Belgeci.com Bilgiye dair herşey !

19Tem/110

Otizm ve çiğ diyet

Bugünlerde otizm olan çocuklarla ilgili haberlerin arttığını görüyoruz.

Otizmin ne olduğunu kısaca açıklamak gerekirsek, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 2 yılında ortaya çıkar. Otistik çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal otistik çocuklar da vardır. Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler. Genelde kalıtsaldır.

16May/110

Çocuklar için vazgeçilmemesi gereken 10 gıda

Besleyici ve dengeli beslenmeyle çocuklarınızın ve kendinizin sağlığını koruyabilirsiniz. Büyüyen küçük bedenlerin özel vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Ancak, ailelerin çocuklarına sağlıklı yiyecek yedirmesi çok zor oluyor. Ne de olsa, çocuklar anne-babalarını örnek alıyorlar :)

Bazı lezzetli yiyecekler, çocukların aktif yaşam tarzları için gerekli olan her şeyi karşılamaya yardım ediyor.

1. Tatlı patates: Büyük bir besin kaynağı olan tatlı patatesin tadı da çok güzel ve şuan tamda mevsimi! Bu sağlıklı ve lezzetli sebze, potasyum, C vitamini, lif, folat, A vitamini, kalsiyum ve demir içeriyor. Dünyadaki en besleyici yiyeceklerden biri olan tatlı patates, şeker hastaları için de iyi bir seçenek, çünkü kan şekerini dengelemeye yardım ediyor.

8May/110

Süt ile Yaşam

Yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen, kalp ve damar sağlığını tehdit eden yüksek tansiyon riskine karşı uzmanlar süt içilmesini öneriyor.

Yapılan araştırmalar çocukluktan itibaren düzenli süt içen bireylerde yüksek tansiyon görülme olasılığının daha düşük olduğunu gösteriyor. Hipertansiyon hastaları, az yağlı ya da yağsız süt tüketerek kan basıncını kontrol altına alabiliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar; kalsiyum, magnezyum ve fosforun yetersiz tüketiminin bireysel veya toplumsal olarak hipertansiyon sıklığı ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Sütün yüksek kalsiyum ve potasyum içeriği ile kan basıncı ve hipertansiyonun dengelenmesinde önemli bir besin kaynağı olduğu bildiriliyor.

23Nis/110

Tavuk etinin mucizevi faydaları

Tavuk etinin yeni bir faydası daha ! Hamilelikte tavuk eti tüketiminin, bebeğin daha uslu ve mutlu olmasını sağladığını biliyor muydunuz? :)

Hollanda’da yapılan araştırmaya göre, hamileliğin başlangıcından itibaren B12 vitamini açısından zengin tavuk eti ve yumurta tüketimi, daha uslu ve daha az ağlayan bir bebeğe sahip olma şansını 3 kat artırıyor.

18Nis/110

Bazal Metabolizma

Bazal metabolizma

Bazal metabolizma, vücudun bir günde ihtiyacı olan minimum enerji miktarıdır. Dinlenme anında vücudun kalori harcama hızına bakılarak ölçülür ve kişiden kişye değişiklik gösterir. Bazal metabolizma hızının kilo alıp vermede önemli etkisi var. Bazal metabolizma hızınız ne kadar düşükse, kilolu olma ihtimaliniz de o kadar yüksektir. Eğer hızlıysa şanslısınızdır, vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor demektir. Eğer yavaşsa çok fazla kalori almamalısınız,ihtiyacınızdan fazlası yağ olarak depolanacaktır.


Kiloluysanız ilk işiniz metabolizmanızı hızlandırmak olmalı. Bunu yapmak için de kas dokusunu arttırmanız gerekli. Kas dokunuz ne kadar fazlaysa metabolizmanızda o kadar hızlanır, ince kalma şansınız artar. Hemen belirtelim; 40 yaşından sonra kas dokusu azalmaya başlıyor.


Kas dokusunu iki şekilde arttırabilirsiniz:
•Doğru beslenerek
•Spor yaparak


Vücudun oksijen kullanma kapasitesini ve dolaşımını arttıran yüzmek,koşmak,tenis,bisiklete binmek gibi aerobik egzersizlerde hep birçok kalori ve vücut yağları yakılır. Ağırlık kaldırmak gibi anaerobik egzersizlerde daha az oksijen kullanılır, kalori ve yağ yakımı daha yavaştır. Ancak bu tip egzersizler kas dokusu yapma ve güçlendirmede daha etkilidir. Ağılıkla çalışmak kan şekerini düzenleyip yağ dokusunun azalmasına yol açıyor ve büyüme hormonu salgılanmasını sağlıyor. Çocuklar ve ergenlik çağındakilerin ince kalmasını sağlayan işte bu büyüme hormonu. Büyüme hormonu kas dokusu yapımını hızlandırıyor,vücut dokularının onarımını ve yenilenmelerini sağlıyor. Bu işlemler yapılırken de ne gerekiyor? Enerji! Bol bol depolardaki yağ yakılıyor. Sadece yediklerini azaltarak kilo verenlerin vücudunda yumuşama olabiliyor. Oysa spor yaparak kilo verdiğinizde sağlıklı kaslarla bezenmiş esnek bir vücuda sahip oluyorsunuz.


Metabolizmanızı aerobik ve anaerobik egzersizlerle hızlandırabilirsiniz. İki tür egzersizide yapmaya çalışın. En kolay egzersiz yolu yürümek. Her gün en az 30 dakika tempolu adımlarla yürüyün, farkı göreceksiniz.


Fazla kilolu olanların metabolizmaları mı yavaş?

Fazla kilolu olanların hemen hepsi metabolizmalarının yavaş olduğuna inanır ve çok yememelerine karşın kilo aldıklarından yakınırlar. İngiltere Cambridge'deki Beslenme Araştırma Merkezi'nde zayıflarla kilo almaya meyilli olanlar arasında gerçekten büyük fark var mı görebilmek için, zayıf ve fazla kilolu kişilerin metabolizma hızları ölçülmüş. Sonuç şaşırtıcı; kilolu kişilerin metabolizması daha hızlı! Nedeni daha çok hücreye sahip olmaları, kalpleri,akciğerleri,karaciğerleri daha büyük. Tüm bu organların çalışabilmek için enerjiye ihtiyaçları var, bu yüzden tüm hücreler daha çok çalışmak zorunda.


Peki şişmanlar yediklerini daha hızlı yakıyorlarsa niye kilo alıyorlar? Yanıt basit: Çünkü çok yiyorlar! Günümüzde yiyecekler çok çeşitli ,lezzetli ve bol. Bu da hayır demeyi zorlaştırıyor. İnsanoğlu yaşamını sürdürebilmek için yemeye programlı. Yiyecek bol olduğunda beynimiz "ileride aç kalabilirsin" diye yeme komutu veriyor. Buna bir de az hareket eklenince şişmanlık kaçınılmaz oluyor.


 Kımıldayın-kıpırdayın

Neden bazı kişiler ne isterlerse yiyip yinede incecik kalabiliyorlarda, bazıları yiyeceğe bakınca bile kilo alıyor? Bunun sırlarından biri ne biliyormusunuz? Egzersiz dışı günlük aktive! Bu insanlar kilo almıyor çünkü yerlerinde duramıyorlar. Örneğin; oturduğunuz yerde ayağınızı salladığınızda bile daha fazla kalori yakmaya başlıyorsunuz. Kısacası ince kalabilmek için daha hareketli olmak gerekiyor.


Hormonlar etkisi var mı?

Menopozla birlikte birçok kadın hızlı kilo almaya başlar. Ancak bunun nedeni hormonlar değil, hareketsiz yaşam nedeniyle vücudun çalışma temposunu düşürmesidir. 18 yaşından itibaren her 10 yılda bir metabolizma %2 yavaşlıyor. Bu dönemde kalori alımı azaltılmadığı,aksine çoğunlukla daha da artırıldığı, agzersiz de yapılmadığı için hızla kilo alınıyor.


Kadınlarda yumurtalıklarda üretilen östrojen ve progesteron hormonları normalde bir denge içindedirler. Menopozdan önceki 6-7 yıllık dönemde yumurtlama sıklığı ve düzeni bozulduğundan önce progesteron salınımı bozulur ve üretimi sona erer. Böylece vücutta östrojen-progesteron dengesi bozulmuş olur. Adetin tamamen kesilmesiyle birlikte östrojen salınımı da durur ve menopoz başlar.
Menopozda hormon tedavisi (östrojen+progesteron) kadınlarda kilo alma hissi yaratabiliyor. Çünkü östrojen ve progesteron vücutta su tutulmasına,memelerde hassasiyete, karın bölgesinde şişkinliğe neden olabiliyor. Bu şişkinlik de 'kilo aldım' şeklinde değerlendiriliyor. Tam tersine araştırmalar hormon tedavisinde menopozun ilk dönemlerinde alınan kiloyu azaltabileceğini ortaya koyuyor.


belgesi-517
Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Çay ve Kahve

Çay ve kahve
Türkiye'de en çok tüketilen içecek çay, ikinci sırayı kahve alıyor. Her ikiside uyarıcı etkisi olan kafein, teofilin ve teobromin adlı maddeleri içeriyor. Kafein az miktarda alındığında canlandırıcı etkisi var, ama bu etki çok kısa süreli. Uzun süre ve aşırı tüketildiğinde sağlığınıza zarar veriyorlar. Yüksek dozları sinirlilik, depresyon, uykusuzluk, migren, titremeler, kalp atımında anormal değişiklikler ve yüksek tansiyona neden olabiliyor. Kafein ayrıca vucudun stresle başa çıkabilmek için kullandığı, iki yüzden fazla enzimin çalışması, sağlıklı saçlar ve cilt için gerekli olan, seks hormonlarını kontrol eden çinko mineralinin emilimini de engelliyor.

Kafeinin bağımlılık yapıcı etkisi de var, bu etki öylesine güçlü ki sadece birkaç saat kahvesiz çaysız kalındığında bile davranış değişikliklerine yol açabiliyor. Baş ağrısı, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü, sersemlik bunlardan bazıları...

Çay ve kahve yemek zamanlarında içildiklerinde -yemekten önce veya sonra- yiyeceklerde bulunan demirin emilimini engelliyor ve böylece kansızlığa neden oluyorlar. Çayda bulunan tannin adlı madde, demir emilimini önleyen en büyük suçlu.

Çayın iyi yanları da var; örneğin aynen aspirin gibi kanı inceltici özelliği sahip. Böylece kalp lrizi riskini azaltıyor. Uyarıcı etkisi kahve kadar güçlü değil. Ancak koyu bir bardak çay, yoğunluğu düşük bir kahve kadar çok kafein içerebiliyor.

Teoromin ve teofilin uyku sorunlarına yol açıyorlar, adet öncesind egörülen meme hassasiyeti ve sertliklerinin de suçluları. Bu yüzden kafeinsiz kahveler de çözüm değil. Çünkü kahveden kafein alınsa bile, bu iki uyarıcı kimyasal madde kalıyor. Ayrıca, kafeinsiz kahvenin yapımında çok daha fazla kimyasal madde kullanılıyor. Bu da karaciğerinizin vücudunuzu toksik maddelerden temizlemesi için daha çok çalışması, yorulması demek!

Çoğu kişi çay ve kahveyi su yerine sayar. Çok yanlış! Aksine her ikisi de vücuttan su kaybına yol açar, vücuttaki su dengesini bozar ve susuz kalmanıza neden olurlar. Ayrıca kafeinli içecekleri aşırı tüketmenin kadınlarda selülite yol açtığını da unutmamak gerek!

Özellikle kahvenin bağımlılık yapıcı etkisi çok fazla. Tiryakiler için kahveyi bırakmak zor biliyoruz. Başınız ağrıyabilir, kendinizi sersem gibi hissedebilirsiniz. Ama bu sadece bir hafta kadar sürecek! Yılmayın, size getirileri çok daha fazla olacaktır.

Sağlığınız için ideal olan, çay ve kahveyi bırakmak. Çay ve kahveyi bırakmaya, yok eğer 'çayımdan-kahvemden vazgeçmem' diyorsanızda en aza indirgemeye çalışın. Çayınızı açık içebilir kahveyide sınırlayabilirsiniz. Örneğin günde bir-iki finçandan çok içmemek gibi. Çay-kahve yerine bitkisel çaylara yönelin. Yatıştırıcı etkileri var, ayrıca su ihtiyacınızıda karşılarlar. Başta sıkıcı gelebilir, onların yerini tutmuyor gibi görünebilirler. Ama yalnızca kısa bir süre sonra enerjiniz, ruh haliniz,uyku düzeniniz ve cildinizdeki olumlu değişiklikleri görünce bitkisel çaylardan geçemiyeceksiniz.

 

 

belgesi-518

Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Mikrominareller

Mikromineraller
Başlıcaları, krom, çi,nko, selenyum, manganez, iyot ve flordur. Vücudun bunlara ihtiyacı daha küçük(mikrogram) miktarlardadır.


Çinko


Ne işe yarar?
Antioksidan, birçok enzimin yapısında bulunur. Yaraların iyileşmesi, büyüme ve gelişme, testis ve yumurtalıklardan salınan hormonların kontrolü, stresle savaş, kemik ve diş sağlığı, saç ve kılların uzamasında rolu var.


Nerede bulunuyor?
İstiridye, elenmemiş undan yapılmış ekmek, et-özellikle koyun ve dana eti-, peynir, yumurta sarısı, zencefil kökü, buğday ürünleri, karaciğer, susam, ayçiçeği çekirdekleri, fıstık ve fıstık yağı, kakao, esmer pirinç, bedem, bezelye, turp.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Tat ve koku alma duygularının zayıflaması, tırnaklarda beyaz çizgiler, sık hastalanma, sivilce, yağlı cilt, doğurganlığın azalması, erkeklerde döllenme yeteneğinin azalması, depresyon, iştah azalması, hamilelik çizgileri.


Krom
Kan şekerinin dengelenmesini, açlık duygusunun bastırılmasını, yiyeceklere duyulan aşırı isteğin törpülenmesini, hücre yapısının korunmasını sağlar, ayrıca kalbin çalışmasında görevli.


Nerede bulunuyor?
Karaciğer,bira mayası, istiridye,i patates kabuğu, elenmemiş undan yapılmış ekmek, çavdar ekmeği, yeşil biber, yumurta, elma, tereyağ, tavuk, koyun eti.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Aşırı veya soğuk terleme, açlığa dayanıksızlık, sık yeme ihtiyacı, soğuk eller, uyuklama, aşırı susama, tatlıya düşkünlük.


Manganez


Ne işe yarıyor?
Vücuttaki birçok enzimin yapısında bulunur, birçok enzimi de aktif hale getirir. Kan şekerini ayarlar, üreme ve kırmızı kan hücrelerinin yapımı, beynin çalışması için gereklidir. Hücre yapısını korur.


Nerede bulunuyor?
Ananas, bamya, marul, çilek, yulaf, su teresi, baharatlar, cerealler, çay, kereviz, üzüm.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Kas seğirmeleri, ergenlikte büyüme ağrıları, baş dönmesi, dengeyi sağlamada güçlük, kasılmalar, eklem ağrısı, dizlerse acı.


Selenyum


Ne işe yarıyor?
Antioksidan, kansere karşı koruyucu, erken yaşlanmayı önler, bağışıklık sistemini güçlendirir, kalp sağlığında etkili, vücut metabolizması için gerekli, E vitamininin çalışmasına yardıncı, erkek üreme sistemi üzerinde etkili.


Nerede bulunuyor?
Deniz ürünleri, susam, mantar, lahana, tavuk, karaciğer, kabak.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Ailede birkaç kuşak boyunca kanser görülmesi, erken yaşlanma, katarakt, yüksek tansiyon, sık hastalanma.


İyot


Ne işe yarar?
Troit hormonlarının yapısında bulunur. Enerji metabolizması üzerinde etkili.


Nerede bulunuyor?
Deniz ürünleri, süt ve süt ürünleri, iyotlu tuz.


Eksikliğinde ne görülür? Kronik yorgunluk, kilo alma, guatr.


Flor


Ne işe yarıyor?
Kemik ve diş sağlığı için gerekli.


Nerede bulunuyor?
Deniz ürünleri ve çay.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Kemik ve diş sorunları.


 


 


belgesi-519
Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Şeker Hastalığı

Şeker hastalığı

Şeker hastalığı, kan şekerinin çok yüksek olmasıyla kendini gösteren kronik bir hastalıktır. Dünyadaki en yaygın hastalıklardan biridir. Vücut glikozu enerjiye dönüştüremediği zaman ortaya çıkar. Glukozun enerjiye dönüştürülmesi pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla olur. Eğer pankreastan insülin salınımı azalır veya kaybolursa, glukoz kanda kontrolsüz bir şekilde yükselir ve şeker hastalığına yol açar. İki tipi vardır:


Tip 1( insüline bağımlı olan )
Özellikle çocuklarda ve 40 yaşın altındaki genç erişkinlerde görülür. Bu tip şeker hastalığında pankreas yeterli insülin üretmez. İnsülin iğneleri ve diyet kontrolü ile tedaviye gidilir.


Tip 2 (insüline bağımlı olmayan )
Tüm şeker hastalarının %90'ı bu tip. Bu tip şeker hastalığında insülin üretilir, ancak yeterli değildir veya vücudun glukozu kullanma kabiliyeti azalmıştır. Daha çok 40 yaşın üzerindeki erişkinlerde görülür. Genellikle fazla kiloludurlar. Ya diyet ve egzersiz, ya da diyet ve tabletler,bazen de diyet ve insülin iğneleriyle tedavi edilir. Örneğin; hızla batı tipi beslenmeye geçen Avustralya yerlileri Aborjinler'de her 4 kişiden birinde bu tip şeker hastalığı görülüyor.



50 yaşın üzerinde ve fazla kiloluysanız, ailenizde şeker hastalığı varsa, tansiyonunuz yüksekse bu tip şeker hastalığına yakalanma riskinizde yüksek demektir.


Belirtileri
•Aşırı susama
•Sık idrara çıkma
•Sürekli açlık hissi
•Kilo kaybı
•Ağız kuruluğu
•Cilt kuruluğu
•Görmede bozulmalar
•Dolaşım bozukluğu


İnsüline bağımlı olmayan şeker hastalığıyla yaşamanın veya yakalanmamanın yolu doğru beslenme.


Kan şekeri düzeyini kontrol etmek için beslenme şeklinde bazı değişikliklere gidilmesi gerekiyor.


Elenmemiş undan yapılmış ekmek-makarna, esmer pirinç, patates gibi nişastalı besinler yemeklerin önemli bölümlerini oluşturmalı.


Yiyeceklerin, tahılların, unların özel işlemden geçmemiş şekilleri tercih edilmeli.


Sebze ve meyve gibi liften zengin yiyeceklerin tüketimi arttırılmalı.(meyvenin aşırı olmaması şartıyla.)


Şekerli içecekler içilmemeli.


Alkol tüketimine dikkat edilmeli.erkeklerin günde 3 birim, kadınların günde 2 birimi geçmemesi gerekiyor.
1 birim alkol = 250 ml bira


şeker hastası olanların düşük glisemik indeksli yiyeceklerle beslenmesi gerekli. Yüksek glisemik indeksli yiyecekler zaten iyi çalışmayan pankreasın yükünü arttıracaktır.


Şeker hastalığı nelere yol açabilir ?
•Kalp-damar hastalıkları
•Kalp krizi
•Felç
•Böbrek yetmezliği
•Körlük
•Koma


Glukoz vücudun yakıtı. Ancak kanda aşırı yükseldiğinde, damarlardaki proteinlere zarar vermeye başlıyor ve damarlara, böbreklere, gözlere, beyne, bacaklara, sinirlere zarar veriyor, kalp-damar hastalıklarına yol açıyor.


Yukarıdaki bilgiler dünyada en sık görülen hastalıklardan biri olan şeker hastalığı hakkında sizi kısaca aydınlatmak ve yakalanmanızı önlemek içindir.


Eğer şeker hastası olduğunuzdan şüpheleniyorsanız mutlaka konunun uzmanı bir doktora gitmelisiniz.


Kilo vermek ve kilonuzu korumak için öneriler
•Yürümek kilonuzu korumanın en iyi yolu



•Hergün en az 30 dk. yürümeye çalışın



•Yürüme mesafenizdeki yerlere arabayla gitmeyin



•Asansör yerine merdivenleri kullanın



•Uzun süre oturma pozisyonunda kalmayın



•Sık sık kalkıp hareket edin



•Tatlı yerine meyveyi tercih edin



•Sebzeleri aşırı pişirmeyin



•Meyve sularını sulandırarak için



•Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve yeme alışkanlığı edinin



•Fasulye,mercimek,nohut,barbunya,börülceyi baş tacı edin. Hem açlık duygunuzu çok güzel bastırırlar, hem de kilo aldırmazlar.



•Liften zengin yiyeceklere ağırlık verin.



•Kendinizi küçük porsiyonlara alıştırın. Yemeklerinizi küçük tabaklarda yeyin.



•Çok acıkmadın yeyin. 4 saatten fazla aç kalmayın.



•Kan şekerinizi dengelemeye çalışın.



•Eğer öğün sayısını arttırdığınız zaman fazla atıştırıyorsanız günde 3 öğünle sınırlı tutun.



•Atıştırmak istediğiniz zaman kalorisi düşük yiyeceklere uzanın. Meyveler, salatalar, sebzeler az yağlı yoğurt gibi...



•Niçin fazla yediğinizi bulmaya çalışın. Nedeni bulduktan sonra çözüme gitmeniz kolaylaşacaktır.



•Kilo vermek istiyorsanız kendinize gerçekçi bir hedef koyun. Vücudunuzu aşırı zorlayacak rejimlere girmeyin.



•Yiyeceklerle ilişkinizi değiştirin.yemek için değil, yaşamak için yeyin.



•İnce düşünün. Kendinizi hep giymek istediğiniz giysiler içinde bir partide hayal edin. Diğer insanların size nasıl tepkiler vereceklerini düşünün.


Bu hayaller ince olma isteğinizi arttıracaktır. Unutmayın,hayal etmek yapmanın yarısıdır!



•Çocuklarınızın tabaklarında kalanları yemeyin.



•Yemek pişirirken atıştırmayın.



•Öğün aralarında yiyeceklere uzandığınızda derin bir nefes alıp 10'a kadar sayarak düşünün. Gerçekten o yiyeceğe ihtiyacınız var mı?



•Öğün atlamayın. Özellikle de kahvaltıyı.



•Restoranlarda yemek yerken ya sadece ana yemeği ya da iki başlangıç yemeyini yiyin.



•İlla başlangıç, ana yemek ve tatlı üçlemesine girmeniz gerekmiyor.



•Eğer can sıkıntısından yiyorsanız kendinize bir hobi edinin. Boş kalmak yemeğe iter.



•Her sinemaya gidişinizde illa pop corn yemeniz gerekmiyor. Pop corn sevmediği halde gelenek diye yiyen birçok kişi var.



•Haftada 1 kilodan fazla verdiren diyetlere girmeyin. Ağır,ama emin adımlarla ilerleyin.



•Doyduğunuza karar veren,mideniz değil beyniniz.



•Ve beyin en az 20dk önce"doydun" sinyali göndermiyor. Gereksiz yere kalori almamak için iyice çiğneyerek, yavaş yavaş yiyin.



•Herkezin tetikleyici yiyeceği farklıdır. Kimi çikolata,kimi peynire aşırı istek duyar ve delicesine yer. Bu yiyecekler hangileriyse satın almayın,


süpermarketlerde dizili bulundukları raflara yaklaşmayın.



•Damağınızı eğitin. Şekeri azalttıkça artık eskisi kadar tatlı yemek istemediğinizi fark edeceksiniz.



•Egzersize ara vermeyin. Bir kez ara verince veya bırakınca bir daha dönmek çok zor oluyor, deneyimlerimizden biliyoruz. Eğer haftada 3 gün yürüme alışkanlığınız varsa bunu mutlaka yerine getirin.



•Hayır demeyi öğrenin. Her ısrar edildiğinde"tamam" deyip bir parça daha tatlı almayın.



•Ekmeğinize tereyağı veya margarin sürme alışkanlığınız varsa bırakmaya çalışın.



•Kokteyllerde,partilerde tabagınızı gereksiz yere doldurmayın. Kimlerle karşılaşacağınızı, tanışacağınızı düşünerek gidin. İnsanlara konsantre olun, yiyeceklere değil!



•Kokteyl,parti ve davetlere çok aç gitmeyin. Evden çıkmadan önce bir elma yiyin.



•Restoranlarda önden getirilen ekmek ve tereyağını istemediğinizi söyleyin. Sofraya gelince mutlaka yeniyor.



•Kilo vermeye çalışıyorsanız size yardımcı olacak, gelişmeleri izleyecek, sizi alkışlayacak birini bulun. Eşiniz,sevgiliniz,arkadaşınız olabilir.



•Her gün temiz hava almaya gayret edin. Derin derin soluk alın. Unutmayın, kalori yakmak için oksijen gerekli.



•Canınız bol kalorili bir yiyeceği çok çekiyorsa yeyin. Ama azıcık!



•Ayakta yemek yemeyin



•Kek,kurabiye,bisküvi,cips,çikolata,çerez satın almayın. Adınızı bilirler ve siz yanıt verinceye kadar sürekli seslenirler.



•Açken alışveriş yapmayın.



•Bir hafta boyunca ne yediğinizi,ne kadar egzersiz yaptığınızı kaydedin. Büyük yararını göreceksini;kendinize daha objektif bakmanızı sağlayacak



•Yemek yerken sık sık çatal bıçağınızı masaya koyun. Hızlı yemenizi önler.



•Çok düşük kalorili diyetlere girmeyin.



•Kas dokunuzu arttırmaya çalışın. En iyi yol ağırlıklarla çalışmak. Konserve kutularıyla bile çalışabilirsiniz.



•Günde en az 2 litre su için.



•Buzdolabınızı sağlıklı yiyeceklerle doldurun.



•Televizyon seyrederken yemek yemeyin. Ne yediğinizin farkına varamazsınız.



•Diyet yiyecekler sizi daha çok yemeye itebilir. Diyette olsalar yediğiniz miktara dikkat edin.



•Yemeklerinizde kullandığınız yağ miktarını azaltın. Pilavı iki kaşık zeytin yağıyla mı yapıyorsunuz, bir kaşığa indirin.



•Yediğiniz yağ miktarını azaltın. Doymuş,doymamış fark etmiyor, sonuçta hepsi kilo aldırıyorlar!



•Tatlandırıcılardan uzak durun.



•Tuzu hayatınızdan çıkarmaya çalışın.



•Yiyecek intoleransınız var mı, yok mu belirleyin. Varsa kilo vermeniz zorlaşıyor.



•Ne zaman yediğiniz de neredeyse ne yediğiniz kadar önemli. Akşam yemeyini erken yiyin. İdeali saat 7-7:30 geçirmemek.



•Doyduğumuz zaman yemeği bırakın.


 


 


belgesi-521
Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Yüksek Kolesterol

Yüksek kolesterol ve kan yağları


Kolesterol



Kolesterol beyin,sinir sistemi, karaciğer ve kan başta olmak üzere vücut dokularının bir parçasıdır. Karaciğer tarafından üretilir. Hormonlar,D vitamini ve safra suyunun yapımında önemli rolü vardır. Genelde fazlası liflerle birleşip bağırsak yolu ile dışarı atılır. Ancak hayvansal kaynaklı yiyeceklerde de bulunur ve kolesterolden zengin yiyeceklerin sürekli ve bol miktarda yenilmesiyle vücutta aşıra artabilir. Bu durumda safra kesesi taşlarına,selülite, göz altlarında küçük,sarımtırak beneklere neden olabilir.


2 tür kolesterol var:
1.HDL(high dansiti lipoprotein)=iyi kolesterol



Görevi damarlardaki hücrelerden kolesterolü uzaklaştırarak,elden geçirilmesi ve vücuttan atılması için yeniden karaciğere taşımak.


Egzersiz ve şaşıracaksınız ama azıcık alkol iyi kolesterolü yükseltiyor


2.LDL (low dansiti lipoprotein)=kötü kolesterol



Görevi vücutta ihtiyacı olan hücrelere kolesterol taşımak. Ancak fazlası damar cidarlarında kolesterol birikmesine,damar sertliği ve yüksek tansiyona neden olabiliyor. İkisi birbirlerini dengeliyor. Sağlıklı bir kişide iyi kolesterol kötü kolesterolden daha fazladır. Yağ ve şekerden zengin batı tipi beslenme şeklinden, karbonhidrattan zengin,yağdan fakir beslenme şekline gelince kanda kötü kolesterol düşmeye başlıyor. Ancak bu durumda sağlık için gerekli iyi kolesterolde inişe geçiyor. Yani yağı tamamen kaldırmak hatalı. Kullanılan yağın türü çok önemli.


Doymuş yağların yerine zeytinyağı,ayçiçeği,fındıkyağı tercih edilmeli. Bu yağlar iyi kolesterol HDL'nin düşmesini engelliyorlar.

Kötü kolesterolü azaltanlar



•Egzersiz
•Kilo vermek
•Tekli doymamış(monounsaturated) yağlar
•Zeytinyağı
•Fıstık yağı
•Avokado
•Meyve ve sebzeler
•Çoklu doymamış(polyunsaturated) yağlar
•Ayçiçeği yağı
•Mısır yağı
•Keten tohumu
•Ceviz,fındık,badem
•Çözünen lif türleri
•Yulaf


Kötü kolesterolü arttıranlar



•Kırmızı et
•Sosis,sucuk,salam
•Tam yağlı süt ürünleri(süt,tereyağı,peynir)
•Yumurta sarısı(haftada 3 yumurtadan fazlası yenilmemeli. Birçok yiyecekte yumurta kullanıldığınıda unutmayın)
•Margarinlerin çoğu
•Karides
•Kızarmış yiyecekler
•Liften fakir beslenme


Trigliserid



Vücudumuzda ve yiyeceklerde bulunan yağlar tek yağ asidinden oluşmaz. Yağların çoğunun yapısında 3 yağ asidi vardır. Yapısında 3 yağ asidi bulunan yağlarada trigliserid denir. Trigliseridler kanımazdada dolaşırlar. Kanda düzeylerinin yükselmesi kalp sağlığına olumsuz etki eder. Kadınlarda,östrojen hormonu aktivitesine bağlı olarak,kanda iyi kolesterol(HDL) oranı erkeklerden daha yüksek.


Kalp hastalığı riskiniz olup olmadığını belirlemek için en kolay yol basit bir kan testi yaptırmak.


Ancak menopozla birlikte östrojen salgılanması durduğundan,onlarda da kalp krizi geçirme riski menopozdan sonra artıyor.


 



























Normal değerler


 


 


Erkek


Kadın


Total kolesterol


< 200 mg/dl


< 200 mg/dl


HDL


45-70 mg/dl


35-60 mg/dl


LDL


< 160 mg/dl


< 160 mg/dl


Trigliserid


50-165 mg/dl


50-175 mg/dl




Nelere evet



•Elma,yulaf kepeği, kuru fasulye,bezelye
•Sarmısak
•Kalsiyum'dan zengin yiyecekler.
Az yağlı süt-yoğurt-peynir,küçük kılçıklı balıklar,kuru fasulye,koyu yeşil yapraklı sebzeler,brokoli,badem.
•Magnezyum'dan zengin yiyecekler
Tüm yeşil yapraklı sebzeler,patates kabuğu,kuru üzüm,ekmek,badem,bezelye, kuru fasulye,sarmısak,yengeç.
•Potasyum'dan zengin yiyecekler
Patates,baklagiller,kuru meyveler,domates,taze meyveler ve sebzeler.
•C vitamininden zengin yiyecekler
Yeşil biber,maydonoz,turunçgiller,domates,karnabahar,brokoli,lahana,kivi,bezelye.
•Zeytin yağı,ayçiçek yağı,mısır yağı
•Balık yağı,keten tohumu,ayçiçeği çekirdekleri,bal kabağı çekirdekleri
•Tavuk-balık
•Etten fakir,sebzeden zengin beslenme
•Liften zengin yiyecekler
Meyve ve sebzeler,yulaf,esmer pirinç,elenmemiş undan yapılmış makarna-ekmek
•Düzenli egzersiz


Nelere hayır



•Hayvansal kaynaklı yağlar ve bu yağlarla yapılmış yemekler
•Tere yağı
•Hindistan cevizi ve yağı
•Hidrojenasyon yöntemi ile yapılmış margarinler
•Kırmızı et
•Sakatat
•Karides
•Tuz
•Şeker
•Mayonez
•Tavuk derisi
•Konserve yiyecekler
•Kekler,kurabiyeler,bisküviler,börekler
•Sigara
•Alkol
•Kahve
•Stres


 


 


belgesi-522
Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Vitaminler

Vitaminler


 


Vitaminler, bazı yiyeceklerde bulunan, çoğu vücudumuzda üretilmeyen. Vücutta özel biyokimyasal reaksiyonlar için gerekli olan, küçük miktarlarda (miligram veya mikrogram) ihtiyaç duyduğumuz organik maddelerdir.


 


İki tip vitamin vardır.


 


Yağda çözünenA, D, E, K


Suda çözünen


•B grubu ve C
•Suda çözünen vitaminler vücutta depolanmaz. Bu yüzden bu vitaminleri hergün yediğimiz yiyeceklerle almamız gereklidir. Suda çözünen vitaminler pişirme sırasında kolaylıkla zarar görebilirler.


 


Yiyeceklerdeki vitaminleri korumak için


•Aşırı pişirmeyin.



•Sebzeleri haşlarken suda çözünen vitaminlerin önemli miktarı haşlama suyuna karışır. Bu suyu atmayın, çorbalarda veya yemeklerinizde kullanın. Sebze ve meyveleri çok az suyla haşlayın.



•Kızartmak ve fırında pişirmek, vitaminlerin neredeyse tamamen yok olmasına yol açar.



•Sebze ve meyvelerin vitamin içeriğinden maksimum şekilde yararlanmak için en doğru yöntem, çiğ veya buharda az pişirerek yemektir.



•Sebzeleri yıkadıktan sonra uzun süre suda bekletmeyin.



•Sebzeleri, meyveleri çok küçük parçalar halinde doğramayın.



•Keskin bıçak kullanın.



•Yemekleri pişirdikten sonra hemen tüketmeye çalışın. Uzun süre bekletmeyin.



•Meyve ve sebzelerinizi satın alırken taze olmalarına dikkat edin.



•Meyve sebze alışverişinizi küçük miktarda yapın. Haftalık alışveriş yerine iki-üç günde bir almayı yeğleyin.



•Meyveleri kabuklarını soymadan yiyin.(tarım ilaçları kullanılmadığından eminseniz!)



•Meyve suyunu kutuyu açtıktan sonra hemen için. Dolapta bekletmeyin.


 


A vitamini


 


İki şekli vardır: hayvansal gıdalar da bulunan retinol ve bitkilerde bulunan Beta-karoten vücutta retinole çevrilebilir. Ancak retinol kalitesinde A vitamini alabilmek için 6 kat fazla Beta-karoten içeren besin yememiz gerekir.


Ne işe yarıyor?
Cilt ve vücut dokularının sağlıklı olmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.
Birçok kanser türüne karşi koruyucudur, antioksidandır ve karanlıkta görmeyi sağlar.


Nerede bulunuyor?
Karaciğer, böbrek, yumurta, buğday, mantar, baklagiller, fasülye, domates, kereviz, fıstık, ceviz, cashew(maun fıstığı), avokado.


Eksikliğinde ne görülür?
Sık sık hastalanma, karanlıkta iyi görememe, ağızda yaralari sivilce, cilt kuruluğu, saçlarda kepek.




B grubu vitaminler



B1(thiamine)
B2(riboflavin)
B3(niacin)
B5(panthothenic asit)
B6(pyridoxine)
B12(cyanocobalamin)


 


B1 (thiamine)


 


Ne işe yarıyor?
Karbonhidratlardan enerji üretimi, beyin fonksiyonları ve sindirim sistemi için gerekli. Vücudun proteinleri kullanabilmesini sağlar.


Nerede bulunuyor?
Buğday, baklagiller -özellikle börülce-, karaciğer, ıspanak, brüksel lahanası, bamya, fasülye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.



Eksikliğinde ne görülüyor?
Kaslarda hassasiyet, kas güçsüzlüğü, konsantrasyon güçlüğü, çabuk kızma, hafıza zayıflığı, ayaklarda karıncalanma, kabızlık, çarpıntı, mide ağrıları.


 



B2 (Riboflavin)


 


Ne işe yarıyor?
Karbonhidrat, protein ve yağlardan enerji üretimi için gerekli. Cilt sağlığı, saç, tırnak ve gözler için önemli. Vücuttaki asit oranını düzenler.


Nerede bulunuyor?
Süt ve süt ürünleri, karaciğer, böbrek, mantar, elenmemiş undan yapılmış ekmek, cerealler, badem, yeşil sebzeler.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Gözlerde yanma ve bulanıklık, parlak ışıklara karşı hassasiyet, katarakt, mat ve yağlı saçlar, cilt sorunları, tırnakların çabuk kırılması, dudaklarda çatlaklar.


 


B3(Niacin)


 


Ne işe yarıyor?
Enerji üretimi, beyin fonksiyonları ve cilt sağlığı için gerekli. Kan şekerini dengeler ve kolesterol seviyesini düşürür. Sindirim sistemi üzerinde de etkileri var.


Nerede bulunuyor?
Karaciğer, böbrek, balık, tavuk, hindi, ekmek, cerealler, mantar, baklagiller, fıstık, fıstık yağı, ceviz, fındık, badem, bira mayası, esmer pirinç, esmer makarna.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Enerji azlığı, ishal, uyku sorunları, baş ağrısı, bellek zayıflığı, gerginlik, anksiyete, çabuk kızma, depresyon, dişeti kanamaları veya hassasiyeti, sivilce, egzama ve çeşitli cilt sorunları.


 


B5(Panthothenic asit)


 


Ne işe yarıyor?
Enerji üretimi ve yağ metabolizmasında gerekli. Beyin ve sinirler için önemli. Strese karşı hormonların yapımında görevli. Cilt ve saç sağlığında etkisi var.


Nerede bulunuyor?
Karaciğer, böbrek, yumurta, buğday, mantar, baklagiller, fasülye, domates, kereviz, fıstık, ceviz, cashew, avokado.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Kas seğirmeleri veya kramplar, ayaklarda yanma hissi veya topuklarda hassasiyet, konsantrasyon zayıflığı, dişleri gıcırdatma, mide bulantısı-kusma, çabuk yorulma, enerji azlığı, anksiyete, gerginlik.


 


B6 (pyridoxine)


 


Ne işe yarıyor?
Protein sindirimi, beyin fonksiyonları, hormonların üretimi için gerekli. Seks hormonlarını dengeler. Deprosyana karşı etkili. Alerjik reaksiyonları engeller


Nerede bulunuyor?
Buğday, baklagiller -özellikle börülce- , karaciğer, ıspanak, brüksel lahanası, bamya, fasülye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.

Eksikliğinde ne görülüyor?
Kaslarda hassasiyet, kas güçsüzlüğü, konsantrasyon güçlüğü, çabuk kızma, hafıza zayıflığı, ayaklarda karıncalanma, kabızlık, çarpıntı, mide ağrıları.


 


B12 (cyanocobalamin)




Ne işe yarıyor?
Protein kullanımı, dna sentezi, enerji üretimi ve sinirler için gerekli. Kanda oksijenin taşınmasına yardımcı. Sigara dumanı ve diğer zehirlerle savaşta rolü var.


Nerede bulunuyor?
Karaciğer, böbrek, tavşan ve koyun eti, hindi, sardalya, ançuez, somon, ton, uskumru gibi yağlı balıklar, yumurta, peynir.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Saç sağlığının bozulması, cilt sorunları, ağzın sıcak vaya soğuğa aşırı duyarlılığı, çabuk kızma, anksiyete, gerginlik, enerji azlığı, kabızlık, kaslarda hassasiyet, soluk cilt.


 


Folik asit




Ne işe yarıyor?
Hamilelikte bebeğin betin ve sinir sistemi gelişimi için hayati önem taşır. Yetişkinlerde beyin ve sinir sistemi fonksiyonları, protein kullanımı ve kan hücreleri yapımı için gerekli.


Nerede bulunuyor?
Buğday, baklagiller -özellikle börülce-, karaciğer, ıspanak, brüksel lahanası, bamya, fasülye, pancar, badem, ceviz, fındık, esmer pirinç, yulaf, mısır.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Kansızlık, egzema, dudaklarda çatlaklar, saçlarım erken beyazlaşması, bellek zayıflığı, depresyon, anksiyete, gerginlik, enerji azlıgı, iştahın kaybolması, mide ağrıları.


 


Biotin


 


Ne işe yarıyor?
Vücudun temel yağları kullanmasını sağlar; sağlıklı cilt, saç ve sinirler için gerekli.


Nerede bulunuyor?
Yumurta, süt,istiridye, bezelye, domates, marul, karnı bahar, greyfurt, badem, mısır, karpuz, lahana, ringa balığı.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Kuru cilt, sağlıksız saçlar, saçların erken beyazlaşması, kaslarda hassasiyet, iştahsızlık, cilt sorunları, egzemalar.


 


C Vitamini (askorbik asit)


 


Ne işe yarıyor?
Bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı savaşta etkili. Strese karşı hormonların yapımında, enerji üretiminde, vücudun destek dokusu olan kollagen yapımında görevli. Kemikleri, cildi, eklemleri güçlendiriyor. Kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi var.


Nerede bulunuyor?
Yeşil ve kırmızı biber, maydonoz, kivi, yeşil yapraklı sebzeler, domates, portakal, greyfurt, kavun, brokoli, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası, çilek, limon, bezelye, soğan.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Sık hastalanma, sık nezle-grip olam, enerji azlığı, dişeti kanama-ları, vücudun kolay morarması, yaraların geç iyileşmesi, ciltte döküntüler, burun kanamaları.
D Vitamini(Ergocalciferol, cholecalciferol)


Ne işe yarıyor?
Vücutta kalsiyumu tutarak kemiklerin güçlenmesini sağlar.


Nerede bulunur?
Balık yağı, somon, ton, uskumru gibi yavru balıklar, peynir,yumurta, istiridye, karaciğer, tereyağı.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Eklem ağrıları, eklem hareketlerinde zorluk, el ağrısı, diş çürümeleri, kaslarda kramp


 


E Vitamini


 


Ne işe yarıyor?
En güçlü antioksidandır. Serbest radikallere bağlanıp vücuttan atılmalarını sağlar. Hücre yapısının bozulmasını engeller. Kansere karşı koruyucu. Vücudun oksijeni kullanmasına yardın eder. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. Kanın damar içinde pıhtılaşmasını önler, böylece damar sertliğini ve tıkanmalarını engeller. Cildi güzelleştirir.

Nerede bulunur?
İşlemden geçmemiş yağlar, buğday, mısır, ayçiçeği, fıstık, susam, soya yağları, zeytin yağı, balık yağı, fındık, badem, ton balığı, sardalya, somon, patates, yumurta sarısı, domates, koyu yeşil renkli sebzeler.


Eksikliğinde ne görülür?
Seks isteğinde azalma, çabuk yorulma, kolay morarmalar, yaraların geç iyileşmesi, varisler, gevşek kaslar, kısırlık.


 


K Vitamini



K vitamini vücutta, kalın bağırsaktaki yararlı bakteriler tarafından üretilir.

Ne işe yarıyor?
Kanın pıhtılaşmasını sağlar

Nerede bulunuyor?
Karnıbahar, yeşil sebzeler, brüksel lahanası, marul, lahana, fasülye, bezelye, su teresi, kuşkonmaz, yoğurt, yumurta sarısı, balık yağı, patates, mısır yağı.

Eksikliğinde ne görülür?







 


C Vitamini (askorbik asit)


 


Ne işe yarıyor?
Bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı savaşta etkili. Strese karşı hormonların yapımında, enerji üretiminde, vücudun destek dokusu olan kollagen yapımında görevli. Kemikleri, cildi, eklemleri güçlendiriyor. Kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi var.


Nerede bulunuyor?
Yeşil ve kırmızı biber, maydonoz, kivi, yeşil yapraklı sebzeler, domates, portakal, greyfurt, kavun, brokoli, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası, çilek, limon, bezelye, soğan.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Sık hastalanma, sık nezle-grip olam, enerji azlığı, dişeti kanama-ları, vücudun kolay morarması, yaraların geç iyileşmesi, ciltte döküntüler, burun kanamaları.
D Vitamini(Ergocalciferol, cholecalciferol)


Ne işe yarıyor?
Vücutta kalsiyumu tutarak kemiklerin güçlenmesini sağlar.


Nerede bulunur?
Balık yağı, somon, ton, uskumru gibi yavru balıklar, peynir,yumurta, istiridye, karaciğer, tereyağı.


Eksikliğinde ne görülüyor?
Eklem ağrıları, eklem hareketlerinde zorluk, el ağrısı, diş çürümeleri, kaslarda kramp


E Vitamini


Ne işe yarıyor?
En güçlü antioksidandır. Serbest radikallere bağlanıp vücuttan atılmalarını sağlar. Hücre yapısının bozulmasını engeller. Kansere karşı koruyucu. Vücudun oksijeni kullanmasına yardın eder. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. Kanın damar içinde pıhtılaşmasını önler, böylece damar sertliğini ve tıkanmalarını engeller. Cildi güzelleştirir.

Nerede bulunur?
İşlemden geçmemiş yağlar, buğday, mısır, ayçiçeği, fıstık, susam, soya yağları, zeytin yağı, balık yağı, fındık, badem, ton balığı, sardalya, somon, patates, yumurta sarısı, domates, koyu yeşil renkli sebzeler.


Eksikliğinde ne görülür?
Seks isteğinde azalma, çabuk yorulma, kolay morarmalar, yaraların geç iyileşmesi, varisler, gevşek kaslar, kısırlık.


K Vitamini



K vitamini vücutta, kalın bağırsaktaki yararlı bakteriler tarafından üretilir.

Ne işe yarıyor?
Kanın pıhtılaşmasını sağlar

Nerede bulunuyor?
Karnıbahar, yeşil sebzeler, brüksel lahanası, marul, lahana, fasülye, bezelye, su teresi, kuşkonmaz, yoğurt, yumurta sarısı, balık yağı, patates, mısır yağı.

Eksikliğinde ne görülür?


 















 



 


 


belgesi-524
Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

RDA (Recommended Daily Allowance) nedir ?






RDA (Recommended Daily Allowance) nedir ?


Vitamin ve minerallerin erişkinler için önerilen günlük miktarlarına denir.












































































VİTAMİN A


600 mcg


VİTAMİN C


60 mg


VİTAMİN E


3-4 mg


VİTAMİN B1


1 mg


VİTAMİN B2


1.6 mg


VİTAMİN B3


18 mg


VİTAMİN B5


6 mg


VİTAMİN B6


1.4 mg


VİTAMİN B12


1.5 mcg


FOLİK ASİT


200 mcg


BİOTİN


200 mcg


VİTAMİN D


10 mcg


VİTAMİN K


Bağırsaklarda yararlı bakteriler tarafından üretildiği için RDA belirlenmemiş.


Ca-Kalsiyum


800 mg


K- Potasyum


2000 mg


Fe-Demir


10-14 mg


Mg-Magnezyum


300 mg


Na-Sodyum


2400 mg


P- Fosfor


800 mg


Zn- Çinko


15 mg


Se-Selenyum


70 mcg


Cr- Krom


Belirlenmemiş


Cu- Bakır


2 mg


Mn-Manganez


3.5 mg


Bu miktarlar sağlık otoriteleri tarafından uzun araştırmalar sonucu saptanmıştır. Belirtilen vitamin veya mineralin eksikliğinde görülebilecek hastalıklara karşı, vücudu koruyabileceği düşünülen miktardır


 











 


 


belgesi-525
Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Besinler

BESİNLER NELERİ İÇERİYOR?

ELMA
Pektin, Bioflanovoid, C vitamini
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

ENGİNAR
Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini
Kan şekerini düzenliyor. C vitamini kalbi güçlendiriyor.

AVOKADO
Doymamış yağ asidi
Kalp ve kan dolaşımı için birebir. Kansere karşı koruyucu

MUZ
Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum
Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor.

FASULYE
Demir, Kalsiyum, B ve C vitamini, Protein
Kan ve hücre yapımına yardımcı oluyor.

BROKOLİ
Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum
Kansere karşı koruyor, kasları güçlendiriyor.

ESMER BUĞDAY
Lysin, Lezithin
Beyni ve sinirleri besliyor, öğrenmeyi güçlendiriyor.

MANTAR
Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kasları güçlendiriyor, saç ve tırnakları besliyor.

ACI MARUL
Yaşamsal önem taşıyan maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor
Yağ metabolizmasını düzenliyor, felç riskine karşı koruyor.

BEZELYE
Bitkisel protein, Magnezyum
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bğırsak kanser riskni azaltıyor.

ÇİLEK
C vitamini, Kalsiyum, Potasyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, metabolizmayı harekete geçiriyor.

REZENE
C vitamini, Uçucu yağlar, Demir, Potasyum, Kalsiyum
Öksürüğü önlüyor, vücuda oksijen alımını artırıyor.

KÜMES HAYVANLARI
Protein, Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Çinko
Baş ağrısı sorununa karşı etkili, stresten arındırıyor.

GREYFURT
Folikasit, C vitamini
Kan basıncını azaltır, kan yapımını artırır.

YULAF
Karbonhidrat, Demir, Magnezyum, B vitamini
Enerji sağlıyor, kas kramplarını önlüyor, idrar söktürüyor.

KUŞBURNU
Likopen, C ve E vitamini, Demir
Soğuk algınlığı ve gribe karşı önleyici etkiye sahip.

RİNGA BALIĞI
Omega3 yağ asidi, Sodyum, Potasyum
Damar sertliğini ve yüksek tansiyonu önlüyor.

AHUDUDU
C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit
Virüs ve bakterilere karşı koruyor, tümör oluşumuna engel oluyor.

MÜRVER
Potasyum, B1 vitamini, C vitamini
Terleten ve öksürüğü azaltan etkiye sahip. Kabızlığa iyi geliyor.

YOĞURT
Kalsiyum, Riboflavin, B12 vitamini
Bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

FRENK ÜZÜMÜ
C vitamini, Niasin, Kalsiyum
Sinir ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.

PEYNİR
Protein, Sodyum, Potasyum, Kalsiyum
Kemikleri güçlendiriyor, sinirleri koruyor.

HAVUÇ
A vitamini, Selenyum
Sperm üretimini sağlıyor, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.

PATATES
Mieraller, C vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum
Kansere karşı koruyucu, vücudu toksinlerden arındırıyor.

KEFİR
Asit laktik, Asit laktik bakterileri
Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor.

KİVİ
C vitamini, Karotionid, Flavonoid
Zayıflatıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

SARIMSAK
Quercetin, Ajoene ve Allisin
Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

SOM BALIĞI
Omega3 yağ asidi ve D vitamini
Kemikleri güçlendiriyor, meme kanseri riskini azaltıyor.

PIRASA
Allisin, Çinko, Manganez, Selenyum
Kan basıncını düşürüyor, kalbi ve damarları güçlendiriyor.

MERCİMEK
Çinko ve Aminoasit
Yorgunluğu gideriyor, strese karşı etkili

MISIR
Çinko, Magnezyum ve B vitamini
Stresle savaşıyor, bağırsak kanserini önlüyor.

USKUMRU
Omega3 yağ asidi, D, B6-B12 vitaminleri ve İyot
Kan basıncını düşürüyor, moral yükselten etkiye sahip

MANGO
A ve B vitamini, Çinko
Cinsel enerjiyi yükseltiyor,orgazm yeteneğini artırıyor.

DENİZ BİTKİLERİ
Omega3 yağ asidi, Pantothenik asit
Kolesterol düzeyini düşürüyor, kalp krizi riskini azaltıyor.

SİYAH TURP
C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, Demir
Bağışıklık sistemini ve kan dolaşımını güçlendiriyor.

KAVUN
Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum
Vücuttaki su düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.

SÜT
Kalsiyum, D, A ve B2 vitaminleri
Kemik oluşumunu teşvik ediyor, bağırsak kanserine karşı koruyor.

PEYNİR SUYU
Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Laktik asit bakterileri
Sindirim sistemi şikayetleri ve mide yanmasına karşı iyi geliyor.

CEVİZ, FISTIK, FINDIK
B ve E vitamini, Çinko, Demir
Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi azaltıyor.

ZEYTİNYAĞI
Doymamış yağ asidi, E vitamini
Kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor

PORTAKAL
B ve C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor.


YEŞİL-KIRMIZI BİBER
Capsaicin, A ve C vitamini, Çinko
Baş ağrısı ve migrene karşı koruyucu etkiye sahip

ERİK
Potasyum, Demir, B vitamini
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor, enerji veriyor.

KIRILMAMIŞ PİRİNÇ
Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Mide anması ve gaza karşı etkili. Vücuttaki fazla suyu atıyor.

RAVENT
Magnezyum, Manganez, Kalsiyum, B vitamini
Sağlıklı kemiklerin oluşumuna katkıda bulunuyor.

DANA ETİ
Demir, Protein ve Potasyum
Soğuk algınlığı, öksürük ve gribe karşı iyileştirci etkiye sahip.

LAHANA TURŞUSU
Laktik asit bakterileri ve B12 vitamini
Tümör oluşumunu önlüyor.

KEREVİZ
Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kabızlık, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkili.

SHIITAKE MANTARI
Lentinan, D vitamini
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu engelliyor.

SOYA
Yağ, E vitamini ve Protein
E vitamini hücreleri koruyor, kanser riskini azaltıyor.

ISPANAK
A vitamini, Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez
Sinirleri güçlendiriyor. Özellikle hamilelikte tavsiye ediliyor.



DOMATES
Likopen, Folikasit, Tyrosin
Likopen kansere karşı koruyor, folikasit hücre yapımını uyarıyor.

TON BALIĞI
Omega3 yağ asidi, D vitamini, Potasyum, İyot
Kolesterol düzeyini düşürüyor, sinir hücrelerini koruyor.

KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ ÇAVDAR
Magnezyum, Karbonhidrat, B vitamini
Enerji sağlıyor, stresi azaltıyor.

KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY
B vitamini, Demir ve Magnezyum
Bacak kaslarındaki krampları yok ediyor. Uyku süresini azaltıyor.

KIRMIZI ÜZÜM
Phyto-östrojen, Potasyum, Kalsiyum
Yüksek tansiyona karşı iyi geliyor, trombozları önlüyor

BEYAZ-KIRMIZI LAHANA
C vitamini, az oranda B vitamini, Kalsiyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, stres semptomlarıyla savaşıyor.

LİMON
C vitamini ve Glucarate
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, mide kanserini önlüyor.


__________________


 


 


belgesi-369
Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Kalp Krizi ve Sıcak Su İçmek

Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik. Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir. Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır. Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir. Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.
lk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür. Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

belgesi-2350

Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Zeka Küpü Besinler

Zeka küpü besinler! Hangi besin beyne nasıl faydalı? İşte beynin çalışmasını artıran besinler. Zeka küpü bunlar. Beslenme uzmanları, bilimsel araştırmaları inceleyip zeka gelişimine en çok katkı sağlayan gıdaları belirledi. İşte beynin çalışmasını artıran besinler... Çilek: İçeriğindeki fisetin maddesi hafıza kaybının etkilerini azaltıp, bunamayı geciktiriyor. Bitter çikolata: Magnezyum ve antioksidan içeriğiyle beyne oksijen taşıyarak daha aktif çalışmasını sağlıyor. Tahıl: Önemli bir B vitamini kaynağı olan tahıllar, kan şekerini dengeliyor. Patates: Kan şekerini dengeli olarak yükseltiyor bu sayede zeka daha verimli çalışıyor Yoğurt: İçinde bulunan tirozin isimli madde hafızayı güçlendirip, beyni uyarıyor. Üzüm suyu: Dopamin salgılanmasını arttırarak problem çözme yeteneğini geliştiriyor. Leziz tadları görünce dayanamıyor insan tabi ama sınırını da bilmek şart! İşte o sınır foto galerilerde. Tıklayın! Fasulye: Lif ve protein bir arada özellikle çocuklarda zekayı açıyor. Kırmızı ve turuncu renkli sebzeler: Özellikle domates, havuç ve kırmızı biberde bulunan antioksidan beynin daha uzun süre sağlıklı kalmasını sağlıyor. Somon: Omega-3 yağları hem beyni koruyor hem hafızayı güçlendiriyor. Hergün düzenli olarak kahvaltı yapan kişilerin diğerlerine oranla daha başarılı ve verimli oldukları biliniyor. Yoğun bir güne başlarken; peynir, süt, yumurta gibi protein içeren besinlerden oluşan bir kahvaltı, şekerli çay ve simitten oluşan bir kahvaltıya kıyasla daha iyi sonuç almayı sağlıyor. "Odaklanma" için ceviz, fındık, fıstık gibi sinirleri kuvvetlendiren yiyeceklerin yenmesini öneriliyor. Uzmanlar yaratıcılığın geliştirilmesi için zencefil yenmesini öneriyor. Kimyonun da içerdiği uçucu yağların bütün sinir sistemini uyardığını söyleyen diyetisyenler "Aniden bir fikre, bir buluşa ihtiyacı olan kimyon çayı içmelidir. Çay, bir fincana iki tatlı kaşığı dolusu kimyon eklenerek yapılabilir" önerisinde bulunuyor. Lahana, tiroit bezlerinin aktivitesini yavaşlattığı için daha stressiz öğrenmeyi sağlar. Yağsız kırmızı et: Tam bir demir deposu, özellikle sağlıklı alyuvarlar için vazgeçilmez... Beyin gelişimi için büyük yarar sağlıyor.

Kaynak: www.hürriyet.com
belgesi-2259

Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

İştahsız Çocuğunuz İçin 20 Öneri

İştah, bir yemeğin zevkle, neşeyle ve arzu edilerek yenmesidir.  Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, tabağındaki yemeği bir türlü bitiremeyen bir  çocuk karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup olmadığı  gelmelidir.
Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, nefes almayı  güçleştiren nezle-grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları gibi bir  rahatsızlık çocuğun sofrada nazlanmasına neden olur. Böyle durumlarda doktor  kontrolünden geçirilen çocuğa, önerilen biçimde yiyecek verirken çocuğun  isteklerini de dikkate almak en uygun yoldur.

Hastalık sırasında çocuğu  yemek yemeye zorlamanın hiçbir yararı yoktur. İştahla ilgili olarak ebeveynlerin  bilmeleri gereken en önemli şey çocukların bireysel farklılıklar  gösterdikleridir. Bu nedenle de başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme  davranışı ile kendi çocuğunuzun yemek yemesini kıyaslamak, çocuğunuzun daha az  yediğini düşünmenize neden olabilir.

1. Öncelikle, iştahsızlığın  arkasında fiziksel veya ruhsal sebep olup olmadığını araştırın ve rahatsızlık  varsa tedavisini sağlayın.

2. Varsa aile içindeki problemleri çözün.  Gerekirse aile danışmanlığı ve psikolojik destek alın.

3 .Çocuğun sofrada  oyalanması ve yemeğini ağzında bekletmesi karşısında sabırlı olun. Yemek  miktarını artırmak için zorlama ve baskı yapmayın.

4. Çocuğun öğün  aralarında kırıntılarla beslenmesini, abur-cubur, fast food atıştırmasını  engelleyin.

5 .Düzenli saatlerde öğüne alışmasını sağlayın.

6.  Öğünde yemeyen çocuğa arkasından koşarak kaşık kaşık bir şeyler yedirmeye  çalışmayın. Yemeğin sofrada yenmesini alışkanlık haline getirin.

7  .'Kardeşin bitirdi, sen hâlâ yemedin' gibi kıyaslamalar yapmayın.

8  .Yemesi karşılığında takdir edin; fakat ödüle alıştırmayın.

9 .Çocuğun  tabağına yiyebileceği kadar yemek koyun, bazen de azar azar yemek koyarak  tabaktaki yemeğin her bitişinde onu takdir edin. Her çocuğun belirli bir mide  kapasitesi vardır. Çocuğun mide kapasitesi zorla değil; teşvik edici  davranışlarla geliştirilebilir. İsteksiz, zorla yenen gıdaların daha sonra  çıkarıldığı sıktır.

10 .Sofrada yemek hakkında olumsuz  konuşmayın.

11 .Sürekli aynı yemeği pişirmeyin.

12. Besinleri  karbonhidrat, protein ve sebzelerden dengeli olacak şekilde içeriği  zenginleştirerek tüketmeye gayret edin.

13 .Sofranızı şenlendirin, yemek  sırasında olumsuz, üzücü ve rahatsız edici olaylardan söz etmeyin, çocuğun  yaramazlıklarını ve hoşlanmadığınız yanlarını dile getirmeyin, eleştirme,  ayıplama ve suçlamadan uzak durun, sıkıcı, kuralcı ve uzun konuşmalardan  kaçının, ikaz gerekiyorsa espriyle beraber sempatik bir biçimde yaparak sofranın  neşesini kaçırmayın. Bu arada çocukla konuşmak, şakalar yapmak, hikayeler  anlatmak yemeği zevkli hale getirebilir.

14 .Aşırı miktarda inek sütü  vermeyin. Ağırlıklı inek sütüyle beslenen çocuklar tok olduklarından diğer  gıdalara direnç gösterirler. Bu dengesiz beslenme ve genellikle kansızlığa da  zemin hazırlar. Ayrıca ileri yaşamda alerjik hastalık ve diyabet riskinin  arttığı söylenmektedir. Diğer ek gıdaları daha fazla alması için inek sütünü bir  veya iki öğüne indirmek faydalı olabilir.

15 .Çocuğun bireysel gelişimini  destekleyin. Onu sofrada özgür bırakarak kaşığıyla kendi yemesini teşvik  edin.

16 .Azarlama, eleştiri ve şiddetten sakının. Cezalandırılan çocuk  tepkisini size yemek yemeyerek gösterebilir.

17 .Yemekleri iyi pişirin,  lezzetli olmalarına özen gösterin, servisi normal sıcaklıkta yapın. Tatsız  tuzsuz, iyi pişmemiş, kalitesiz yemeğin iştahla yenmesini beklemeyin.

18  .Uygun hava şartlarında çocukları ev hapsinden kurtarın. Açık havada gezinti ve  spor yapmalarını, yemeklerini de bu ortamda yemelerini sağlayın. Yüksek  oksijenli, temiz hava ve yeşil doğa, hayatı monotonluktan kurtarır,  metabolizmayı canlandırır, iştahı açar.

19 .Muhtemelen çocukken sizinde  iştahsız olduğunuzu ve anne babanızın sizin için endişe ettiğini  düşünün.

20. İştah şurubu adı altında satılan ilaçlardan uzak durun. 

belgesi-2126

Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Az Ye,Çok Hareket Et

Beslenme uzmanları beslenme konusundaki öğütlerin neden sürekli değiştiği ve uzmanların neden genellikle farklı görüşleri savundukları sorusuyla sıklıkla karşılaşır. Gerçekten de, beslenme konusundaki önerilerin bilimsel tartışmaların batağına saplandığı, besin şirketlerinin çıkarları ve hükümetlerin uzlaşmacı tavırları doğrultusunda biçimlendirildiği görülüyor. Öyle olmakla birlikte, beslenmeyle ilgili temel ilkeler konusunda herhangi bir uyuşmazlık söz konusu değil: daha az yiyin, daha çok hareket edin; meyve, sebze ve öğütülmemiş tahıllara ağırlık verin; abur cuburdan uzak durun. Bu ilkelere uyduğunuz sürece beslenme düzeniyle ilgili öteki ayrıntıların önemi yok. Beslenme bülteninin bu sayısını Scientific American'ın Eylül 2007 sayısında çıkan ve çevirisi Cumhuriyet-Bilim Teknik'te yayınlanan diyet ile ilgili bir yazıya ayırdık.

  

Beslenme uzmanları beslenme konusundaki öğütlerin neden sürekli değiştiği ve uzmanların neden genellikle farklı görüşleri savundukları sorusuyla sıklıkla karşılaşır. Gerçekten de, beslenme konusundaki önerilerin bilimsel tartışmaların batağına saplandığı, besin şirketlerinin çıkarları ve hükümetlerin uzlaşmacı tavırları doğrultusunda biçimlendirildiği görülüyor.

Öyle olmakla birlikte, beslenmeyle ilgili temel ilkeler konusunda herhangi bir uyuşmazlık söz konusu değil: daha az yiyin, daha çok hareket edin; meyve, sebze ve öğütülmemiş tahıllara ağırlık verin; abur cuburdan uzak durun. Bu ilkelere uyduğunuz sürece beslenme düzeniyle ilgili öteki ayrıntıların önemi yok.

Bu öneri yıllar boyunca hiç bir değişikliğe uğramadı. 2004 yılında 100 yaşında yaşamına veda eden ünlü kalp uzmanı Ancel Keys ile eşi Margaret'in bundan elli yıl önce koroner kalp hastalıklarından korunmak için insanlara önerdikleri önlemler de benzer türde önerilerdi. Yine de, beslenmeyle ilgili öneriler son derece oynak. Beslenme konusundaki araştırmaların yürütülmesi öylesine güç ki, kesin sonuçlara çok ender ulaşılabiliyor. Sonuçlardaki belirsizlik yorumu gerekli kılıyor. Bu yorumlar da kişinin bakış açısına göre değişiyor ve çoğu zaman bilimsellikten uzaklaşıyorlar.

İnsanların çok farklı besinlerle beslendikleri gerçeği göz önüne alındığında, bu bilimsel belirsizlik pek de şaşırtıcı olmasa gerek. Beslenme düzenlerinin sağlık üzerindeki etkileri kişinin genetik yapısına göre farklılıklar gösterdiği gibi, bu etkiler eğitim, gelir düzeyi, iş memnuniyeti, bedensel zindelik, sigara ve alkol tüketimi gibi unsurlara göre de değişiyor. Bu duruma basit bir çözüm getirmek amacıyla, araştırmacılar tek bir beslenme düzeniyle ilgili unsurların etkilerini birer birer inceliyorlar.

Tek bir besine odaklanan araştırmalar vitamin ya da mineral eksikliğinden kaynaklanan belirtilerin açıklanmasında harikalar yaratmıştır. Ancak beslenme, genetik yapı, davranışsal ve toplumsal unsurların etkisiyle oluşan koroner kalp hastalığı ve şeker gibi süreğen durumlarda bu yaklaşım pek bir işe yaramaz.

Beslenme konusundaki bilimsel araştırmaların bu denli kafa karıştırıcı olması, kısmen araştırmacıların herhangi bir besini tüm öteki unsurlardan soyutlayarak incelemelerinden kaynaklanır. Bu tür araştırmalar kişinin sağlık durumunu tek bir besinin tüketimine bağlı olarak değerlendirdiklerinden "indirgeyici" bir yapı sergilerler. Süreğen hastalıklarda tek bir besin, geniş kapsamlı ve pahalı araştırmalar dışında, hastalık riskini ölçülemeyecek denli az miktarda etkiler. Nitekim, kısa bir süre önce Kadın Sağlığı Girişimi tarafından yapılan ve az yağlı beslenme düzenlerinin kalp hastalığı ve kanser üzerindeki etkilerini inceleyen araştırma da, katılımcıların kısıtlayıcı beslenme düzenlerine uyum sağlayamadıklarını ortaya koymaktaydı. İnsanlar kafeslere kapatılıp belli formüllere göre beslenemeyeceklerinden, araştırma kapsamındaki deneysel ve denetim gruplarının beslenme düzenleri giderek birbirlerine yakınlaşmakta ve farklılıklar uzun erimde en incelikli istatistiksel yöntemlerle bile belirlenemez duruma gelmektedir.

ŞİRKETLERİN ALDATMACASI

Besin şirketleri elde edilecek sonuçlardan yola çıkarak ürünlerini satabildiklerinden, besinlerin tek başına araştırılmasını yeğler. Bir vitamin eklemesiyle şekerlemeler sağlıklı ürünler olarak pazarlanabilir. Abur cubur yiyeceklerin paketlerinde öne sürülen sağlığa yararlı özellikler tüketicilerin dikkatini dağıtır. Öyle ki, ürünün içerdiği kalori miktarı hiçe sayılır. Böylesi bir uygulama önemlidir, çünkü obezliğin özünde kaloriler yatmaktadır. Obezlik, insanların yaktıklarından çok daha fazla miktarda kalori almaları sonucunda ortaya çıkan bir durumdur.

ABD'de obezlik oranları 1980'lerin başlarında yükselişe geçti. Toplumbilim uzmanları bu eğilimin "kaloriler içeri" yönünü genellikle, evde pişirilen yemeklerden çok daha fazla kalori içeren hazır yemekleri çekici kılan, yoğun iş temposuna bağlarlar.

Oysa kalorilerdeki bu dengesizliği yaratan başka etmenler de var. 1980'de iktidara gelen Reagan yönetimi sanayide denetimin hızla kaldırılmasına ve tarım sektöründekilerin daha fazla besin üretmelerine yol açtı. Ülkede kişi başına düşen kalori miktarı 1980'i izleyen yirmi yıl içinde günde 3200'den 3900'a çıktı. 1980'lerin başları aynı zamanda hisse senedi sahiplerinin kısa dönemde daha yüksek temettü isteminde bulunmaları, besin şirketlerini zaten aşırı kalori tüketen pazarlardaki satışları daha da artırmaya zorladı. Şirketler satışlarını artırmak amacıyla daha önce kaçınılan davranışları körüklemeye başladı. Bu da zamanla toplumsal normların değişmesine, insanların öğün aralarında daha sık yemelerine ve mağazalarda atıştırmalarına, porsiyonların giderek büyümesine neden oldu.

Süpermarketler, insanlara çok önemli bir toplumsal hizmet sunmakla birlikte, birer sosyal hizmet kurumu değiller. Görevi olabildiğince çok miktarda besin ürünü satmaktır. Süpermarketlerde rafların konumundan, fon müziğin türüne her bir ayrıntı pazarlama araştırmaları esas alınarak tasarlanır.

ORGANİK BESİNLER DAHA MI SAĞLIKLI?

Organik besinler besin endüstrisinde en hızlı gelişen alan. Bunun bir nedeni insanların daha sağlıklı ve besleyici olduklarına inandıkları besinlere daha fazla para harcamaya hazır olmaları. ABD Tarım Bakanlığı "Organik Lisanslı" meyve ve sebze üreticilerinin kimyasal haşere ilaçları, tarım ilaçları, suni gübreler, genetik değişime uğramış tohumlar, ışınlama ya da kanalizasyon atıklarından türetilen gübrelerden yararlanmalarını yasaklar. Denetmenler üreticilerin bu kurallara uyulup uyulmadığına dikkat eder.

Bu alanda daha önce yapılan araştırmalar, organik besin çiftliklerinin hemen hemen geleneksel çiftlikler denli verimli olduklarını, bunların daha az enerji harcayıp, toprağa daha az zarar verdiklerini ortaya koyuyor. Kimyasal böcek ilaçları kullanılmadan üretilen organik besinleri yiyenlerin bedenleri bu kimyasallardan çok daha az zarar görüyor. Organik besin üretme koşulları doğal gübrenin ön bir işlemden geçirilmesini zorunlu kıldığından, organik besinlerin en az geleneksel besinler denli, hatta daha da güvenli olmaları gerekiyor.

Benzer biçimde, organik besinlerin en az geleneksel besinler denli besleyici olmaları gerekir. Organik besinler daha bitek topraklarda yetiştiğinden mineral içeriği daha yüksek oluyor.

Gelgelelim, vitamin ve antioksidanlar söz konusu olduğunda organik besinlerle geleneksel besinler arasındaki farklılıkların gözler önüne serilmesi çok daha güç. Bu tür besin maddelerinin yüksek düzeyde olması, bitkinin genetik yapısına ya da hasat sonrasında olumsuz koşullardan ne denli korunduğuna bağlıdır. Yine de, kimi ön araştırmalar birtakım üstünlükleri ortaya koyuyor: organik şeftali ve armutlar C ve E vitaminleri açısından daha zengin, böğürtlen ve mısır daha fazla antioksidan içeriyor. Bir olasılıkla organik besinlerin daha yüksek düzeylerde besleyici madde içeriyor olabilir. Ne var ki, bu maddelerin insan sağlığında kayda değer bir gelişme sağlayıp sağlamadıkları henüz bilinmiyor. Tüm sebze ve meyveler, farklı bileşim ve yoğunluklarda da olsa, sağlığa yararlı maddeler içeriyor.

 

SÜT ÜRÜNLERİ VE KALSİYUM

Süt ürünlerinin sağlığı nasıl etkilediği ile ilgili sorulara yanıt getirilmesi hiç de kolay değil. Süt çok sayıda bileşkenden oluşur ve süt ya da süt ürünlerini tüketenlerin sağlık durumları yedikleri öteki besinlere ve davranış biçimlerine göre değişir. Ancak bu araştırma alanı, süt ürünlerini sağlığa yararlı ürünler olarak tanıtmaya çalışan ve tersini önerenlere şiddetle karşı çıkan bir sanayi dalını etkilediğinden, özellikle tartışmalıdır.

ABD'ye özgü beslenme düzeninde kalsiyum gereksiniminin yaklaşık %70'ini süt ürünleri karşılar. Kalsiyum kemiklerin oluşumundaki temel unsurlardan biridir. Uzmanlar günlük yitimin karşılanması için kişinin günde en az bir gram kalsiyum tüketmesi gerektiğini öne sürüyor. Bu miktar da herhangi bir eklemeye gerek olmaksızın yalnızca süt ürünlerinde bulunur.

Ancak kemikler yalnızca kalsiyumdan oluşmuyor, güçlü kalabilmeleri için başka besinlerin de alınması gerekir. Fiziksel açıdan hareketli olan, sigara ve alkol gibi alışkanlıkları olmayanların kemikleri daha güçlü olur.

Süt ürünlerinin içindeki besleyici maddelerin etkilerini inceleyen araştırmalar magnezyum, potasyum, D vitamini ve laktoz gibi besleyici maddelerin kemiklerdeki kalsiyum yitimini önlediğini, öte yandan protein, fosfor ve sodyum gibi maddelerin yitimi körüklediğini ortaya koyuyor. Tüm bunlar güçlü bir kemik yapısının salt kalsiyum tüketiminden çok, genel beslenme düzeni ve davranış biçimine bağlı olduğunu gösteriyor.

Görünüşe bakılırsa, fazla kalsiyum tüketmeyen toplumlarda kemik kırık ve çatlaklarına daha az rastlanıyor! Uzmanlar bu duruma kesin bir açıklama getiremeseler de, bir olasılıkla bu toplumların beslenme düzenlerinde protein, sodyum ve fosfora daha az yer verildiğine ve buna bağlı olarak kalsiyumun daha etkili olduğuna inanılıyor. Kemik erimesine en çok rastlanan toplumların süt ürünlerini en çok tüketen toplumlar olması, kalsiyum dengesinin çok sayıda unsura bağlı olduğu gerçeğini açıkça gözler önüne seriyor.

ET TARTIŞMASI

Ete karşı olanlar yüksek kolesterol, kalp hastalığı, kanser ve başka hastalıkların baş sorumlusu olarak eti suçlarken, kimileri de bu görüşü destekleyecek yeterince bilimsel kanıt olmadığına dikkat çekerek et ürünlerindeki protein, vitamin ve minerallerin sağlığa yararlı özelliklerini vurguluyor. Nitekim gelişmekte olan ülkelerde yapılan araştırmalar büyüme çağında olsa etle beslenen çocukların çok daha sağlıklı olduklarını ortaya koyuyor.

Ancak hayvansal yağlardaki, özellikle de sığır etindeki doymuş yağlı asitler oranı bitkisel yağlardan çok daha yüksek olduğundan beslenme uzmanları günlük doymuş yağlı asit tüketiminin 20 gramı aşmaması gerektiğine parmak basıyorlar. Sığır eti yiyenler rahatlıkla bu miktarın üzerine çıkıyor. Örneğin, en küçük McDonald's çizburgeri bile 6 gram doymuş yağ içeriyor.

Et ile kanser arasında bir bağlantı olabileceği savı üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar sonucunda bile, asıl sorumlunun yağ mı, yoksa doymuş yağ, protein, ya da etteki kanserojen bir madde mi olduğu sorusuna kesin bir yanıt getirilemedi. 1990'ların sonlarında uzmanlar yalnızca sığır etinin kalın barsak ve anüs kanserleri riskini arttırabileceği, meme, prostat ve öteki kanser türlerinde de olumsuz etkiler yaratabileceği sonucuna vardılar. Bu bulgular ışığında, Amerikan Kanser Derneği artık et porsiyonlarının küçük tutulmasını ve yerine tavuk, balık ya da fasulye tüketimine ağırlık verilmesini öneriyor.

BALIK VE KALP HASTALIKLARI

Yağlı balıklar uzun zincirli omega-3 yağ asitleri içeriği açısından en zengin kaynaklardır. 1970'lerin başlarında Danimarkalı araştırmacılar Grönland'da yağlı balık, fok ve balina ile beslenen yerli topluluklarda kalp hastalıkları oranının şaşırtıcı derecede düşük olduğunu ortaya koydular. Bu durum besinlerdeki omega-3 yağ asitleri içeriğinin koruyucu etkisine bağlanmakla birlikte, daha sonra yapılan araştırmalarda bu görüşü destekleyecek herhangi bir kanıta rastlanmadı.

İri, yağlı balıklardaki metil cıva ve öteki zehirli madde birikimi bir olasılıkla daha fazla olduğundan, bu balıkların yenmesinin yararlı mı, yoksa zararlı mı olduğu sorusunu da beraberinde getiriyor. Balık üreticileri, doğal olarak, omega-3'ün sağladığı yararların balık yemenin doğuracağı riskleri gölgede bıraktığını öne sürüyorlar.

Ancak omega-3 yağlarıyla ilgili bağımsız araştırmalar bile farklı biçimlerde yorumlanabiliyor. Araştırmalardan elde edilen bulgular son derece tutarsız olduğundan, balık yeme konusundaki öneriler de birbirini tutmuyor. Amerikan Kalp Derneği erişkinlere haftada en az iki öğün yağlı balık önerirken, Amerikan beslenme kılavuzlarında balık yemenin kalp ve damar hastalıklarından ölme riskini azalttığı yönünde henüz yeterli kanıt bulunmadığına dikkat çekiliyor.

GAZLI İÇECEKLER VE OBEZLİK

Şekerler ve mısır şurupları süpermarketlerde satılan yiyeceklerdeki kalorilerin büyük bir bölümünü oluştururken, içeceklerdeki kalorilerin tümünü oluşturuyor. Çok sayıda araştırma da düzenli olarak şekerli içecekler içen çocukların içmeyenlere kıyasla daha fazla kalori aldıklarını ve daha şişman olduklarını ortaya koyuyor. Yine de, şekerli içeceklerin obezliğe etkileri yoruma açık bir konu. Kimi araştırmalar gazlı içeceklerin hem çocuklarda hem de erişkinlerde obezliği körüklediğini ortaya koyarken, kimileri bu tür içeceklerin obezliğin oluşmasında özel bir payı olmadığı sonucuna varıyor. Tüm bu örnekler beslenme biliminin neden öylesine tartışmalı bir konu olduğunu açıkça gösteriyor. Araştırmacılar beslenme konusunu incelemek için daha etkili yollar buluncaya dek, daha az yemek, daha çok hareket etmek, bitkisel besinlere ağırlık verip, abur cuburdan kaçınmak yine de en akılcı çözüm olacak gibi görünüyor.

 

Kaynak: Scientific American
belgesi-2157

Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Yumurtanın Yararları

120 obezle yapılan bir araştırmada, kahvaltıda 2 yumurta yiyen ve haftada en az 5 gün düzenli olarak kahvaltı eden hastaların aynı kalori miktarıyla farklı bir diyet uygulayanlara oranla 2 kat kilo verdiği ve bellerinin yüzde 83 inceldiği ortaya çıktı.
Faydaları gün geçtikçe ortaya çıkan yumurtanın kilo vermeye de yardımcı olabileceği düşünülüyor. Yaklaşık 120 aşırı kilolu erkek ve kadın hasta arasında yapılan bir araştırmanın sonuçları, yumurtanın yeni bir faydasını ortaya çıkardı. İki ayrı gruba ayrılan hastalardan birinci grup kahvaltıda 2 yumurta tüketirken, ikinci grup aynı kalori ve yağ oranlarında baget ekmek tüketti. Yaklaşık 8 hafta süren araştırmada, katılımcıların haftada en az 5 sabah düzenli olarak kahvaltı etmeleri sağlandı. Bu kahvaltı menüleri 1000 kalorinin altında tutuldu ve yağ açısından düşük seviyeli yiyecekler tüketildi.

Baget ekmek yiyen gruba oranla kahvaltıda yumurta tüketen grupta şu farklar göze çarptı;
 Diğer gruba oranla yaklaşık 2 kat daha fazla kilo verdiler.
 Bel ölçülerinde diğer gruba oranla yaklaşık yüzde 83 daha fazla incelme kaydettiler.
 Daha enerjik ve güçlü hissettikleri belirlendi.

Bu bağlamda sabahları yumurta, gibi lösin amino asidince zengin protein tüketen kişilerin, kahvaltılarında karbonhidratça zengin bir diyetle beslenen kişilere kıyasla iki kat daha fazla yağ kaybettikleri belirlendi.

İki grubun HDL ve LDL kolestrol oranlarına bakıldığında büyük farklara rastlanmadı. Aynı zamanda trigliserid oranları da aynı düzeylerde görüldü. Sonuç olarak, sağlıklı bir vücuda sahip bir kişinin yumurta yemesiyle kalp krizi riski arasında bir oran olmadığı belirlendi.
Yumurta yiyerek kendinizi daha uzun süre tok hissedebilirsiniz..
Yapılan bir başka çalışmada; güne bir yumurta yiyerek başlayanların ertesi günkü öğle yemeğine kadar aldıkları kalorinin, yumurta yiyerek güne başlamayanların aldıkları kaloriye göre daha az olduğu ortaya konmuş.

belgesi-1996

Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Çayın Tarihi Ve Çeşitleri

Binlerce yıl önce Çin'in ilk imparatorlarından Shen Yung çay bitkisinin tesadüfen sıcak suya düşmesine şahit olur. Bunun büyüsüne kapılır ve sürekli çay içer. Avrupa çayla 1600'lü yıllarda tanışır.

Günde ne kadar çay içiyoruz?

Bir çay firması tarafından verilen bilgiye göre Türkiye'de çay, sudan sonra en çok tüketilen ikinci içecek. Nüfusun yüzde 96'sı her gün çay içiyor. Türkiye'deki pazarın yüzde 83,8'ini demleme çaylar oluşturuyor.

Peki günde kaç bardak çay içmek ideal?

Orta demde 10 bardak çay içebilirsiniz. Ama daha fazlası kabızlık yapar.

Çayın beyazı olur mu?

Schiller Chiemsee Genel Müdürü Alp Güven hafif ve yumuşak içimli beyaz çayın Çin'in Minjiang Nehri'nin verimli sularıyla beslenen Fujian Dağları'nın durgun ikliminde yetiştiğini söylüyor. Kafein miktarı düşük bir çay, meyvemsi tadı var. Nadir olduğu için fiyatı pahalı. Şöyle söyleyelim; pek çok şeyin çok ucuza satıldığı Çin'de beyaz çayın kilosu 150 dolar. Türkiye'de Schiller Chiemsee ve Lipton'da bulabilirsiniz. Bu çayın kanserden koruduğu, damar sertliğine iyi geldiği belirtiliyor.

Bitki ya da meyve çayı açık satın alınabilir mi?

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada 'Açıkta satılan bitkilere güvenilmez' diyerek şöyle devam ediyor? 'Kesinlikle satın almayın. Gerçek bitki olmayabilir, zehirleyebilir. Ya etkisiz ya da zararlıdır. Örneğin açıkta satın aldığı papatya çayından zehirlenen var. Bitki sağlıklı koşullarda mı yetiştirildi? Yol kenarından toplanmış olabilir. Egzozdan çıkan kurşun olabilir, nasıl kurutuldu bu da önemli.'

Çay yararı nedir, kimler içmeli?

Siyah çay kafein nedeniyle enerji sağlar, antioksidandır vücudun yaşlanmasını önler. Ayrıca şekersiz içilmesi kaydıyla diş çürümesini engeller. Enerji nedeniyle kalp tansiyon ve mide hastalarına içmesi önerilmez.

Yeşil çayın antioksidan etkisi siyah çaya göre daha yüksek. Ayrıca yağ yakıcı etkisi var. En önemli özelliği ise antikanser etkisi. Çin'de yapılan araştırmaya göre yeşil çay içenler arasında meme ve pankreas kanserinde yüzde 50'ye var daha azalma tespit edilmiş. Uzmanlar hamilelerin yeşil çay içmesini uygun görmüyor.

Peki hangi bitki çayı neye yararlı?

Erdem Yeşilada 'Bitki çayıyla tedavi olmaz, bazı şeylere yardımcı olur' diyerek bitkilerin özelliklerini şöyle sıralıyor:

Ihlamur: Soğuk algınlığını geçiremezsin ama iltihap giderici özelliği var ve şikayetleri azaltır.

Ekinezya: Etkili bileşenleri suda çözülmez. Çay olarak kullanılmaz.

Papatya: Sakinleştiriyor.

Yasemin: Etkisi yok, keyif çayı.

Zencefil: İltihap giderici. Safra söktürür, hazmı kolaylaştırır. Safra taşı olanlarda ve safra kesesi olmayanlarda ağrı yapar. Hamileler günde en fazla bir bardak içebilir.

Tarçın çayı: Şeker düşürücü etkiye sahip.

Meyve çayları: Aromalı keyif çayı.

Nane çayı: Tıbbi nane sindirimi kolaylaştırır.

Rezene: Sindirimi kolaylaştırır, gazı giderir.

Form çayları gerçekten zayıflatıyor mu?

Bu sorunun yanıtını yine Prof. Dr. Erdem Yeşilada veriyor: 'Form çaylarına güvenmem. Vücuttaki sıvıyı attırmaya yarar. Kadınlar tonlarca krem alıyor antiaging için sonra zayıflama çayıyla vücuttaki suyu atıyor. Dibi delik bir havuzu doldurmaya çalışmak gibi bir şey. Kimse içmemeli. 7-8 günden fazla bağırsak yumuşatıcı kullanılmaz çünkü kolon kanserine davetiye çıkarabilir. Bu çaylar da böyle bir tehlikeye sahip.'

Çayı süt ilave ederek mi içmeli yoksa limonla mı?

Prof. Dr. Erdem Yeşilada kesinlikle uyarıyor: 'Sütle çay içilmez.' Neden? 'Sütlü çay hazmı en zor besinlerden biridir. Sütte protein, çaydaki içindeki maddelerle birleştiğinde protein kompleksi meydana getiriyor' diyor. Yeşilada çayı limonla içmenin zararı olmadığını söylüyor.

Earl Grey sadece çay adı mı?

Bergamot aromalı çay türü olarak tanıdığımız Earl Grey aslında İngiltere başbakanı. 1830-34 yılları arasında İngiltere'de Başbakanlık yapan Earl Grey'in bu çayı diplomatik bir hediye olarak aldığı rivayet edilir. Nasıl bir diplomatik hediye diye sorarsanız; Grey'in adamları bir Çinli'nin oğlunu boğulmaktan kurtarınca onlara Çinliler tarafından çay hediye edildi. Earl Grey bu çayı o kadar beğendi ki çay tüccarı Twinings şirketinden buna benzer bir çay hazırlamasını istedi. Böylece Earl Grey ortaya çıktı.

 

belgesi-2010

Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Zayıflatan 5 Süper Yiyecek

Bazı besinlerle kilo vermek gerçekten zordur. Bu besinler yeniden yeme isteği oluşturur (“bir daha yiyeyim!”), kan şekerinizle savaşır ve sonuçta galip geldiğinde beliniz kalınlaşır. Fakat bazı besinler bunun tam tersi tepki verirler. Mutlaka brokoliyi ve yaban mersinini duymuşsunuzdur, bunlar sizin bedeninizi dengede tutar. Bu yiyeceklerinizi günlük diyetinizin bir parçası haline getirin ve kilolarınız kayboluşunu izleyin.
1. Greyfurt: Hiç greyfurt diyetini denediniz mi? Uzun araştırmalar sonucunda greyfurt kilo savaşçısı olarak ün kazandı. Son zamanlarda Kaliforniya Scripps Kliniği'ndeki bilim adamları greyfurdun etkileri üzerinde yaptıkları çalışmalarında yemekten önce yenilen yarım greyfurtun, kilo vermeye yardımcı olduğunu buldu. Buna göre greyfurt kapsülleri, greyfurt suları içmek ve greyfurt yemek kilo vermede çok etkili. Bu 3 şık arasında en iyi etkiyi gerçek greyfurt sağlıyor. Bunlara ek olarak greyfurt içerisinde kanserle savaşan liminoids ve lycopene içerir. Kırmızı greyfurt da insan vücudundaki kolesterol oranını düşürmeye yardımcı olur. Bir greyfurdun yarısı sadece 39 kaloridir.
2. Sardalya: Sardalya bu zamana kadar ki en sağlıklı besindir ve kilo vermek için çok iyi bir ortaktır. Her şeyden önce Sardalya protein yüklü bir besindir ve kan şekerini dengeleme özelliğine sahiptir. Tam ve yenilenmiş bir metabolizmaya sahip olmanızı sağlar. İkinci büyük deposu omega 3’ tür. Sadece kardiyovaküler bölgeyi güçlendirmekle kalmaz moral ve motivasyonunuzu yükseltmenizi sağlar. (İyi hissetiğiniz için abur cuburdan uzak durmaya başlarsınız.) Sardalya besin zincirinde türüne az rastlanacak derece zarar verici özelliği en az olan bir besindir.
3. Balkabağı: En iyi kilo verdirebilecek besinler arasındadır. Uzun süre konserve halinde saklanılmış balkabağında yüksek olanda lif vardır ve buna karşılık 40 kalori kadar düşük bir kalori oranına sahiptir. Uzun araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre, lifler insan sağlığı için çok önemlidir ve kilo düzenlenmesinde de büyük yararları bulunur. Balkabağı dünyada yetiştirilmesi en kolay sebzelerdendir. Tatlandırıcılarla tatlandırıp, bir tutam tarçın, badem ve hindistan cevizi ekleyerek kan sekerinizi düşürebilirsiniz.
4. Sığır eti: Et çok iyi bir diyet besinidir çünkü içinde antibiyotik, steroid ve hormon içermez. Eğer etten kendimizi sakınırsak kötü sonuçlarla karşılaşabiliriz. Yüksek protein diyetleri çeşitli sebeplerden dolayı kilo kaybına neden olur. İçerdiği protein metabolizmayı uyarır, daha uzun süre tok hissettirir ve iştahınızı azaltır. Ayrıca, sığır eti yüksek miktarda omega 3 içerir bu da size sağlıklı bir hayat kazandırır.
5. Yeşil çay: Besin değeri taşımayan bitki kilo vermenizi hızlandırır ve incelmemizde bize çok yardımcı olur. Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığımızı destekler, sindirime yardımcı olarak kan şekerini ve vücut sıcaklığını ayarlar. Metabolizmayı hızlandırı, yağ oksidasyonunu artırır. Bu şekilde kilo vermemizde bize yardımcı olur. Bazı araştırmalara göre günde 5 fincan yeşil çay kilo vermek için sihirli bir dokunuş, rahatlamak için iyi bir yoldur.

 

belgesi-1932

Kategori: Beslenme Yorum yok
18Nis/110

Su İçmeyi İhmal Etmeyin

SU İÇMEK İÇİN SUSAMAYI BEKLEMEYİN                                                                                             
 Yorgunluk
 Ciltte bozulma
 Kabızlık
 Baş ağrısı
 Adalelerde ağrılar

Bu şikâyetlerden bir ya da bir kaçı sizde var mı? Saydığımız rahatsızlıklar, aklınıza bile gelmeyecek çok basit bir nedenden kaynaklanıyor olabilir; “Yeterince su içmemek”

Vücudumuzun % 75’i sudan oluşuyor ve su bütün organlarımızın düzenli çalışmasında etkili. Zinde bir bedene sahip olabilmek için bedenimizi suya doyurmamız gerekiyor. Uzmanlar yetişkin bir insanın günlük su ihtiyacının 1,5-2 litre olduğunu belirtiyorlar. Yaz aylarında bu miktar daha da artıyor.

BOL SU İÇMEK BİZE NE KAZANDIRIYOR

Suyun, bedende besinlerin taşınmasından, vücut ısısının ayarlanmasına; kan hacminin korunmasından, toksinlerin atılmasına kadar pek çok işlevi var. Yeteri kadar su içmek sağlığımız için elzem olduğu gibi, yapılan araştırmalar göstermiş ki, bol su alımı bazı hastalıklardan korunmamıza da yardımcı oluyor. Mesela soğuk algınlığı, kabızlık, idrar yolları enfeksiyonları, böbrek taşları oluşumu gibi hastalıklara yakalanma riski bol su içimiyle azalıyor. Aslında sadece bu hastalıklar değil, dolaşımın düzgün olması, hücrelere ve organlara yeterince enerji taşınması, toksinlerin atılması gibi nedenlerle pek çok hastalık engellenmiş oluyor. NCI ( Uluslararası Kanser Enstitüsü) yaptığı çalışmada günde 5 bardak veya daha fazla su içen kadınlarda kalın bağırsak kanseri gelişmesi, 2 bardaktan daha az su içen kadınlara göre % 45 daha düşük bulunmuş. Harvard Halk Sağlığı Yüksekokulunun araştırmasında çok sıvı ve özellikle su tüketenlerde safrakesesi kanser riskinin de azaldığı tespit edilmiştir. Bol su tüketimi idrar yolu ve mesane kanserini önlemede de etkili. Bol su, bedenin yağ depolamasını da azaltıyor.

ÇAY-KAHVE SUYUN YERİNİ TUTMUYOR
Pek çoğumuz gün boyu bol miktarda çay kahve tüketiriz. Belki onlar da sudan oluşuyorlar ama, kafein içerdikleri için, böbrekleri uyarırlar ve sonuçta içilen su kadar sıvı vücuttan atılarak hiçbir yarar sağlamaz. Belki hafif bitki çayları biraz daha faydalı, fakat yine onlar da saf suyun yerini tutmuyorlar.

SUSAMAYI BEKLEMEYİN

İnsanların çoğu su içmek için susamayı beklerler, yeteri kadar da su içmezler. Susuz kalan bir vücutta kanın akışkanlığı azalır, vücut güçsüz ve yorgun düşer, hatta kanın beyne akışı yavaşladığından zihin de bundan etkilenir, insanın dikkati azalır. 

KENDİNİZİ BOL SU İÇMEYE ALIŞTIRIN

Eğer bol su içmek gibi bir alışkanlığınız yoksa, yavaş yavaş buna kendinizi alıştırmalısınız. İlk zamanlarda sık tuvalete gitme ihtiyacı olabilir, ama bu sizi rahatsız etmemeli. Çünkü bir süre sonra vücudunuz alışır ve bu durum normale döner.
•        Günde en az 1,5-2 litre su içmeyi hedeflemelisiniz. Mümkün olursa bu miktardaki suyu bir sürahi veya şişeye doldurup, günün sonuna dek bitirmeyi deneyin.
•        Sabahları güne ılık veya sıcak su içerek başlayın. Bu, güne daha aktif başlamanıza yardım edecektir. En az 1 su bardağı suyunuza, limon ya da 1 kaşık elma sirkesi ilave ederseniz, suyunuz daha da faydalı hale gelecektir. 1 su bardağı su yetmiyorsa 2 bardak için. 
•        Klorlu sudan uzak durun. Mümkünse kaynak suyu için.
•        Çok soğuk, buz gibi  bir su vücudunuza zararlı olabilir. Oda sıcaklığındakini tercih edin.
•        Suyunuzu mümkünse cam şişelerde, sürahilerde bekletin. Sürahinizin içine koyacağınız bir parça çam çırası, hem suyun mikrobunu kırar, hem de suyunuzu içerken mis gibi bir orman havası hissetmenize neden olur.
•        Eğer hava sıcaksa ya da bedensel aktiviteniz fazlaysa içtiğiniz suyu daha da artırın.
Size tavsiyem en az bir kaç hafta düzenli olarak bol su içmeyi denemeniz. Susamayı beklemeden günde en az 2 litre su için. Enerjinizin arttığını, yorgunluklarınızın azaldığını, hafiflediğinizi hissedeceksiniz. Bir süre sonra cildinizin güzelleştiğini, pürüzlerin kaybolduğunu da göreceksiniz. Ve bunu deneyip bırakmayın sakın. Bir yaşam felsefesi haline getirin. Hayat kaynağı suyla, hayatınızı güzelleştirin.

 

belgesi-1943

Kategori: Beslenme Yorum yok