Sanat – Bilim Egitimi ve Yaraticilik-1

Sanat – Bilim Egitimi ve Yaraticilik-1

Taninmis bir sanatcimizin ogrencilerine ait olan bir sergiye gitmistim. Odanin ortasinda kendi etrafimda donerek izlerken calismalari, birinin onunde duraladim. Resim, hocanin mi yoksa ogrencisinin mi diye bir turlu karar verememistim cunku. Sergiyi bekleyen bir hanim resme surekli baktigimi gorunce " o resim, hocanin en basarili ogrencisinin " dedi. Basariya bakalim, hocanin calismasina en cok benzeyen, yani tamamen kendi kisiligi yok olup hocanin yapisina burunen ogrenci en basariliydi. Ayni sekilde bazi ders isleme tarzlari da boyle sonuclara cikabiliyor. "Biz biliriz, siz karar veremezsiniz" sozleriyle bitirilen dersler gibi. Bu tarz, Lise duzeyinde "Desen Calismalari" ve "Resim Atolye" dersinde yapilan calismalarin salt gozleme ve yinelemeye dayali olmasi, tasarimin, yaraticiligin bulunmamasi , ayni anlayisin bazi guzel sanat fakultelerinde de devam etmesi , "yaraticilik sonra gelir" diye soylenmesiyle surup gidiyor.

Nitekim tum bunlar, ogretmen yetistirmeyen okullardan mezun olup pedagojik formasyon almadan, ustelikte hicbir deneyime sahip olmadan bir yerlere getirilmenin bedelini ogrencinin odemesi seklinde noktalaniyor tabii. Nasil iyi bir profesor iyi bir yonetici olacak demek degilse, iyi bir sanatci da iyi bir sanat egitimcisi olacak anlamina gelmez. Cunku, bunlarda ayri bir ozellik ve birikim ister. Nitekim iyi, basarili bir egitimin ilk nuvesini oncelikle idareciler ve sonra da egitimciler olusturur. Bu, her alanda gecerlidir.

100-500 ogrenciyle Sanat Egitimi gerceklestirme istemi dersi, derslikten cikarip katilimsiz konferansa cevirme yada tarih dersi gibi sunma sekline donduruveriyor.Yani bireysellikten irak kitleye hitap eden bir ders konumu soz konusu oluveriyor. Halbuki F. NIETZSCHE, "Kim temelde ogretmense, ogrencileriyle ilgili butun her seyi ciddiye alir, kendini bile" diyor ve ekliyor "yetenekli olmak yetmez: buna izin vermemizde istenir". "Bilgi icin bilgi"-ahlakin kurdugu son kapan: Insan bir kez daha tumuyle bu kapana kisiliyor". (F. NIETSCHE)

Ama bu arada ogretmen yetistiren Egitim Fakultelerinde yapilan son degisiklik ile uygulamanin neredeyse sifir noktasina indirgenerek salt teoriye yer verilmesi ciddi sorunlar yaratacaktir. Hepimiz de biliriz ki yaparak yasayarak ogrenme en onemli ogrenme bicimidir. Uygulama dersi esnasinda ogrenilecekler, teori dersinde ogrenilecekler kadar onemlidir. Cunku ogretmen adayi da ayni yontemle ogrencilerine hitap edecektir. Ancak atolye bulabilirse. Her seyde denge onemlidir. Tabii ki kulturlu ve nasil ogretmesi gerektigini bilen , farkli yontemlerle ogretim yapan ogretmen isteriz ama bunun da dozu ve cok yonlulugu onemlidir. Ogrencinin modeli ogretmendir cunku. Ogrencinin kafasini bilgiyle yada cizgiyle doldurmaniz onemli degildir. Onemli olan ayiklamaktir. Ogrenciyi kendi kisiligi, kendi alani cercevesinde zenginlestirmek yerine ogretmenin kisiligine cevirmek, tabii cevirirken de ogrenci bireyselligini yok etmek yarar degil zarar vermekten baska ise yaramayacaktir. Hizlandirilmis egitimin Resim Bolumunden mezun bir arkadas tablo yapmadan okulu bitirdim, simdi cocuklara ne ogretecegim diye yanima gelmis yaptigim butun ders planlarini da almisti. Ayni sekilde kitap incelemeden Turkce Bolumunden mezun olan bir arkadas ta ogrenciye ne ogretecegim diye kivraniyordu bir zamanlar. Iste gelinen sonuc budur.

Idarecilik motive etmedir, gudulemedir, tesvik etmektir. Sanat egitiminin sonuclarini sergileme ogrenciye ivme kazandirmadir. Cunku bu, egitimin tamamlayici parcasidir. Ancak yonetici olarak getirilen bireyin bu tur etkinliklerin egitimin onemli bir parcasi, tamamlayicisi ve gerekli oldugunun ayirtina vararak desteklemesi gerekir. Tam tersi cesitli bahanelerle baltalamak yerine uygulatan olmalidir. Sanat egitiminde ogrencinin rolu kadar ogretmenin de rolu onemlidir.

Sayin Idil BIRET "iyi piyano calabilirim ama iyi bir sanat egitimcisi olamam" demistir. Bu durumda sanatci olmak ayri bir seydir sanat egitimcisi olmak baska bir seydir. Iyi bir sekilde psikoloji bilmek ve egitimle ilgili yayinlari takip etmek gerekir. Bir degerlendirmede bile onunuze cikiveriyor bu bilgiler. Eger yoksunsaniz bu bilgi ve deneyimden ogrenci calismalarini birbiriyle mukayese ederek degerlendirme yaparsiniz ayrica ogrenciyi degil hocasini degerlendirirsiniz. Bu da gosterir ki ogrenci yok, hoca var. Halbuki degerlendirmeler her ogrencinin kendi alt yapisina, gayretine vs. gore yapilir. Kassel Universitesinden Prof. BOSH’a Universiteye 25 ogrenci almasini soylemisler. Basvuru 400 kisi olmus ve BOSH hepsini almis. Itiraz edilince de "yeteneksiz insan yoktur, farkli yeteneklerde insan vardir" demis. Tum egitimcilerin bu ayricaligi bilmeleri gerekir. Secme, yorumlama ve yenileme cercevesinde ogrenci bir kavrami, bir duyguyu, dusunceyi, bir algiyi kendi sectigi malzemeyle gerceklestirir. Ama bu secim egitimci tarafindan yadsinirsa ogrenci kisiligi de yadsinmistir demektir. Ortak calismanin boyutu cok onemlidir. Ancak kisiligi , begeni zorlamasina tasimamalidir. H. READ "estetik duyarliligin egitilmesi, egitimin en onemli ve temel gorevlerinden biridir" der. Bu gorevde ogrenciye yaklasim bicimi onemlidir. Insandaki enerjiyi, yaratma istegini bir yere kanalize etmek egitimle olur. Burada onemli olan bu enerjinin dogru alana kanalize edilmesidir. Iste genelleme yapacak olursak Bilim Egitiminin yaninda Sanat Egitimi de bu nedenle gereklidir. H. READ " iyi sanat eseri yaratilmasi degil, daha iyi insanlar ve toplumlar yaratilmasi amac edilmelidir" der.

I. SAN ise "Sanat Egitimi kisiligin uyumlu bir butun olarak gelisimi surecinde bireydeki yaratici ve uretici guclerin gozetilip gelistirilmesini amaclar" demektedir. Eger ogretmenin elestirilerinde kullandigi tek sozcuk ogrenci tarafindan yuz sozcuge cevirebiliyorsa kisiligi dogrultusunda gelisecektir ama eger ogretmenin yuz sozcugu ogrencide bir sozcuk olarak kaliyorsa ogretmenin kisiligi ogrencide devam edecek demektir. Demek ki tek kitap tek insan degil, arastirma cogulculugunda calismak gerekir. Bu anlamda yaklasimlar ve yontemler onemlidir. Nitekim hicbir zaman ogretim yontemi tek degildir. Hele soz konusu Sanat Egitimiyse. Cunku bu egitimin, bireysel ayricaliklara gore yapilmasi gereklidir. Yani yontem tahtaya cizilen sablonun yinelenmesi degildir. Secilen malzeme yaraticiliga atilan adimlardan biridir. Bu nedenle onerilen tek tip malzeme ogrencinin yaraticiligina, beklentisine hitap etmeyebilir. Bu yuzden ogrencinin tercih ettigi alanla ilgili malzeme kucumsenmemelidir. Tam tersi yaraticilik baglaminda bir alanda ogretilenlerin diger alanlarla iliskilendirilmesi ogrenciye zenginlik katacaktir. "Trenle mi geldin fotografinla mi" diyen J. BERGER, "butun fotograflar bir ulasim bicimi, yoklugun dile gelisidir" diyerek malzeme cesitliliginin onemine de bir ornek vermistir bence.

Her seyde oldugu gibi Sanat Egitiminde de tek cozum, tek yontem yoktur. Ayrica ayni kavramlari tasiyan diger sanatsal alanlara aktarimda da engelleyici degil destekleyici olmak gerekir. Ancak bu, yine de her alanin ozelliginin birebir ayni olacagi anlamini tasimiyor tabii ki. Sadece ortak olan paydalarda birlesmek, ayri olanlarda bilgilendirerek zenginlestirmek olmalidir. Bunun icinde egiticinin oncelikle ogrencinin bireysel ayricaliklarindan haberi olmasi ve cok iyi Psikoloji, Felsefe bilmesi gerekir. Bu baglamda ancak alanlara ve kisiliklere dogru hitap edilebilir. Yani beyinleri doldurmak yerine, secmeye olanak saglamaktir aslolan. Nitekim metin yazari E. Mc CABE yaraticilik anahtarinin yalinlikta yattigindan soz eder. Gozumuz bile cevremizde gordugumuz yiginla yazidan, elemanlardan secim yaparken Sanat Egitiminde, neden ona secim yapma firsati tanimiyoruz? Ogrenciden yenilikci, bireysel bir yaklasim beklenmelidir. Ogretim elemaninin kisilik tekrari degil.

Yaraticilik her alanda bilinmeyeni bulma, ozgun olma, her yeni karsilasmaya, probleme farkli cozumleme ugrasisidir. "Yaraticilik bir tur meydan okumadir." ( E.BECER) Bunlari yaparken baska alanlardan beslenme gerekir. Tum bunlarin yerini bulmasi ve degerlendirilmesi de ogrenciyi arastirmaya yoneltme ve daha cok secenek sunmalarini saglamakla olur. Cok konu yerine yeterli konu ve bunun arastirilmasi, fazla olasilik ve seceneklerin olmasina dikkat edilmesi, yonlendirilmesi soz konusudur, mudahale degil. Sinirlari zorlamak aliskanliklari sorgulamak… Iste Sanat Egitimi budur bir anlamda.

W. BERNBACH, "yaraticilik bir disiplin sorunudur" der, evet Sanat Egitimi bir disiplin egitimidir. Ogrenciyi calisma tarzinda ozgur birakmak ama calismasindan disiplin istemek. Ancak bu disiplinle dusunsel derinlik ve estetik problemlerde tasarimlar yaratilabilir. Yaraticilik disiplinle ortusur.

Yonetmen L. ERNST, "yaraticiligin daha once hicbir araya gelmemis iki kavram ya da nesneyi orijinal bir bilesim olusturan ucuncu bir kavram ya da nesneye donusturme becerisi oldugunu" belirtmistir. Yaratici bireyler ozgurlugune duskundur, yetilerini alisilmadik bicimde deneyimleyerek farkli sekilde aktarirlar. Yaratici birey bilgiyle donatilmalidir. Oregon Universitesinden J. D. EWAN en fazla kaynaktan yararlananin en yaratici oldugunu iddia eder. Sentezleme ve analizi cok iyi kotaranlar daha yaratici bireylerdir. Yaraticilar, olanaklari zorlar. Ozunde farklilik yatar. Onceden birbiriyle iliskisi olmayan kavram ve gorsel unsurlar arasinda baglantilar kurma yetenegidir yaraticilik. Tabii hayal gucu olmadan da dusunce uretilemez. Yaratici insan okuyan, gozlemleyen, dinleyen ve arastiran bireydir.

Kaynak: Yildiz Teknik Universitesi Sanat ve Tasarim Fakultesi Ogr. Gor. Tulay CELLEK
belgesi-1509

Belgeci , 2422 belge yazmış

Cevap Gönderin