Otizm ve çiğ diyet
Bugünlerde otizm olan çocuklarla ilgili haberlerin arttığını görüyoruz.
Otizmin ne olduğunu kısaca açıklamak gerekirsek, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler. Genelde kalıtsaldır.
Çocuklar için vazgeçilmemesi gereken 10 gıda
Besleyici ve dengeli beslenmeyle çocuklarınızın ve kendinizin sağlığını koruyabilirsiniz. Büyüyen küçük bedenlerin özel vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Ancak, ailelerin çocuklarına sağlıklı yiyecek yedirmesi çok zor oluyor. Ne de olsa, çocuklar anne-babalarını örnek alıyorlar
Bazı lezzetli yiyecekler, çocukların aktif yaşam tarzları için gerekli olan her şeyi karşılamaya yardım ediyor.
1. Tatlı patates: Büyük bir besin kaynağı olan tatlı patatesin tadı da çok güzel ve şuan tamda mevsimi! Bu sağlıklı ve lezzetli sebze, potasyum, C vitamini, lif, folat, A vitamini, kalsiyum ve demir içeriyor. Dünyadaki en besleyici yiyeceklerden biri olan tatlı patates, şeker hastaları için de iyi bir seçenek, çünkü kan şekerini dengelemeye yardım ediyor.
Süt ile Yaşam
Yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen, kalp ve damar sağlığını tehdit eden yüksek tansiyon riskine karşı uzmanlar süt içilmesini öneriyor.
Yapılan araştırmalar çocukluktan itibaren düzenli süt içen bireylerde yüksek tansiyon görülme olasılığının daha düşük olduğunu gösteriyor. Hipertansiyon hastaları, az yağlı ya da yağsız süt tüketerek kan basıncını kontrol altına alabiliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar; kalsiyum, magnezyum ve fosforun yetersiz tüketiminin bireysel veya toplumsal olarak hipertansiyon sıklığı ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Sütün yüksek kalsiyum ve potasyum içeriği ile kan basıncı ve hipertansiyonun dengelenmesinde önemli bir besin kaynağı olduğu bildiriliyor.
Tavuk etinin mucizevi faydaları
Tavuk etinin yeni bir faydası daha ! Hamilelikte tavuk eti tüketiminin, bebeğin daha uslu ve mutlu olmasını sağladığını biliyor muydunuz?
Hollanda’da yapılan araştırmaya göre, hamileliğin başlangıcından itibaren B12 vitamini açısından zengin tavuk eti ve yumurta tüketimi, daha uslu ve daha az ağlayan bir bebeğe sahip olma şansını 3 kat artırıyor.
Bazal Metabolizma
Bazal metabolizma
Bazal metabolizma, vücudun bir günde ihtiyacı olan minimum enerji miktarıdır. Dinlenme anında vücudun kalori harcama hızına bakılarak ölçülür ve kişiden kişye değişiklik gösterir. Bazal metabolizma hızının kilo alıp vermede önemli etkisi var. Bazal metabolizma hızınız ne kadar düşükse, kilolu olma ihtimaliniz de o kadar yüksektir. Eğer hızlıysa şanslısınızdır, vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor demektir. Eğer yavaşsa çok fazla kalori almamalısınız,ihtiyacınızdan fazlası yağ olarak depolanacaktır.
Kiloluysanız ilk işiniz metabolizmanızı hızlandırmak olmalı. Bunu yapmak için de kas dokusunu arttırmanız gerekli. Kas dokunuz ne kadar fazlaysa metabolizmanızda o kadar hızlanır, ince kalma şansınız artar. Hemen belirtelim; 40 yaşından sonra kas dokusu azalmaya başlıyor.
Kas dokusunu iki şekilde arttırabilirsiniz:
•Doğru beslenerek
•Spor yaparak
Vücudun oksijen kullanma kapasitesini ve dolaşımını arttıran yüzmek,koşmak,tenis,bisiklete binmek gibi aerobik egzersizlerde hep birçok kalori ve vücut yağları yakılır. Ağırlık kaldırmak gibi anaerobik egzersizlerde daha az oksijen kullanılır, kalori ve yağ yakımı daha yavaştır. Ancak bu tip egzersizler kas dokusu yapma ve güçlendirmede daha etkilidir. Ağılıkla çalışmak kan şekerini düzenleyip yağ dokusunun azalmasına yol açıyor ve büyüme hormonu salgılanmasını sağlıyor. Çocuklar ve ergenlik çağındakilerin ince kalmasını sağlayan işte bu büyüme hormonu. Büyüme hormonu kas dokusu yapımını hızlandırıyor,vücut dokularının onarımını ve yenilenmelerini sağlıyor. Bu işlemler yapılırken de ne gerekiyor? Enerji! Bol bol depolardaki yağ yakılıyor. Sadece yediklerini azaltarak kilo verenlerin vücudunda yumuşama olabiliyor. Oysa spor yaparak kilo verdiğinizde sağlıklı kaslarla bezenmiş esnek bir vücuda sahip oluyorsunuz.
Metabolizmanızı aerobik ve anaerobik egzersizlerle hızlandırabilirsiniz. İki tür egzersizide yapmaya çalışın. En kolay egzersiz yolu yürümek. Her gün en az 30 dakika tempolu adımlarla yürüyün, farkı göreceksiniz.
Fazla kilolu olanların metabolizmaları mı yavaş?
Fazla kilolu olanların hemen hepsi metabolizmalarının yavaş olduğuna inanır ve çok yememelerine karşın kilo aldıklarından yakınırlar. İngiltere Cambridge'deki Beslenme Araştırma Merkezi'nde zayıflarla kilo almaya meyilli olanlar arasında gerçekten büyük fark var mı görebilmek için, zayıf ve fazla kilolu kişilerin metabolizma hızları ölçülmüş. Sonuç şaşırtıcı; kilolu kişilerin metabolizması daha hızlı! Nedeni daha çok hücreye sahip olmaları, kalpleri,akciğerleri,karaciğerleri daha büyük. Tüm bu organların çalışabilmek için enerjiye ihtiyaçları var, bu yüzden tüm hücreler daha çok çalışmak zorunda.
Peki şişmanlar yediklerini daha hızlı yakıyorlarsa niye kilo alıyorlar? Yanıt basit: Çünkü çok yiyorlar! Günümüzde yiyecekler çok çeşitli ,lezzetli ve bol. Bu da hayır demeyi zorlaştırıyor. İnsanoğlu yaşamını sürdürebilmek için yemeye programlı. Yiyecek bol olduğunda beynimiz "ileride aç kalabilirsin" diye yeme komutu veriyor. Buna bir de az hareket eklenince şişmanlık kaçınılmaz oluyor.
Kımıldayın-kıpırdayın
Neden bazı kişiler ne isterlerse yiyip yinede incecik kalabiliyorlarda, bazıları yiyeceğe bakınca bile kilo alıyor? Bunun sırlarından biri ne biliyormusunuz? Egzersiz dışı günlük aktive! Bu insanlar kilo almıyor çünkü yerlerinde duramıyorlar. Örneğin; oturduğunuz yerde ayağınızı salladığınızda bile daha fazla kalori yakmaya başlıyorsunuz. Kısacası ince kalabilmek için daha hareketli olmak gerekiyor.
Hormonlar etkisi var mı?
Menopozla birlikte birçok kadın hızlı kilo almaya başlar. Ancak bunun nedeni hormonlar değil, hareketsiz yaşam nedeniyle vücudun çalışma temposunu düşürmesidir. 18 yaşından itibaren her 10 yılda bir metabolizma %2 yavaşlıyor. Bu dönemde kalori alımı azaltılmadığı,aksine çoğunlukla daha da artırıldığı, agzersiz de yapılmadığı için hızla kilo alınıyor.
Kadınlarda yumurtalıklarda üretilen östrojen ve progesteron hormonları normalde bir denge içindedirler. Menopozdan önceki 6-7 yıllık dönemde yumurtlama sıklığı ve düzeni bozulduğundan önce progesteron salınımı bozulur ve üretimi sona erer. Böylece vücutta östrojen-progesteron dengesi bozulmuş olur. Adetin tamamen kesilmesiyle birlikte östrojen salınımı da durur ve menopoz başlar.
Menopozda hormon tedavisi (östrojen+progesteron) kadınlarda kilo alma hissi yaratabiliyor. Çünkü östrojen ve progesteron vücutta su tutulmasına,memelerde hassasiyete, karın bölgesinde şişkinliğe neden olabiliyor. Bu şişkinlik de 'kilo aldım' şeklinde değerlendiriliyor. Tam tersine araştırmalar hormon tedavisinde menopozun ilk dönemlerinde alınan kiloyu azaltabileceğini ortaya koyuyor.
belgesi-517
Çay ve Kahve
Çay ve kahve
Türkiye'de en çok tüketilen içecek çay, ikinci sırayı kahve alıyor. Her ikiside uyarıcı etkisi olan kafein, teofilin ve teobromin adlı maddeleri içeriyor. Kafein az miktarda alındığında canlandırıcı etkisi var, ama bu etki çok kısa süreli. Uzun süre ve aşırı tüketildiğinde sağlığınıza zarar veriyorlar. Yüksek dozları sinirlilik, depresyon, uykusuzluk, migren, titremeler, kalp atımında anormal değişiklikler ve yüksek tansiyona neden olabiliyor. Kafein ayrıca vucudun stresle başa çıkabilmek için kullandığı, iki yüzden fazla enzimin çalışması, sağlıklı saçlar ve cilt için gerekli olan, seks hormonlarını kontrol eden çinko mineralinin emilimini de engelliyor.
Kafeinin bağımlılık yapıcı etkisi de var, bu etki öylesine güçlü ki sadece birkaç saat kahvesiz çaysız kalındığında bile davranış değişikliklerine yol açabiliyor. Baş ağrısı, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü, sersemlik bunlardan bazıları...
Çay ve kahve yemek zamanlarında içildiklerinde -yemekten önce veya sonra- yiyeceklerde bulunan demirin emilimini engelliyor ve böylece kansızlığa neden oluyorlar. Çayda bulunan tannin adlı madde, demir emilimini önleyen en büyük suçlu.
Çayın iyi yanları da var; örneğin aynen aspirin gibi kanı inceltici özelliği sahip. Böylece kalp lrizi riskini azaltıyor. Uyarıcı etkisi kahve kadar güçlü değil. Ancak koyu bir bardak çay, yoğunluğu düşük bir kahve kadar çok kafein içerebiliyor.
Teoromin ve teofilin uyku sorunlarına yol açıyorlar, adet öncesind egörülen meme hassasiyeti ve sertliklerinin de suçluları. Bu yüzden kafeinsiz kahveler de çözüm değil. Çünkü kahveden kafein alınsa bile, bu iki uyarıcı kimyasal madde kalıyor. Ayrıca, kafeinsiz kahvenin yapımında çok daha fazla kimyasal madde kullanılıyor. Bu da karaciğerinizin vücudunuzu toksik maddelerden temizlemesi için daha çok çalışması, yorulması demek!
Çoğu kişi çay ve kahveyi su yerine sayar. Çok yanlış! Aksine her ikisi de vücuttan su kaybına yol açar, vücuttaki su dengesini bozar ve susuz kalmanıza neden olurlar. Ayrıca kafeinli içecekleri aşırı tüketmenin kadınlarda selülite yol açtığını da unutmamak gerek!
Özellikle kahvenin bağımlılık yapıcı etkisi çok fazla. Tiryakiler için kahveyi bırakmak zor biliyoruz. Başınız ağrıyabilir, kendinizi sersem gibi hissedebilirsiniz. Ama bu sadece bir hafta kadar sürecek! Yılmayın, size getirileri çok daha fazla olacaktır.
Sağlığınız için ideal olan, çay ve kahveyi bırakmak. Çay ve kahveyi bırakmaya, yok eğer 'çayımdan-kahvemden vazgeçmem' diyorsanızda en aza indirgemeye çalışın. Çayınızı açık içebilir kahveyide sınırlayabilirsiniz. Örneğin günde bir-iki finçandan çok içmemek gibi. Çay-kahve yerine bitkisel çaylara yönelin. Yatıştırıcı etkileri var, ayrıca su ihtiyacınızıda karşılarlar. Başta sıkıcı gelebilir, onların yerini tutmuyor gibi görünebilirler. Ama yalnızca kısa bir süre sonra enerjiniz, ruh haliniz,uyku düzeniniz ve cildinizdeki olumlu değişiklikleri görünce bitkisel çaylardan geçemiyeceksiniz.
belgesi-518
Mikrominareller
Mikromineraller
Başlıcaları, krom, çi,nko, selenyum, manganez, iyot ve flordur. Vücudun bunlara ihtiyacı daha küçük(mikrogram) miktarlardadır.
Çinko
Ne işe yarar?
Antioksidan, birçok enzimin yapısında bulunur. Yaraların iyileşmesi, büyüme ve gelişme, testis ve yumurtalıklardan salınan hormonların kontrolü, stresle savaş, kemik ve diş sağlığı, saç ve kılların uzamasında rolu var.
Nerede bulunuyor?
İstiridye, elenmemiş undan yapılmış ekmek, et-özellikle koyun ve dana eti-, peynir, yumurta sarısı, zencefil kökü, buğday ürünleri, karaciğer, susam, ayçiçeği çekirdekleri, fıstık ve fıstık yağı, kakao, esmer pirinç, bedem, bezelye, turp.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Tat ve koku alma duygularının zayıflaması, tırnaklarda beyaz çizgiler, sık hastalanma, sivilce, yağlı cilt, doğurganlığın azalması, erkeklerde döllenme yeteneğinin azalması, depresyon, iştah azalması, hamilelik çizgileri.
Krom
Kan şekerinin dengelenmesini, açlık duygusunun bastırılmasını, yiyeceklere duyulan aşırı isteğin törpülenmesini, hücre yapısının korunmasını sağlar, ayrıca kalbin çalışmasında görevli.
Nerede bulunuyor?
Karaciğer,bira mayası, istiridye,i patates kabuğu, elenmemiş undan yapılmış ekmek, çavdar ekmeği, yeşil biber, yumurta, elma, tereyağ, tavuk, koyun eti.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Aşırı veya soğuk terleme, açlığa dayanıksızlık, sık yeme ihtiyacı, soğuk eller, uyuklama, aşırı susama, tatlıya düşkünlük.
Manganez
Ne işe yarıyor?
Vücuttaki birçok enzimin yapısında bulunur, birçok enzimi de aktif hale getirir. Kan şekerini ayarlar, üreme ve kırmızı kan hücrelerinin yapımı, beynin çalışması için gereklidir. Hücre yapısını korur.
Nerede bulunuyor?
Ananas, bamya, marul, çilek, yulaf, su teresi, baharatlar, cerealler, çay, kereviz, üzüm.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Kas seğirmeleri, ergenlikte büyüme ağrıları, baş dönmesi, dengeyi sağlamada güçlük, kasılmalar, eklem ağrısı, dizlerse acı.
Selenyum
Ne işe yarıyor?
Antioksidan, kansere karşı koruyucu, erken yaşlanmayı önler, bağışıklık sistemini güçlendirir, kalp sağlığında etkili, vücut metabolizması için gerekli, E vitamininin çalışmasına yardıncı, erkek üreme sistemi üzerinde etkili.
Nerede bulunuyor?
Deniz ürünleri, susam, mantar, lahana, tavuk, karaciğer, kabak.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Ailede birkaç kuşak boyunca kanser görülmesi, erken yaşlanma, katarakt, yüksek tansiyon, sık hastalanma.
İyot
Ne işe yarar?
Troit hormonlarının yapısında bulunur. Enerji metabolizması üzerinde etkili.
Nerede bulunuyor?
Deniz ürünleri, süt ve süt ürünleri, iyotlu tuz.
Eksikliğinde ne görülür? Kronik yorgunluk, kilo alma, guatr.
Flor
Ne işe yarıyor?
Kemik ve diş sağlığı için gerekli.
Nerede bulunuyor?
Deniz ürünleri ve çay.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Kemik ve diş sorunları.
belgesi-519
Şeker Hastalığı
Şeker hastalığı
Şeker hastalığı, kan şekerinin çok yüksek olmasıyla kendini gösteren kronik bir hastalıktır. Dünyadaki en yaygın hastalıklardan biridir. Vücut glikozu enerjiye dönüştüremediği zaman ortaya çıkar. Glukozun enerjiye dönüştürülmesi pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla olur. Eğer pankreastan insülin salınımı azalır veya kaybolursa, glukoz kanda kontrolsüz bir şekilde yükselir ve şeker hastalığına yol açar. İki tipi vardır:
Tip 1( insüline bağımlı olan )
Özellikle çocuklarda ve 40 yaşın altındaki genç erişkinlerde görülür. Bu tip şeker hastalığında pankreas yeterli insülin üretmez. İnsülin iğneleri ve diyet kontrolü ile tedaviye gidilir.
Tip 2 (insüline bağımlı olmayan )
Tüm şeker hastalarının %90'ı bu tip. Bu tip şeker hastalığında insülin üretilir, ancak yeterli değildir veya vücudun glukozu kullanma kabiliyeti azalmıştır. Daha çok 40 yaşın üzerindeki erişkinlerde görülür. Genellikle fazla kiloludurlar. Ya diyet ve egzersiz, ya da diyet ve tabletler,bazen de diyet ve insülin iğneleriyle tedavi edilir. Örneğin; hızla batı tipi beslenmeye geçen Avustralya yerlileri Aborjinler'de her 4 kişiden birinde bu tip şeker hastalığı görülüyor.
50 yaşın üzerinde ve fazla kiloluysanız, ailenizde şeker hastalığı varsa, tansiyonunuz yüksekse bu tip şeker hastalığına yakalanma riskinizde yüksek demektir.
Belirtileri
•Aşırı susama
•Sık idrara çıkma
•Sürekli açlık hissi
•Kilo kaybı
•Ağız kuruluğu
•Cilt kuruluğu
•Görmede bozulmalar
•Dolaşım bozukluğu
İnsüline bağımlı olmayan şeker hastalığıyla yaşamanın veya yakalanmamanın yolu doğru beslenme.
Kan şekeri düzeyini kontrol etmek için beslenme şeklinde bazı değişikliklere gidilmesi gerekiyor.
Elenmemiş undan yapılmış ekmek-makarna, esmer pirinç, patates gibi nişastalı besinler yemeklerin önemli bölümlerini oluşturmalı.
Yiyeceklerin, tahılların, unların özel işlemden geçmemiş şekilleri tercih edilmeli.
Sebze ve meyve gibi liften zengin yiyeceklerin tüketimi arttırılmalı.(meyvenin aşırı olmaması şartıyla.)
Şekerli içecekler içilmemeli.
Alkol tüketimine dikkat edilmeli.erkeklerin günde 3 birim, kadınların günde 2 birimi geçmemesi gerekiyor.
1 birim alkol = 250 ml bira
şeker hastası olanların düşük glisemik indeksli yiyeceklerle beslenmesi gerekli. Yüksek glisemik indeksli yiyecekler zaten iyi çalışmayan pankreasın yükünü arttıracaktır.
Şeker hastalığı nelere yol açabilir ?
•Kalp-damar hastalıkları
•Kalp krizi
•Felç
•Böbrek yetmezliği
•Körlük
•Koma
Glukoz vücudun yakıtı. Ancak kanda aşırı yükseldiğinde, damarlardaki proteinlere zarar vermeye başlıyor ve damarlara, böbreklere, gözlere, beyne, bacaklara, sinirlere zarar veriyor, kalp-damar hastalıklarına yol açıyor.
Yukarıdaki bilgiler dünyada en sık görülen hastalıklardan biri olan şeker hastalığı hakkında sizi kısaca aydınlatmak ve yakalanmanızı önlemek içindir.
Eğer şeker hastası olduğunuzdan şüpheleniyorsanız mutlaka konunun uzmanı bir doktora gitmelisiniz.
Kilo vermek ve kilonuzu korumak için öneriler
•Yürümek kilonuzu korumanın en iyi yolu
•Hergün en az 30 dk. yürümeye çalışın
•Yürüme mesafenizdeki yerlere arabayla gitmeyin
•Asansör yerine merdivenleri kullanın
•Uzun süre oturma pozisyonunda kalmayın
•Sık sık kalkıp hareket edin
•Tatlı yerine meyveyi tercih edin
•Sebzeleri aşırı pişirmeyin
•Meyve sularını sulandırarak için
•Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve yeme alışkanlığı edinin
•Fasulye,mercimek,nohut,barbunya,börülceyi baş tacı edin. Hem açlık duygunuzu çok güzel bastırırlar, hem de kilo aldırmazlar.
•Liften zengin yiyeceklere ağırlık verin.
•Kendinizi küçük porsiyonlara alıştırın. Yemeklerinizi küçük tabaklarda yeyin.
•Çok acıkmadın yeyin. 4 saatten fazla aç kalmayın.
•Kan şekerinizi dengelemeye çalışın.
•Eğer öğün sayısını arttırdığınız zaman fazla atıştırıyorsanız günde 3 öğünle sınırlı tutun.
•Atıştırmak istediğiniz zaman kalorisi düşük yiyeceklere uzanın. Meyveler, salatalar, sebzeler az yağlı yoğurt gibi...
•Niçin fazla yediğinizi bulmaya çalışın. Nedeni bulduktan sonra çözüme gitmeniz kolaylaşacaktır.
•Kilo vermek istiyorsanız kendinize gerçekçi bir hedef koyun. Vücudunuzu aşırı zorlayacak rejimlere girmeyin.
•Yiyeceklerle ilişkinizi değiştirin.yemek için değil, yaşamak için yeyin.
•İnce düşünün. Kendinizi hep giymek istediğiniz giysiler içinde bir partide hayal edin. Diğer insanların size nasıl tepkiler vereceklerini düşünün.
Bu hayaller ince olma isteğinizi arttıracaktır. Unutmayın,hayal etmek yapmanın yarısıdır!
•Çocuklarınızın tabaklarında kalanları yemeyin.
•Yemek pişirirken atıştırmayın.
•Öğün aralarında yiyeceklere uzandığınızda derin bir nefes alıp 10'a kadar sayarak düşünün. Gerçekten o yiyeceğe ihtiyacınız var mı?
•Öğün atlamayın. Özellikle de kahvaltıyı.
•Restoranlarda yemek yerken ya sadece ana yemeği ya da iki başlangıç yemeyini yiyin.
•İlla başlangıç, ana yemek ve tatlı üçlemesine girmeniz gerekmiyor.
•Eğer can sıkıntısından yiyorsanız kendinize bir hobi edinin. Boş kalmak yemeğe iter.
•Her sinemaya gidişinizde illa pop corn yemeniz gerekmiyor. Pop corn sevmediği halde gelenek diye yiyen birçok kişi var.
•Haftada 1 kilodan fazla verdiren diyetlere girmeyin. Ağır,ama emin adımlarla ilerleyin.
•Doyduğunuza karar veren,mideniz değil beyniniz.
•Ve beyin en az 20dk önce"doydun" sinyali göndermiyor. Gereksiz yere kalori almamak için iyice çiğneyerek, yavaş yavaş yiyin.
•Herkezin tetikleyici yiyeceği farklıdır. Kimi çikolata,kimi peynire aşırı istek duyar ve delicesine yer. Bu yiyecekler hangileriyse satın almayın,
süpermarketlerde dizili bulundukları raflara yaklaşmayın.
•Damağınızı eğitin. Şekeri azalttıkça artık eskisi kadar tatlı yemek istemediğinizi fark edeceksiniz.
•Egzersize ara vermeyin. Bir kez ara verince veya bırakınca bir daha dönmek çok zor oluyor, deneyimlerimizden biliyoruz. Eğer haftada 3 gün yürüme alışkanlığınız varsa bunu mutlaka yerine getirin.
•Hayır demeyi öğrenin. Her ısrar edildiğinde"tamam" deyip bir parça daha tatlı almayın.
•Ekmeğinize tereyağı veya margarin sürme alışkanlığınız varsa bırakmaya çalışın.
•Kokteyllerde,partilerde tabagınızı gereksiz yere doldurmayın. Kimlerle karşılaşacağınızı, tanışacağınızı düşünerek gidin. İnsanlara konsantre olun, yiyeceklere değil!
•Kokteyl,parti ve davetlere çok aç gitmeyin. Evden çıkmadan önce bir elma yiyin.
•Restoranlarda önden getirilen ekmek ve tereyağını istemediğinizi söyleyin. Sofraya gelince mutlaka yeniyor.
•Kilo vermeye çalışıyorsanız size yardımcı olacak, gelişmeleri izleyecek, sizi alkışlayacak birini bulun. Eşiniz,sevgiliniz,arkadaşınız olabilir.
•Her gün temiz hava almaya gayret edin. Derin derin soluk alın. Unutmayın, kalori yakmak için oksijen gerekli.
•Canınız bol kalorili bir yiyeceği çok çekiyorsa yeyin. Ama azıcık!
•Ayakta yemek yemeyin
•Kek,kurabiye,bisküvi,cips,çikolata,çerez satın almayın. Adınızı bilirler ve siz yanıt verinceye kadar sürekli seslenirler.
•Açken alışveriş yapmayın.
•Bir hafta boyunca ne yediğinizi,ne kadar egzersiz yaptığınızı kaydedin. Büyük yararını göreceksini;kendinize daha objektif bakmanızı sağlayacak
•Yemek yerken sık sık çatal bıçağınızı masaya koyun. Hızlı yemenizi önler.
•Çok düşük kalorili diyetlere girmeyin.
•Kas dokunuzu arttırmaya çalışın. En iyi yol ağırlıklarla çalışmak. Konserve kutularıyla bile çalışabilirsiniz.
•Günde en az
•Buzdolabınızı sağlıklı yiyeceklerle doldurun.
•Televizyon seyrederken yemek yemeyin. Ne yediğinizin farkına varamazsınız.
•Diyet yiyecekler sizi daha çok yemeye itebilir. Diyette olsalar yediğiniz miktara dikkat edin.
•Yemeklerinizde kullandığınız yağ miktarını azaltın. Pilavı iki kaşık zeytin yağıyla mı yapıyorsunuz, bir kaşığa indirin.
•Yediğiniz yağ miktarını azaltın. Doymuş,doymamış fark etmiyor, sonuçta hepsi kilo aldırıyorlar!
•Tatlandırıcılardan uzak durun.
•Tuzu hayatınızdan çıkarmaya çalışın.
•Yiyecek intoleransınız var mı, yok mu belirleyin. Varsa kilo vermeniz zorlaşıyor.
•Ne zaman yediğiniz de neredeyse ne yediğiniz kadar önemli. Akşam yemeyini erken yiyin. İdeali saat 7-7:30 geçirmemek.
•Doyduğumuz zaman yemeği bırakın.
belgesi-521
Yüksek Kolesterol
Yüksek kolesterol ve kan yağları
Kolesterol
Kolesterol beyin,sinir sistemi, karaciğer ve kan başta olmak üzere vücut dokularının bir parçasıdır. Karaciğer tarafından üretilir. Hormonlar,D vitamini ve safra suyunun yapımında önemli rolü vardır. Genelde fazlası liflerle birleşip bağırsak yolu ile dışarı atılır. Ancak hayvansal kaynaklı yiyeceklerde de bulunur ve kolesterolden zengin yiyeceklerin sürekli ve bol miktarda yenilmesiyle vücutta aşıra artabilir. Bu durumda safra kesesi taşlarına,selülite, göz altlarında küçük,sarımtırak beneklere neden olabilir.
2 tür kolesterol var:
1.HDL(high dansiti lipoprotein)=iyi kolesterol
Görevi damarlardaki hücrelerden kolesterolü uzaklaştırarak,elden geçirilmesi ve vücuttan atılması için yeniden karaciğere taşımak.
Egzersiz ve şaşıracaksınız ama azıcık alkol iyi kolesterolü yükseltiyor
2.LDL (low dansiti lipoprotein)=kötü kolesterol
Görevi vücutta ihtiyacı olan hücrelere kolesterol taşımak. Ancak fazlası damar cidarlarında kolesterol birikmesine,damar sertliği ve yüksek tansiyona neden olabiliyor. İkisi birbirlerini dengeliyor. Sağlıklı bir kişide iyi kolesterol kötü kolesterolden daha fazladır. Yağ ve şekerden zengin batı tipi beslenme şeklinden, karbonhidrattan zengin,yağdan fakir beslenme şekline gelince kanda kötü kolesterol düşmeye başlıyor. Ancak bu durumda sağlık için gerekli iyi kolesterolde inişe geçiyor. Yani yağı tamamen kaldırmak hatalı. Kullanılan yağın türü çok önemli.
Doymuş yağların yerine zeytinyağı,ayçiçeği,fındıkyağı tercih edilmeli. Bu yağlar iyi kolesterol HDL'nin düşmesini engelliyorlar.
Kötü kolesterolü azaltanlar
•Egzersiz
•Kilo vermek
•Tekli doymamış(monounsaturated) yağlar
•Zeytinyağı
•Fıstık yağı
•Avokado
•Meyve ve sebzeler
•Çoklu doymamış(polyunsaturated) yağlar
•Ayçiçeği yağı
•Mısır yağı
•Keten tohumu
•Ceviz,fındık,badem
•Çözünen lif türleri
•Yulaf
Kötü kolesterolü arttıranlar
•Kırmızı et
•Sosis,sucuk,salam
•Tam yağlı süt ürünleri(süt,tereyağı,peynir)
•Yumurta sarısı(haftada 3 yumurtadan fazlası yenilmemeli. Birçok yiyecekte yumurta kullanıldığınıda unutmayın)
•Margarinlerin çoğu
•Karides
•Kızarmış yiyecekler
•Liften fakir beslenme
Trigliserid
Vücudumuzda ve yiyeceklerde bulunan yağlar tek yağ asidinden oluşmaz. Yağların çoğunun yapısında 3 yağ asidi vardır. Yapısında 3 yağ asidi bulunan yağlarada trigliserid denir. Trigliseridler kanımazdada dolaşırlar. Kanda düzeylerinin yükselmesi kalp sağlığına olumsuz etki eder. Kadınlarda,östrojen hormonu aktivitesine bağlı olarak,kanda iyi kolesterol(HDL) oranı erkeklerden daha yüksek.
Kalp hastalığı riskiniz olup olmadığını belirlemek için en kolay yol basit bir kan testi yaptırmak.
Ancak menopozla birlikte östrojen salgılanması durduğundan,onlarda da kalp krizi geçirme riski menopozdan sonra artıyor.
Normal değerler | ||
| Erkek | Kadın |
Total kolesterol | < 200 mg/dl | < 200 mg/dl |
HDL | 45-70 mg/dl | 35-60 mg/dl |
LDL | < 160 mg/dl | < 160 mg/dl |
Trigliserid | 50-165 mg/dl | 50-175 mg/dl |
Nelere evet
•Elma,yulaf kepeği, kuru fasulye,bezelye
•Sarmısak
•Kalsiyum'dan zengin yiyecekler.
Az yağlı süt-yoğurt-peynir,küçük kılçıklı balıklar,kuru fasulye,koyu yeşil yapraklı sebzeler,brokoli,badem.
•Magnezyum'dan zengin yiyecekler
Tüm yeşil yapraklı sebzeler,patates kabuğu,kuru üzüm,ekmek,badem,bezelye, kuru fasulye,sarmısak,yengeç.
•Potasyum'dan zengin yiyecekler
Patates,baklagiller,kuru meyveler,domates,taze meyveler ve sebzeler.
•C vitamininden zengin yiyecekler
Yeşil biber,maydonoz,turunçgiller,domates,karnabahar,brokoli,lahana,kivi,bezelye.
•Zeytin yağı,ayçiçek yağı,mısır yağı
•Balık yağı,keten tohumu,ayçiçeği çekirdekleri,bal kabağı çekirdekleri
•Tavuk-balık
•Etten fakir,sebzeden zengin beslenme
•Liften zengin yiyecekler
Meyve ve sebzeler,yulaf,esmer pirinç,elenmemiş undan yapılmış makarna-ekmek
•Düzenli egzersiz
Nelere hayır
•Hayvansal kaynaklı yağlar ve bu yağlarla yapılmış yemekler
•Tere yağı
•Hindistan cevizi ve yağı
•Hidrojenasyon yöntemi ile yapılmış margarinler
•Kırmızı et
•Sakatat
•Karides
•Tuz
•Şeker
•Mayonez
•Tavuk derisi
•Konserve yiyecekler
•Kekler,kurabiyeler,bisküviler,börekler
•Sigara
•Alkol
•Kahve
•Stres
belgesi-522
Vitaminler
Vitaminler
Vitaminler, bazı yiyeceklerde bulunan, çoğu vücudumuzda üretilmeyen. Vücutta özel biyokimyasal reaksiyonlar için gerekli olan, küçük miktarlarda (miligram veya mikrogram) ihtiyaç duyduğumuz organik maddelerdir.
İki tip vitamin vardır.
Yağda çözünenA, D, E, K
Suda çözünen
•B grubu ve C
•Suda çözünen vitaminler vücutta depolanmaz. Bu yüzden bu vitaminleri hergün yediğimiz yiyeceklerle almamız gereklidir. Suda çözünen vitaminler pişirme sırasında kolaylıkla zarar görebilirler.
Yiyeceklerdeki vitaminleri korumak için
•Aşırı pişirmeyin.
•Sebzeleri haşlarken suda çözünen vitaminlerin önemli miktarı haşlama suyuna karışır. Bu suyu atmayın, çorbalarda veya yemeklerinizde kullanın. Sebze ve meyveleri çok az suyla haşlayın.
•Kızartmak ve fırında pişirmek, vitaminlerin neredeyse tamamen yok olmasına yol açar.
•Sebze ve meyvelerin vitamin içeriğinden maksimum şekilde yararlanmak için en doğru yöntem, çiğ veya buharda az pişirerek yemektir.
•Sebzeleri yıkadıktan sonra uzun süre suda bekletmeyin.
•Sebzeleri, meyveleri çok küçük parçalar halinde doğramayın.
•Keskin bıçak kullanın.
•Yemekleri pişirdikten sonra hemen tüketmeye çalışın. Uzun süre bekletmeyin.
•Meyve ve sebzelerinizi satın alırken taze olmalarına dikkat edin.
•Meyve sebze alışverişinizi küçük miktarda yapın. Haftalık alışveriş yerine iki-üç günde bir almayı yeğleyin.
•Meyveleri kabuklarını soymadan yiyin.(tarım ilaçları kullanılmadığından eminseniz!)
•Meyve suyunu kutuyu açtıktan sonra hemen için. Dolapta bekletmeyin.
A vitamini
İki şekli vardır: hayvansal gıdalar da bulunan retinol ve bitkilerde bulunan Beta-karoten vücutta retinole çevrilebilir. Ancak retinol kalitesinde A vitamini alabilmek için 6 kat fazla Beta-karoten içeren besin yememiz gerekir.
Ne işe yarıyor?
Cilt ve vücut dokularının sağlıklı olmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.
Birçok kanser türüne karşi koruyucudur, antioksidandır ve karanlıkta görmeyi sağlar.
Nerede bulunuyor?
Karaciğer, böbrek, yumurta, buğday, mantar, baklagiller, fasülye, domates, kereviz, fıstık, ceviz, cashew(maun fıstığı), avokado.
Eksikliğinde ne görülür?
Sık sık hastalanma, karanlıkta iyi görememe, ağızda yaralari sivilce, cilt kuruluğu, saçlarda kepek.
B grubu vitaminler
B1(thiamine)
B2(riboflavin)
B3(niacin)
B5(panthothenic asit)
B6(pyridoxine)
B12(cyanocobalamin)
B1 (thiamine)
Ne işe yarıyor?
Karbonhidratlardan enerji üretimi, beyin fonksiyonları ve sindirim sistemi için gerekli. Vücudun proteinleri kullanabilmesini sağlar.
Nerede bulunuyor?
Buğday, baklagiller -özellikle börülce-, karaciğer, ıspanak, brüksel lahanası, bamya, fasülye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Kaslarda hassasiyet, kas güçsüzlüğü, konsantrasyon güçlüğü, çabuk kızma, hafıza zayıflığı, ayaklarda karıncalanma, kabızlık, çarpıntı, mide ağrıları.
B2 (Riboflavin)
Ne işe yarıyor?
Karbonhidrat, protein ve yağlardan enerji üretimi için gerekli. Cilt sağlığı, saç, tırnak ve gözler için önemli. Vücuttaki asit oranını düzenler.
Nerede bulunuyor?
Süt ve süt ürünleri, karaciğer, böbrek, mantar, elenmemiş undan yapılmış ekmek, cerealler, badem, yeşil sebzeler.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Gözlerde yanma ve bulanıklık, parlak ışıklara karşı hassasiyet, katarakt, mat ve yağlı saçlar, cilt sorunları, tırnakların çabuk kırılması, dudaklarda çatlaklar.
B3(Niacin)
Ne işe yarıyor?
Enerji üretimi, beyin fonksiyonları ve cilt sağlığı için gerekli. Kan şekerini dengeler ve kolesterol seviyesini düşürür. Sindirim sistemi üzerinde de etkileri var.
Nerede bulunuyor?
Karaciğer, böbrek, balık, tavuk, hindi, ekmek, cerealler, mantar, baklagiller, fıstık, fıstık yağı, ceviz, fındık, badem, bira mayası, esmer pirinç, esmer makarna.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Enerji azlığı, ishal, uyku sorunları, baş ağrısı, bellek zayıflığı, gerginlik, anksiyete, çabuk kızma, depresyon, dişeti kanamaları veya hassasiyeti, sivilce, egzama ve çeşitli cilt sorunları.
B5(Panthothenic asit)
Ne işe yarıyor?
Enerji üretimi ve yağ metabolizmasında gerekli. Beyin ve sinirler için önemli. Strese karşı hormonların yapımında görevli. Cilt ve saç sağlığında etkisi var.
Nerede bulunuyor?
Karaciğer, böbrek, yumurta, buğday, mantar, baklagiller, fasülye, domates, kereviz, fıstık, ceviz, cashew, avokado.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Kas seğirmeleri veya kramplar, ayaklarda yanma hissi veya topuklarda hassasiyet, konsantrasyon zayıflığı, dişleri gıcırdatma, mide bulantısı-kusma, çabuk yorulma, enerji azlığı, anksiyete, gerginlik.
B6 (pyridoxine)
Ne işe yarıyor?
Protein sindirimi, beyin fonksiyonları, hormonların üretimi için gerekli. Seks hormonlarını dengeler. Deprosyana karşı etkili. Alerjik reaksiyonları engeller
Nerede bulunuyor?
Buğday, baklagiller -özellikle börülce- , karaciğer, ıspanak, brüksel lahanası, bamya, fasülye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Kaslarda hassasiyet, kas güçsüzlüğü, konsantrasyon güçlüğü, çabuk kızma, hafıza zayıflığı, ayaklarda karıncalanma, kabızlık, çarpıntı, mide ağrıları.
B12 (cyanocobalamin)
Ne işe yarıyor?
Protein kullanımı, dna sentezi, enerji üretimi ve sinirler için gerekli. Kanda oksijenin taşınmasına yardımcı. Sigara dumanı ve diğer zehirlerle savaşta rolü var.
Nerede bulunuyor?
Karaciğer, böbrek, tavşan ve koyun eti, hindi, sardalya, ançuez, somon, ton, uskumru gibi yağlı balıklar, yumurta, peynir.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Saç sağlığının bozulması, cilt sorunları, ağzın sıcak vaya soğuğa aşırı duyarlılığı, çabuk kızma, anksiyete, gerginlik, enerji azlığı, kabızlık, kaslarda hassasiyet, soluk cilt.
Folik asit
Ne işe yarıyor?
Hamilelikte bebeğin betin ve sinir sistemi gelişimi için hayati önem taşır. Yetişkinlerde beyin ve sinir sistemi fonksiyonları, protein kullanımı ve kan hücreleri yapımı için gerekli.
Nerede bulunuyor?
Buğday, baklagiller -özellikle börülce-, karaciğer, ıspanak, brüksel lahanası, bamya, fasülye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Kansızlık, egzema, dudaklarda çatlaklar, saçlarım erken beyazlaşması, bellek zayıflığı, depresyon, anksiyete, gerginlik, enerji azlıgı, iştahın kaybolması, mide ağrıları.
Biotin
Ne işe yarıyor?
Vücudun temel yağları kullanmasını sağlar; sağlıklı cilt, saç ve sinirler için gerekli.
Nerede bulunuyor?
Yumurta, süt,istiridye, bezelye, domates, marul, karnı bahar, greyfurt, badem, mısır, karpuz, lahana, ringa balığı.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Kuru cilt, sağlıksız saçlar, saçların erken beyazlaşması, kaslarda hassasiyet, iştahsızlık, cilt sorunları, egzemalar.
C Vitamini (askorbik asit)
Ne işe yarıyor?
Bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı savaşta etkili. Strese karşı hormonların yapımında, enerji üretiminde, vücudun destek dokusu olan kollagen yapımında görevli. Kemikleri, cildi, eklemleri güçlendiriyor. Kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi var.
Nerede bulunuyor?
Yeşil ve kırmızı biber, maydonoz, kivi, yeşil yapraklı sebzeler, domates, portakal, greyfurt, kavun, brokoli, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası, çilek, limon, bezelye, soğan.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Sık hastalanma, sık nezle-grip olam, enerji azlığı, dişeti kanama-ları, vücudun kolay morarması, yaraların geç iyileşmesi, ciltte döküntüler, burun kanamaları.
D Vitamini(Ergocalciferol, cholecalciferol)
Ne işe yarıyor?
Vücutta kalsiyumu tutarak kemiklerin güçlenmesini sağlar.
Nerede bulunur?
Balık yağı, somon, ton, uskumru gibi yavru balıklar, peynir,yumurta, istiridye, karaciğer, tereyağı.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Eklem ağrıları, eklem hareketlerinde zorluk, el ağrısı, diş çürümeleri, kaslarda kramp
E Vitamini
Ne işe yarıyor?
En güçlü antioksidandır. Serbest radikallere bağlanıp vücuttan atılmalarını sağlar. Hücre yapısının bozulmasını engeller. Kansere karşı koruyucu. Vücudun oksijeni kullanmasına yardın eder. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. Kanın damar içinde pıhtılaşmasını önler, böylece damar sertliğini ve tıkanmalarını engeller. Cildi güzelleştirir.
Nerede bulunur?
İşlemden geçmemiş yağlar, buğday, mısır, ayçiçeği, fıstık, susam, soya yağları, zeytin yağı, balık yağı, fındık, badem, ton balığı, sardalya, somon, patates, yumurta sarısı, domates, koyu yeşil renkli sebzeler.
Eksikliğinde ne görülür?
Seks isteğinde azalma, çabuk yorulma, kolay morarmalar, yaraların geç iyileşmesi, varisler, gevşek kaslar, kısırlık.
K Vitamini
K vitamini vücutta, kalın bağırsaktaki yararlı bakteriler tarafından üretilir.
Ne işe yarıyor?
Kanın pıhtılaşmasını sağlar
Nerede bulunuyor?
Karnıbahar, yeşil sebzeler, brüksel lahanası, marul, lahana, fasülye, bezelye, su teresi, kuşkonmaz, yoğurt, yumurta sarısı, balık yağı, patates, mısır yağı.
Eksikliğinde ne görülür?
C Vitamini (askorbik asit)
Ne işe yarıyor?
Bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı savaşta etkili. Strese karşı hormonların yapımında, enerji üretiminde, vücudun destek dokusu olan kollagen yapımında görevli. Kemikleri, cildi, eklemleri güçlendiriyor. Kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi var.
Nerede bulunuyor?
Yeşil ve kırmızı biber, maydonoz, kivi, yeşil yapraklı sebzeler, domates, portakal, greyfurt, kavun, brokoli, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası, çilek, limon, bezelye, soğan.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Sık hastalanma, sık nezle-grip olam, enerji azlığı, dişeti kanama-ları, vücudun kolay morarması, yaraların geç iyileşmesi, ciltte döküntüler, burun kanamaları.
D Vitamini(Ergocalciferol, cholecalciferol)
Ne işe yarıyor?
Vücutta kalsiyumu tutarak kemiklerin güçlenmesini sağlar.
Nerede bulunur?
Balık yağı, somon, ton, uskumru gibi yavru balıklar, peynir,yumurta, istiridye, karaciğer, tereyağı.
Eksikliğinde ne görülüyor?
Eklem ağrıları, eklem hareketlerinde zorluk, el ağrısı, diş çürümeleri, kaslarda kramp
E Vitamini
Ne işe yarıyor?
En güçlü antioksidandır. Serbest radikallere bağlanıp vücuttan atılmalarını sağlar. Hücre yapısının bozulmasını engeller. Kansere karşı koruyucu. Vücudun oksijeni kullanmasına yardın eder. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. Kanın damar içinde pıhtılaşmasını önler, böylece damar sertliğini ve tıkanmalarını engeller. Cildi güzelleştirir.
Nerede bulunur?
İşlemden geçmemiş yağlar, buğday, mısır, ayçiçeği, fıstık, susam, soya yağları, zeytin yağı, balık yağı, fındık, badem, ton balığı, sardalya, somon, patates, yumurta sarısı, domates, koyu yeşil renkli sebzeler.
Eksikliğinde ne görülür?
Seks isteğinde azalma, çabuk yorulma, kolay morarmalar, yaraların geç iyileşmesi, varisler, gevşek kaslar, kısırlık.
K Vitamini
K vitamini vücutta, kalın bağırsaktaki yararlı bakteriler tarafından üretilir.
Ne işe yarıyor?
Kanın pıhtılaşmasını sağlar
Nerede bulunuyor?
Karnıbahar, yeşil sebzeler, brüksel lahanası, marul, lahana, fasülye, bezelye, su teresi, kuşkonmaz, yoğurt, yumurta sarısı, balık yağı, patates, mısır yağı.
Eksikliğinde ne görülür?
| ||||
belgesi-524
RDA (Recommended Daily Allowance) nedir ?
RDA (Recommended Daily Allowance) nedir ? Vitamin ve minerallerin erişkinler için önerilen günlük miktarlarına denir.
Bu miktarlar sağlık otoriteleri tarafından uzun araştırmalar sonucu saptanmıştır. Belirtilen vitamin veya mineralin eksikliğinde görülebilecek hastalıklara karşı, vücudu koruyabileceği düşünülen miktardır |
|
belgesi-525
Ektodermal Displazi
Deri ve derinin eklerinin (saç, tırnaklar, dişler ve ter bezleri) gelişim bozukluğu ile kendini gösteren kalıtımsal bir hastalıktır. Ektodermal displazinin çok sayıda tipi bulunmakla birlikte en sık rastlanılan tipi; X-kromozomuna bağlı olarak geçiş gösteren anhidrotik ektodermal displazidir (terleme yokluğu/azlığı ile birlikte olan tipi) ve sadece erkeklerde gözlenir. Otozomal kromozomlara (cinsiyet kromozomları dışındaki kromozomlar) bağlı olarak dominant (baskın) geçiş gösteren diğer bir tipi ise hem erkek hem de kız bebeklerde aynı oranda gözlenir. Otozomal dominant tip ile X-geçişli tipde gözlenen şikayetler ve belirtiler aynıdır.
Ektodermal displazide, derinin tüm ekleri değişik derecelerde etkilenmiş olabilir. Anhidrotik ektodermal displazide ter bezlerinin anne karnında iken gelişmemesi sonucu meydana gelir. Etkilenen bebeklerde vücut sıcaklığının kontrolünde sorun vardır ve çok hafif hastalıklarda bile son derece yüksek ve tehlikeli ateş yükselmesi gözlenebilir, çünkü teleyerek ateşin kontrol mekanizması ortadan kalkmaktadır. Yetişkin hastalarda ise sıcak ortamlarda bulunmak ve çalışmak zorlaşır.
Mukozaların (vücudun iç boşluklarını
Epiglotit ( Nefes borusu kapakcigi iltihabi)
Epiglotit nefes borusunun üstündeki ufak kıkırdağın iltihabıdır. En sık 2-5 yaş arasındaki çocuklarda görülür ama yetişkinlerde de rastlanır. Erkeklerde kadınlardan, beyaz ırkta diğerlerinden daha sıktır. Epiglotit bakteri enfeksiyonudur. Hodgkin hastalığı, lösemi ve bağışıklığı yok edici hastalıklar epiglottitisli ortam yaratırlar.
Belirtiler
- Boğaz ağrısı
- Ateş,
- Yutma zorluğu
- Kısık-boğuk ses.
- Nefes alma güçlüğü (acil).
Teşhis
Epilepsi ( Sara )
Epilepsi (nöbetleri), beyindeki ani elektriksel aktivite artışları sonucu meydana gelen ve beynin normal işlevlerini hasara uğratan bir durumdur. Epilepsili hastalar, genelde doğumsal olarak bu hastalığı taşırlar, ancak bazılarında daha sonraki yıllarda (kaza sonrası gibi) gelişebilir. Epilepsi ataklarının şiddeti çok değişken olabilir. İlk kez gözlendiğinde kesinlikle bir acil servise ve nöroloji uzmanına müracaat etmek gerekir.
Epilepsi tedavisinde antikonvülzan adı verilen ilaç grubu kullanılır, bunlar genelde yatıştırıcı etki gösterirler. Bunlardan en eskisi fenobatbital ve fenitoindir. Şu an için piyasada bu amaçla kullanılan çok sayıda ilaç bulunmaktadır. İlaçlarınızı kesinlikle bir nöroloji uzmanının kontrolünde kullanmanız gerekir.
Epilepsi için önerilen tedaviye yardımcı yöntemlerden birisi ketojenik diyettir. Bu diyet yüksek oranda yağ, az miktarda karbohidrat ve protein ile sınırlı miktarda sıvı içerir. Bu diyet vücutta keton cisimlerinin artmasına yani ketozise neden olur. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bu durum (ketozis) epilepsi ataklarının sıklığını ve oluşumunu azaltır. Özellikle
Farenjit
Farenks (Pharynx) bademciklerle ses kutusu arasında kalan kısımdır. Dolayısıyla farenjit boğaz ağrısı denilen hastalığın başka bir adıdır. Bu akut veya kronik olabilir. Akut farenjite sebep ya bir bakteri (beta-streptococcus) veya bir virüstür. Beta-Streptococcus hastalığına strep throatı adı da verilir. Kronik şekli sürekli sinüs, akciğer veya ağız enfeksiyonundan olabilir ve sinüslere yayılır.
Belirtiler:
- Boğaz ağrısı,
- Yutma güçlüğü,
- Ateş.
Ayrıca çok alkol, sigara veya kötü, dumanlı hava solumak da başlıca sebepleri arasındadır.
Teşhis
Boğazınız kızarıp şişerek, yutkunmayı ve bazen soluk almayı bile zorlaştırabilir. Cerahat da görülebilir. Boğazınızda yanma hissedebilirsiniz. Bu belirtiler birkaç günden fazla sürerse doktorunuza başvurun.
Doktorunuz boğazınızı muayene edecek ve enfeksiyon etkeninin bir bakteri olup olmadığını belirlemek için, laboratuvara gönderilmek üzere bir kültür örneği alacaktır. Ayrıca burun ve solunum yolları enfeksiyonu gibi diğer hastalıklar yönünden de muayene edecektir.
Tedavi
Çoğunda tedavi gerekmez. Ancak bakterinin yaptığı farenjit için antibiyotik verilebilir. Virüs nedeniyle olanlarda antibiyotiğin yararı olmaz.
Bol bol dinlenmeli, aspirin veya benzer bir ilaç olmalı ve günde birkaç kez ılık tuzlu suyla gargara yapmalısınız. Pastiller de rahatlatabilir.
Yumuşak yiyecekler yiyerek boğazınızı tahrişten kaçınabilirsiniz
belgesi-497
Fibroz Displazi
Bir ölçüde Paget hastalığına benzeyen fibröz displazide kemik dokusunun anormal kistik büyümesi söz konusudur. Bu hastalıkta kemik dokusu daha çok fibröz yapıdadır. Nedeni bilinmeyen bu hastalık genellikle ilk çocukluk döneminde ortaya çıkar ve birden fazla kemiği etkileyebilir. Fibröz displazinin bir tipi, kızlarda erken cinsel olgunlaşma (Albright sendromu) ile birlikte görülür.
Belirtiler
- Özellikle bacağın alt bölümünde kemik ağrısı,
- Yürüme zorluğu,
- Nadir olarak kırıklar ve birçok kemikte şekil bozukluğu,
- Çoğu kez herhangi bir belirti vermez.
Teşhis
Fibröz displazinin varlığı, kemik röntgenleri ve biyopsi yapılarak kemik dokusundan alınan örneğin laboratuvarda incelenmesi ile doğrulanır.
Tedavi
Fibröz displazi tedavi edilebilen bir hastalık değildir, ancak kemiklerdeki aşırı fıbröz büyüme ameliyatla çıkarılabilir. Kemik grefi de (başka bir kemikten alınan dokunun etkilenen bölgeye yerleştirilmesi) gerekli olabilir.
belgesi-498
Fitiklar
Çoğu kimse fıtığı ağır kaldırmanın bir neticesi olarak düşünür. Esasında fıtığın genel olarak belirli bir nedeni yoktur. Herhangi bir kimse hatta yeni doğmuş bir bebeğin bile fıtığı olabilir. Karın içi organlarımız ince bir kas örtüsüyle yerlerinde tutulurlar. Bu organlardan birinin herhangi bir kısmı bu kas örtüsünün zayıf bir yerinden dışarı çıkar ve fırlarsa veya bu kas duvarını yırtarsa, fıtık oluşur.
Belirtileri
- Eğilirken veya bir şey kaldırırken rahatsızlık duymak;
- Kasıkta hassas bir kitle bulunması.
Karın bölgesini etkileyen üç tip fıtık vardır. Kasık (inguinal) uyluk (femoral) ve göbek (umblikal) fıtığı. Başka bir fıtık da hiatal fıtıktır. Bu da diyaframın yemek borusuna açılan deliğinden (midenin bir bölümünün) fırlamasıdır. Eğer sıkışan bağırsak parçasına kan gitmezse buna bağırsak düğümlenmesi denir.
Kasıkta Görülen Fıtık
Erkeklerde fıtık ekseriyetle testise uzanan sperm kordonunun karından çıkıp skrotuma (torba) girdiği yerde belli olur. Bu geçitteki (halka) bağ dokusu (dış kasık bağı) zayıflarsa, bağırsağın bir bölümü buradan dışarı çıkabilir ve kasık bölgesinde bir kitle oluşturur. Bu doğrudan (direkt) kasık fıtığıdır.
Karından çıkan bir bağırsak kitlesi sperm tüpünün yolunu izleyip skrotumdan (torba derisinden) içeri girerse buna dolaylı (endirekt) kasık fıtığı denilir. Bu fıtık çok sancılı olabilir ve skrotumu şişirebilir. Bu iki tür fıtık erkeklerde görülen her 5 fıtığın dördünü oluşturur. Kadınlarda kasık fıtığı az görülür ve karından mesaneye idrar yolu geçitleri saran dokularla bir araya geldiği yerde meydana gelir.
Uyluk Fıtığı
Özellikle şişman veya hamile kadınlarda görülür ve uyluğun üst kısmındadır. Ana kan damarlarını (uyluk arteri) bacağa taşıyan kanalda oluşur. Bu fıtık ekseriyetle kasıkta görülen fıtıktan biraz aşağıdadır. Uyluk fıtığının düğümlenmesi olasılığı diğer bütün fıtıklardan daha fazladır.
Göbek Çevresi Fıtığı (Paraumilical Hernia)
Bu tür fıtığa çok daha az rastlanır. Göbeği saran karın duvarındaki zayıflık nedeniyle göbekte bir kitle meydana çıkar. Bazı yeni doğmuş bebeklerde buna benzer bir problem görülür ve ona göbek fıtığı denir. Bu türde bağırsağın bir kısmı bir kısmı kanına dönmek yerine göbek kordonunda kalmıştır.
Kesi Yeri Fıtıtı (Incisional Hernia)
Cerrahi bin müdahaleden sonra gerektiği gibi eski halini almayan bir karın duvarı fıtık yapabilir. Bu tip fıtıklar genellikle az problem yaratır. Fakat bağırsakların bir bölümü fıtıktan dışarı çıkıp rahatsızlık verebilir.
Baskı yapılarak karın duvarından geri (içeri) itilemeyen fıtıkların sıkışmış ve düğümlenmiş olması mümkündür.
Tedavi edilmezse, düğümlenmiş ve sıkışmış olan kısım dolaşan taze kandan oksijen alamaz. Neticede kangren olur. Bu da hayatı tehlikeye atan ve derhal ameliyat gerektiren bir durumdur.
Tedavi
Ameliyat : Birçok fıtık için en iyi tedavi fıtığı ameliyatla karına geri itmek ve karın duvarındaki zayıf adaleyi dikmektir. Ameliyattan aşağı yukarı bir ay sonra güç gerektiren normal hareketlerinizi yapmaya başlayabilirsiniz.
Diğer Tedaviler
Korsa giymek kabul edilebilir bir fıtık tedavisi şekli değildir. Doktorunuz ameliyattan önce problemin ilerlemesini önlemek üzere korse giymenizi isteyebilir. Bu kalıcı bir çare değildir.
belgesi-499
Folik Asit Eksikligi
Folik Asit Eksikliği Erkeklerde Kısırlığa mı Neden Oluyor ?
Vitamin B9 olarak da bilinen Folik asit, özellikle sebzelerde, portakal suyunda ve tahıllarda bulunuyor. Bugüne kadar folik asitin, özellikle hamilelik döneminde bebeğin sağlıklı bir şekilde gelişimi için olan önemi üzerinde durulmakta idi.
Ancak Kaliforniyalı araştırmacılar folik asit ile ilgili yaptıkları bir çalışmanın sonucunu açıkladıklarında, bu vitaminin farklı bir rolü üzerinde de durulmaya başlandı. Araştırma sonuçlarına göre erkeklerde genelde kısırlıkla birlikte olan sperm sayısı azlığı durumunda aynı zamanda folik asit (bir tipi) eksikliği de bulunduğu saptandı.
Araştırmacılardan Lynn Wallock (Oakland Araştırma Enstitüsü Çocuk Hastanesinde araştırma görevlisi), yaptığı açıklamada sonuçların erkek üreme sağlığı açısından önemli olduğunu gösterdiğini belirtti.
Ancak Kaliforniya Üniversitesi üroloji bölümü öğretim görevlilerinden Paul Turek, sperm sayısının erkek üreme yeteneğinin ancak bir kısmının göstergesi olduğunu belirterek söz konusu çalışmada incelenen sperm sayısı düşük erkeklerin çoçuk yapıp ypamadıklarının incelenmediğini ve erkeğin üreme yeteneği bakımından normal olması için mutlaka normal sperm sayısına sahip olmasının gerekli olmadığını söyledi.
24 sigara içen ve 24 sigara içmeyen erkeğin incelendiği çalışmada aynı zamanda, düşük folik asit seviyesinin sperm içindeki DNA bozuklukları ile de ilişkili olabileceği saptandı. Wallock, bu durumun bebeklerdeki doğumsal defektlerle ve yavrunun ileri yaşlarda orataya çıkabilecek kanser hastalıkları ile de ilişkili olabileceğini söyledi. Çalışmanın tamamı Fertility & Sterility dergisinin son sayısında yayınlandı.
Wallock, "Bazen sperm sayısını normal düzeyde saptayabiliriz, ancak sperm içindeki DNA hasarlı olabilir. Sperm hücresi DNA içeriden bir paket taşıyıcısıdır. Taşıyıcı paketi çok iyi bir şekilde yerine ulaştırabilir, ancak paket açıldığında içindeki DNA nın hasarlı olduğu ortaya çıkar" dedi. Ancak bu tespit de öncekiler gibi eleştirilere maruz kaldı.
Turek, bu çalışmanın folik asit düzeyi ile doğumsal defektler arasındaki potansiyel riski ortaya koyamayacak kadar basit olduğunu belirtti ve bu çalışma ile tür spekülasyonları ortaya atmanın erken olduğunu söyledi.
Oregon Sağlık Bilimleri Üniversitesinden Peter Sutovsky, bu çalışmanın gereksiz yere bazı sigara içenlerin çocuklarına kanser bulaştıracakları (geçirecekleri) korkusuna yol açabileceğini söyledi. Ve bu çalışmada sigara içenlerde sadece bir folik asit tipinin eksikliğinin saptandığının altını çizdi.
Çalışmadaki sigara içenlerin sigara içmeyenlere göre daha yüksek sperm sayılarının olduğuna dikkat çeken Sutovsky, sigara içenlerin spermlerinde DNA hasarı bulunma oranının daha yüksek olmasından dolayı vücudun üretkenliği koruyabilmek için daha fazla miktarda sperm ürettiğini ortaya attı.
Bu üç araştırmacının konu üzerindeki birleştikleri ortak konu ise, erkek üreme sağlığının devamı için iyi bir diyetin gerekli olduğu.
Turek, kısırlık problemi olan erkeklerin iyi yemeleri, iyi uyumaları, streslerini azaltmaları ve vücutlarına bir mabet yeri gibi özenli davranmaları gerektiğini söyledi. "İyi üreme sağlığı iyi bir beden sağlığı ile mümkündür" dedi.
Wallock, erkeklerin her gün 5-9 porsiyon sebze ve meyve yemeleri gerektiğini söyledi. 1998 yılında devletin aldığı kararla belirli yiyeceklerin foli asit ilave edilerek güçlendirildiğini ve çoğu erkeğin yeterli miktarda folik asit aldığını belirtti. Bununla birlikte folik asit ilavesinin tam etkisinin bilimediğini söyleyen bayan araştırmacı, yüksek miktarda alkol alan, bazı mide ve barsak rahatsızlıkları bulunan ve kanser tedavisi için antifolat ilaçlar kullanan erkeklerin besinlerdeki folik asitten yeterince faydalanamayacaklarını iave etti.
Ne Yapmalı ?
Eğer bebeğiniz olmuyorsa (erkek veya dişi olmanız farketmez) yediklerinizi gözden geçirin. Wallock, bu küçük çaplı araştırmanın bile beslenme ile erkek üreme sağlığı arasında olası ilişkiler olabileceğini gösterdiğini söyledi ve folik asit yemek konusunda da aşırıya kaçmamak gerektiğini, çünkü nadir de olsa aşırı folik asit tüketiminin hastalığa neden olabileceğini söyledi.
belgesi-500
Galaktorrhea
Normal olarak, sadece doğum yaptığınızda veya 1-2 gün evvel süt salgılarsınız. Eğer bunun dışında memelerinizden süt sızarsa olağan dışı bir durumunuz var demektir; buna galaktorrhea (Yunanca gala: süt, rhoia: akıntı) denir. Araştırmacılar vakaların yüzde 50 sinde sebebin bulanamadığını, yüzde 25 de sebebin, prolaktinma denilen bir tür hipofiz tümörü olduğunu söylemektedirler. Bu tümör genellikle selim olmasına karşın, süt üretimini düzenleyen prolaktin hormonu salgılar. kalan yüzde 25te galaktorrhea çeşitli nedenlere bağlı olabilir (Örneğin, hipertiroidizm belirtisi veya bir ilacın yan etkisi), Galaktorrhea ya sebep olan ilaçlar methildopa (yüksek tansiyon için kullanılan bir ilaç), phenotiazinler (bir müsekkin grubu) depresyona karşı çeşitli ilaçlar ve dekstroamfetamin içerirler.
Belirtiler
- Genellikle her iki meme başından beyazımsı veya yeşilimsi akıntı;
- Amenore ile birlikte olabilir.
Teşhis
Doktor memenizi ve (bazen kanserle birlikte görülen kanlı akıntı olmadığından emin olmak için) memeden gelen sıvıyı inceleyecektir. Tıbbi olarak tarihçeniz, galaktorrheanın aldığınız bir ilacın yan etkisi olup olmadığını aydınlatır. Prolaktin seviyenizi belirlemek için kan testleri ve hipotalamus ve hipofizin CT scani (bilgisayarlı tomografi) yapılabilir.
Galaktorrhea bir hipofiz tümöründen kaynaklanmadığı takdirde sağlığınızı tehdit etmez. Bu cins tümörler yavaş gelişir ve bazıları sonunda olduğu gibi kalır. Çoğunlukla ilaçla tedavisi başarıyla sonuçlanır. Eğer başarısız olursa ameliyat veya radyoterapi kullanılabilir.
İlaç Tedavisi
Hipotiroidizm için tiroksin verilir. Hipofiz bir tümörünüz varsa veya testten galactorrhea için hiçbir izahat alınamıyorsa, doktorunuz muhtemelen tümörü küçültebilmek, prolatin seviyesini düşürebilmek için bromokriptin verecektir. Bromoktriptin, çoğunlukla belirlenmeyen bir sebepten de olsa, galaktorrhea yı tedavi eder.
Ameliyat
Büyük bir hipofiz tümöründe ameliyat gerekli olabilir. Çünkü bu tümörler yeniden gelişebilirler. Uzun süreli bir bromokriptin tedavisine veya radyoterapi ye ihtiyacınız olabilir.
belgesi-501
Ganglion
GANGLION
Ganglion, cildin altında beliren bir şişliktir, genellikle el bileğinde olur fakat bazen ayağın üst kısmında veya bileğin (el) iç tarafında veya parmaklarda olabilir.
Belirtileri
- Bilekte bir şişkinlik
- Bu şişkinlikle birlikte ağrı, özellikle bilek açıldığı veya eğildiği zaman bulunabilir fakat genelde bu şişlik ağrısızdır.
Bir mafsal veya tendon içine sızmış olan koyu bir sıvının birikmesinden meydana gelir. Genellikle dokunulduğunda esnektir ve çeşitli büyüklüklerde olabilir.
Teşhis
Bir fizik muayene yapıldıktan sonra, başka sorunların varolmadığından emin olmak için bazı testler ve röntgen gerekebilir. Teşhisi doğrulamak için bazen ultrason incelemesi yararlı olur.
Esas itibariyle zararsızdır. Fakat bileğinizde veya ayağınızda bir şişlik fark ederseniz, habis bir tümör gibi diğer nedenleri saf dışı bırakmak için bir doktora danışın. Eğer ganglion ağrılıysa doktorunuz ameliyat veya diğer yollarla rahatlama sağlayabilir fakat çoğu durumlarda bu zararsız küçük şişlik tedavi gerektirmez ve yaşayışınızı etkilemez.
Tedavi, Ameliyat
Doktorunuz ganglionu birkaç yerden iğneyle deldikten sonra üzerine basınç uygulayarak patlatabilir veya içindekileri iğneyle çekebilir. Çoğu vakalarda ameliyat gereksiz görülür fakat gangliyon ağrılı ise ve direnaja cevap vermiyorsa cerrahi olarak çıkartılabilir
belgesi-502
