bankaların bankerler eliyle sertifika satışı suretiyle bünyelerinin kaldırabileceğinden çok fazla mevduat yükü altına girmelerine yol açılmıştır

Böylece bir hamlede toplanan milyarlar akıllıca plase edilememiş ve büyük kısmı batak hale gelmiştir Bu da, bankaların yaptığı işlerin uzman kadrolara sahip olmayan kuruluşlarca yapılamayacağını göstermiştir

belgesi-2918

Belgeci , 2422 belge yazmış

Cevap Gönderin